|
Afganistan, seçim ve Taleban | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Afganistan'da haftasonu yapılacak seçimler öncesinde adaylar arasındaki rekabet kızışmış görünüyor.
Ancak biz seçimlerden daha öncesine, Amerika Birleşik Devletleri'nin bu ülkeyi üç yıl önce işgaliyle sonuçlanan döneme bakalım. Amerika, 11 Eylül saldırılarının sorumlusu olarak gördüğü Usame Bin Ladin'in teslim edilmesini istemiş, Taleban örgütü ise bunu kabul etmemişti. İşgalin ardından oluşturulan yeni Afgan hükümeti seçim hazırlıklarına devam ederken Taleban örgütü de faaliyetini sürdürüyor. Tahir Yoldaş, son üç yılını Amerikan ve Pakistan güçlerinden kaçarak geçirmiş olmasına rağmen, sağlıklı ve rahatlamış görünüyor. Irak ve Afganistan'daki Amerikan askerlerinin öldürülmesinden bahsederken ise kendinden emin ve bir o kadar saldırgan. "Amerika, Sovyetler Birliği örneğini dikkate almalı" diyor. Mücahidin örgütü, bundan 20 yıl önce Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgali üzerine mücadele başlatmıştı. Yoldaş, emrindeki savaşçıların halen Taleban lideri Molla Ömer'in emirlerini dinlediklerini söylüyor ve ekliyor: "Ben, Usame Bin Ladin ve diğer yabancı savaşçılar, hepimiz Molla Ömer'e olan sadakat yeminimizi tutuyoruz. Onun emrinde öldürmeye ve ölmeye hazırız." Yoldaş, her zaman önemli bir fikir adamı olarak görüldü. Ancak etkisi sadece hitabet sanatıyla sınırlı değil. Afganistan'ın doğusundaki muhtemel sığınağının hemen öte yanındaki sınırda pek çok kişi, yabancı savaşçıların, direnişte önemli bir rol oynadıklarını anlatıyor. Yoldaş'ın mesajı ise asıl bu bölgede Amerika'ya öfkeli olanlara yönelik. Ancak Yoldaş, Kabil'deki hükümete ayrı bir kin güdüyor. İlk kez Afgan aksanıyla Farsça konuşan Tahir Yoldaş, Taleban'ı eleştirenlere yanıt vermeye çalışıyor. "İslam emirliği Peştu iktidarının oyuncağı olmadı" diye ısrar ediyor. "En fazla fedakarlık yapan grup biz olsak da, nihayetinde, kazançlı da çıkacağımız için yaptıklarımız doğruydu. Bütün bunlar buranın bir İslam devleti olduğunun kanıtıydı; bu devlet, ufak tefek etnik ya da ulusal farklılıkların üzerindeydi. Afgan kökenli olmayanlara yerli halktan daha iyi davranılıyordu." "Ve Molla Ömer, bir tek inanan uğruna ve onunla beraber her şeyi feda etmeye hazırdı: Bu kişi de elbette Usame Bin Ladin'di." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||