|
'Sudan'da milisler polis oldu' | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Birleşmiş Milletler insan hakları temsilcisi Louise Arbour, Sudan'ın Darfur bölgesinde, bir milyondan fazla kişiyi evlerinden ayrılmaya zorlayan Arap milislerin, artık polis olarak görev yaptıklarını söyledi.
Louise Arbour, Darfur gezisi sırasında yaptığı açıklamada, bölgedeki mültecilerin, kamplarının, daha kendilerine saldıran milislerce korunduğuna inandıklarını belirtti. Arbour, BBC'ye yaptığı açıklamada, bu durumun halk arasında korku yarattığını ve yetkililerin güvenilirliğine zarar verdiğini vurguladı. Louise Arbour Sudan hükümetini de, Darfur'da suç işleyenlerin kimliklerinin belirlenememesi için bahane üretmekle suçladı. Arbour'ın Darfur'da bulunduğu sırada, Amerika Birleşik Devletleri yönetimine Sudan'la ilgili gelişmeler konusunda danışmanlık yapan Charles Snyder de bugün Hartum'a gidiyor. Snyder, Sudan'da üç gün sürecek temasları sırasında, hükümet yetkilileriyle temaslarda bulunacak. Sudan hükümeti, Darfur'da sivillere yönelik işlenen suçlarda payının olduğu yönündeki suçlamaları reddediyor. Hükümet yetkilileri, Darfur'a gitmeden önce görüştükleri Louise Arbour'a, Sudan'da soykırım yapıldığı yönünde kanıt olmadığını söylemişlerdi. Sudan'daki muhabirimiz Martin Plaut, Sudan hükümetinin, Afrika ülkelerinin askerlerinden oluşan bir barışgücünün bölgede görev yapmasına izin vermesinin, Darfur'daki krizin son bulması için bir çıkış yolu olabileceğini söylüyor. Martin Plaut'a göre her ne kadar Hartum yönetimi bu öneriye dirense de, uluslararası kamuoyunun baskısını artırması sonrası, bir seçenek kabul edilebilir. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||