|
Bush: Amacımız despotluğu bitirmek | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
ABD Başkanı George Bush, dün Washington'da düzenlenen törende yemin ederek ikinci dört yıllık dönemine başladı.
Bush, yemin töreninden sonra yaptığı konuşmasında, ikinci başkanlık dönemindeki gündemini dünyada özgürlük için mücadele ve despotluğa son vermek konusundaki kararlılık şeklinde tanımlamaya çalıştı. Dinî referanslara sıkça yer verdiği ve özgürlük kelimesini 42 kere kullandığı konuşmasında Başkan Bush'un ana teması çok netti. "Amerika Birleşik Devletleri'nin politikası, her ülke ve kültürdeki demokratik hareket ve kurumları arayıp, bunların güçlenmesine destek sağlamaktır" diyen George Bush, sözlerini "Nihai amacımız, dünyada despotluğa son vermektir. Amerika bugün dünya halklarına yeni bir sesle sesleniyor. Despotizm altında ve umutsuzluk içinde yaşayanlar şunu bilmeli: Amerika Birleşik Devletleri sizin çektiğiniz baskıya göz yummayacak, size baskı yapanları da mazur göstermeyecek. Özgürlüğünüz için ayağa kalktığınızda, biz de sizin yanınızda olacağız." diye sürdürdü. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki özgürlüğün, diğer ülkelerdeki özgürlüğün zaferine bağlı olduğuna işaret eden Bush ülke içinde bölünmelerin yaralarını sararak birlik sağlamanın önemini vurguladı. Farklı yorumlar Amerikan siyasetinin muhafazakar kanadından olan, Savunma Politikaları Merkezi adındaki kurumun üyesi ve eski savunma bakan yardımcılarından Frank Gaffney, Başkan Bush'un konuşmasını "Başkan Bush Amerika'nın özgürlüğe olan bağlılığını dile getirdi ve genel anlamda özgürlüğü ilerletmek için neleri yapmaya hazır olduğumuzu anlattı. Bunu gerek diğer ülkelerdeki baskılara karşı direnmek, gerekse diğer özgürlük aşığı ülkelerle ortak çaba içinde olmak çerçevesinde yaptı. Ülke içinde özgürlüğün odağına da halkın kendi kendini yönetebilmesi için güçlendirilmesi konusunu koydu" diye değerlendirdi.
Bazı yorumcular Başkan Bush'un konuşmasının büyük bir bölümünün çok açık olmadığını ve üstü kapalı da olsa İran ve Kuzey Kore gibi, Dışişleri Bakanlığı görevinin onaylanması beklenen Condoleezza Rice'ın önceki gün despot olarak tanımladığı ülkeleri hedef aldığını düşünüyor. Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Harlan Ulman ise Başkan'ın açık sözlü davrandığı görüşünde. "Çok önem verdiği iki konu hakkında, yani özgürlük ve ulusal karakter konularında, entellektüel açıdan samimi bir konuşma olduğunu düşünüyorum. Sorun, Başkan Bush'un bu politikalarını hayata geçirmek için ne kadar sert davranacağı" diyen Ulman "Ben çok sert bir tutum alacağını tahmin ediyorum. Bu da, bu konuşmayı, "ya benden yanasın, ya da karşı taraftan yana" şeklinde okuyacak olan bazı müttefiklerimiz için hayatı zorlaştıracak" görüşünü savundu. "Konuşmasında kasten belirsizlikler vardı. Örneğin, eğer Suudi Arabistan yönetimiyseniz, bu konuşmadan rahatsız olabilirsiniz" diye konuşan Harlan Ulman "Fakat son tahlilde bu konuşma Başkan Bush'un en fazla önem verdiği konuları içeriyordu." dedi. Avrupa nasıl bakıyor? Avrupa Parlamentosu'ndaki Sosyalist grubun lideri, Alman politikacı Martin Schulz'a "Irak krizinin başlamasından bu yana, Amerika Birleşik Devletleri'nin Almanya ve Fransa ile ilişkilerinin soğuduğu da göz önünde tutulursa, acaba Başkan Bush'un konuşmasında Avrupa'ya zeytin dalı uzatan bir içerik görmek mümkün mü?" diye sorduk. "Korkarım bu konuşmada, ikinci başkanlık döneminde bazı şeylerin Avrupa'nın umduğu yönde değişeceğine ilişkin yeterince birşey duymadım" diyen Schulz biraz kaygılı ve düşkırıklığı içinde olduğunu ifade etti. Başkan Bush'un ikinci dönemindeki ilk dış seyahati Avrupa'ya olacak. Martin Schulz Avrupalıların Bush yönetiminin niyetleri konusunda daha fazla açıklık arayacaklarını söyledi. "Washington'un niyetleri konusunda daha fazla ayrıntı öğrenmeye ihtiyacımız var. Yeni Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Belarus ve Zimbabve'yi de dahil ederek despotluk kalelerinden bahsettiği zaman, peki bundan sonra ne olacak diye sormak zorundayız" diyen Martin Schulz sözlerini bir soruyla noktaladı. "Örneğin İran yeni Irak mı olacak?" Başkan George Bush'un halkından aldığı yeni yetkiyle ve yeni dışişleri bakanlığıyla önümüzdeki dört yılda sorunları pek de hafife almayacağı anlaşılıyor. Bu yeni tavır bazı çevrelerde umutla karşılanırken, hiç şüphesiz bundan kaygı duyacak çevreler de olacak. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||