|
Klonlama çalışmalarındaki son atılım neler getirecek? | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Güney Koreli uzmanların 30 insan embriyosu klonlayıp geliştirdiklerini ilan etmesi, genetik bilimi açısından 'büyük bir atılım' olarak tüm dünyada yankı buldu. 1997'de ilk kopya koyun Dolly'nin yaratılmasından bu yana hedef hep bu teknolojiyi insanlarda da uygulamaktı. Son aylarda kopyalama yöntemiyle dünyaya getirilen bebekler olduğu haberleri yayılıyordu. Bu açıklamayı öncekilerden farklı kılan nedir? Geçmişte pek çok grup bu tür araştırmalar yaptıkları iddiasıyla ortaya çıkmıştı.
Ancak bu iddialar ya kanıtlarla desteklenmedi ya da embriyoların gelişme yani hücre bölünmesi süreci kısa süre sonra durdu. Koreli uzmanlar ise yarattıkları embriyoların uzun ömürlü olduklarını gösterdi. Dahası, çalışmalarının sonuçlarını bağımsız incelemeye sundular ve bulgularını da uluslararası bilim dergisi Science'ta yayımladılar. Korelilerin başarısının sırrı nedir? Güney Koreli uzmanların, zaten hayvan klonlanması alanında parlak bir geçmişi var. İnsan embriyolarının yaratılabilmesini sağlayan önemli bulgulara da aslında en başta büyükbaş hayvanların klonlanması sırasında ulaşıldı. Güney Koreli ekip ayrıca başarısını alınan yumurtaları bekletmeden kullanmış olmasına ve genetik bilgilerin aktarılması öncesi yumurtanın genetik kodlarını içeren bölümünü özel bir yöntemle boşaltmış olmalarına bağlıyor. Kopyalamayı mümkün kılan genetik zincir, kümülüs hücresi denen bir hücrenin çekirdeğinden alınıyor. Buluta benzetilen bu destek hücre öbekleri, kadınların yumurtalıklarında gelişmekte olan bir yumurtayı sarıp besliyor. Aynı hücreler 1998'de de dünyanın ilk klonlanmış faresinin yaratılmasında kullanılmıştı. Bu araştırmayla ne amaçlanıyor? Bilimadamlarının amacı yaratılan embriyodan kök hücre adı verilen hücreleri almak. Kök hücreler, adından da anlaşılabileceği gibi, karaciğerden tırnağa vücuttaki her türlü dokuya dönüşme potansiyeline sahip. Hedef bu hücreleri kullanarak istenen dokuları yaratmak ve bu dokuları belli organlara dönüştürüp, kalp hastalıkları, Parkinson ya da omurga zedelenmeleri gibi durumlarda kullanmak. Bu tedavinin uygulanır hale gelmesinin daha uzun yıllar alacağı düşünülüyor. Ancak önemli getirileri var. Çünkü kopyalanmış bir embriyodan alınacak doku, hastanın dokularıyla birebir eş olacağı için vücudun bunu kabul etmemesi ihtimali ortadan kalkıyor. Bu çalışmalar tıp ahlakı açısından sorun yaratıyor mu?
Genetik kopyalama erişkin bir canlıdan alınan herhangi bir hücrenin çekirdeğindeki genetik kodların alınarak yumurta içine nakli ilkesine dayanıyor. Bu yöntem, teorik olsa da gelecekte insanların da yaratılmasında kullanılabileceği gerekçesiyle yoğun eleştirilere uğruyor. Bazı uzmanlar ve kürtaj karşıtları, dini dernekler başta olmak üzere bazı sivil toplum kuruluşları, embriyoların insan olarak gelişme potansiyeline sahip olduğunu vurguluyor ve bu hücrelerle oynandığı gerekçesi ile şiddetli eleştirilerde bulunuyor. Koreli bilimadamlarına ise bu çalışmaları yürütmeleri için Güney Kore'de tıp ahlakından sorumlu bir kurul izin verdi. Deneye katılan tüm kadınlar da çalışmalar için rıza gösterdiklerini beyan ettiler. Ancak bunlar eleştirileri önlemek için yeterli değil. Dünyada ne yapılıyor? Avrupa'daki pek çok ülkede embriyoların yok edilmesi ile sonuçlanabilecek araştırma çalışmaları tamamen yasaklanmış durumda. İngiltere, İspanya, Singapur ve Kore gibi bazı ülkelerde, kök hücre araştırmalarına belirli koşullarda izin veriliyor ancak yeni bir insan kopyalamaya yönelik çalışmalar yasaklanıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise Bush yönetimi, tedavi amaçlı olsa da kök hücre yaratılması amacıyla embriyoların yaratılıp sonradan yokedilmesine kesin biçimde karşı çıkıyor. Bazı bilimadamlarının Birleşmiş Milletler eliyle insan klonlanmasına kesin olarak yasak getirilmesi yolundaki girişimleri ise ülkeler arasındaki derin görüş ayrılıklarının da etkisiyle henüz sonuç vermedi. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||