|
Seçim senaryoları | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Irak seçimlerinde başarının ölçütü oy kullanan sayısından ziyade, kimlerin oy kullandığı olacak.
Eğer ülkenin Sünni Arap azınlığı büyük ölçüde oy vermeye gitmezse bu seçimin meşruiyetini gölgeleyebilir. En kötümser senaryo, meşruiyeti olmayan bir seçimin ülkeyi iç savaş ve bölünmeye sürüklemesi. Ancak birçok yorumcu Irak politikasının Sünni-Şii bölünmesinden ibaret olmadığını belirtiyor. Sünnileri tek kalıba sokmak, aynı tepkileri vermelerini beklemek zor. Şiiler bile, daha hiyerarşik bir yapıları olmasına karşın, çoğu zaman gözden kaçırılan farklılıklar sergiliyor. Herşeyden önce dinci Şii-laik Şii ayrımı var. İkinci bir ayrım da, Necef ve Kerbela gibi kutsal kentlerde en çok öne çıkan, İran geleneğine bağlı olanlar ile Araplığa ağırlık veren, kır ve kentlerin yoksul kesimlerinden Şiiler var. Bu ikincilerin en bilinen örneği, Amerikalılarla uzun süre mücadele edip, şu anda sıcak çatışmayı bırakmış görünen Mukteda es Sadr ve çevresi... Farklı Şii kesimleri Birleşik Irak İttifakı'nın Büyük Ayetullah Ali Sistani tarafından desteklendiği söyleniyor; bu yüzden İran geleneğine bağlı Şiilerin bunlara oy vereceği düşünülebilir. Ancak Arap geleneğine bağlı kesim, İran merkezli Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi ve İslami Dava partilerinin baskın olduğu bu ittifaka oy vermekte gönülsüz olabilir. Hatta bu kesim siyasi süreç veya Amerikan işgalinin yarattığı düşkırıklıkları nedeniyle oy bile kullanmayabilir. Bunlara karşın en çok oyu Birleşik Irak İttifakı'nın alması bekleniyor.
Orta sınıf Şiiler ise geçici başbakan İyad Allavi'yi gerek Şii kesimdeki dinciliğe gerekse Sünni isyana karşı yegane alternatif olarak görebilir. Şehirli ve laik bir kökenden gelen Allavi, uzun yıllar sürgünde yaşamış olmasına karşın, sert bir lider imajı yaratmayı başardı; bu yüzden de terörü ancak onun yenilgiye uğratabileceğini düşünebilirler. Ancak bu durum kendisine çok sayıda düşman da kazandıracaktır. Sünni kesimin tavrı Seçim Sünniler için ciddi bir sorun. Nüfusun yüzde atmışını oluşturan Şiiler için bu güçlerini ortaya koymak için bir fırsat. Yüzde yirmiyi oluşturan Sünni Araplar içinse seçim, Irak'taki egemenliklerinin sona erişinin mühürlenmesi demek. Sünni olan Müslüman Dinadamları Birliği, Amerikan işgali altında seçimin anlamsız olduğu gerekçesiyle, boykot çağrısı yapıyor. Bu grup, Kürt bölgelerinde yaşayanlara ise oy kullanma çağrısında bulunuyor; neden ise Arapların Kürtler tarafından yutulmasını önlemek. Önde gelen diğer bir Sünni grup olan, Irak İslam Partisi ise aday listesi yayınladı; ancak şu anda güvenlik kaygıları gerekçesiyle boykot çağrısı yapıyor. Şiddet korkusu Sünniler arasında, Şiilerden de güçlü bir laik gelenek var. Bazı yorumcular, ülkenin geleceğinde dinin rolü tartışmasının, Şii-Sünni ayrımından daha önemli bir ayrım çizgisi oluduğunu ileri sürüyor.
Bir çok orta sınıf Sünni, Şii orta sınıfla ortaklıklarının hangi kesimden olursa olsun dinadamlarıyla ortaklıklarından daha güçlü olduğunu düşünebilir. Bu da onları laik Şii adaylara oy vermeye itebilir. Bu çerçevede asıl soru, isyancıların seçim sürecini doğrudan hedef aldıkları bir ortamda, oy vermenin ne kadar güvenli olacağı. Amerikan ve Irak güçleri son derece sıkı güvenlik önlemleri ilan etmiş durumda. Dahası isyancıların altı bini aşkın seçim sandığının tümünü hedef alması mümkün görünmüyor. Ama tabi tüm bir nüfusun gözünü korkutmak için bir kaç kişiyi öldürmenin yeterli olabileceği de gözardı edilmemeli. Bilinmezler tablosu Yanıtı en çok merak edilen soru, Sünni kesimin seçime meşruiyet kazandıracak oranda oy kullanıp kullanmayacağı. Dahası adayların bir çoğunun suikast korkusuyla kimliklerini gizlemiş olmasının sonuca nasıl bir etkisi olacağı da bilinmiyor. Amerikan güçlerinin tutumu, örneğin seçim sandıklarının etrafında görünüp görünmemesinin, olası etkileri de belirsiz. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||