|
FORUM: Fransa'daki Ermeni teklifi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Fransa Parlamentosu'nun alt kanadı Ermeni Soykırımı'nı inkârı suç sayan ve soykırımı inkâr edenlerin hapis ve para cezasına çarptırılmasını öngören yasa teklifini onayladı.
Oylamada teklife 106 evet, 19 hayır oyu verildi. Fransa Parlamentosu'nun alt kanadının onayı ardından tasarının yasalaşması için önce Senato, daha sonra da Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından onaylanması gerekiyor. Bu yasa teklifiyle ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? Türkiye'nin yapması gerekenler nelerdir? 1915'te yaşananlarla ilgili gerçeklerin ortaya konulması için yapılması gerekenler nelerdir? Bu forum kapanmıştır. Okurlarımızdan gelen görüşleri aşağıda okuyabilirsiniz. Oy uğruna politik bir amaçla çıkarılan bu yasa, gerek Türk gerekse Ermeni toplumlarındaki aşırı milliyetçi ve ırkçı grupların ekmeğine yağ sürecektir. Türk, Ermeni problemine zarardan başka hiç bir olumlu katkı sağlamayacaktır. Daha yakın tarihte yapılanları bütün dünya unutmadı. Ben üzülmedim bu kararlarına onları bağlar. Ama vicdanları nasıl rahat edecek Cezayir'de olanlardan dolayı. Aptallık,ahmaklık onların özgürlüğüymüş. Fransa'nın Ermeni iddialarına karşı doğruyu konuşanları cezalandırma çabalarını kınıyorum. Bu tasarı Türkiye'deki AB yandaşlarına eminim bir ders olur. Bunlar hâlâ utanmadan sıkılmadan AB diyor duruyorlar. Bir de bakıyorsunuz Türkler'e hakaret eden bir yazara da Nobel ödülü veriyorlar. İkisi de aynı anda oluyor. Sizce tesadüf müdür? Yasa teklifi kuşkusuz Avrupa'da özellikle de Fransa'da yükselen faşizmin sonucu. Türkiye'nin ise birşey yapmaya yüzü olduğunu düşünmüyorum, zira faşizm burada da diz boyu. 1915 ile ilgili elbette tarihçilere görev düşüyor ama bu 1 milyon Ermeninin öldürüldüğü gerçeğini değiştirmeyecektir. Soykırımın suçlusu İttihat ve Terakki ruhu Türkiye'de egemen oldukça, inat da sürecektir. Bu karar Batı toplumun tarih boyunca uygulamış olduğu sömürgecilik, soykırım polikasının bir ürünüdür. Batı toplumu teknolojik gelişmeler sayesinde büyük tekno bir canavar olarak bütün canlılar için tehlikeli sonuçlar doğurmuştur. Tarih ispatlamıştır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ve son olarak Lübnan katliamı... Özet olarak Fransa Orta Çağ engizisyonuna geri döndüğünü ispatlamıştır. Türkiye Avrupa'ya kapılarını kapasa ne olurdu? Çok merak ediyorum. Durup dururken bu düşmanlık neden? Post modern haçlı seferlerinin görünen bir parçası. Artık savaşlar çağa uygun değişik yöntemlerle yapılıyor, tabii demokrasi maskesi altında. Milliyetçi ulusun nasıl olacağını yapılacak süresiz boykot ile herkese göstermek gerekir. Osmanlı arşivindeki Ermeni ihaneti belgelerinin de tüm dünyanın gözüne sokulması gerekmektedir. Fransa'daki bir avuç Ermeni fanatiğinin gazı ile hareket eden Fransızların iç siyasi emelleri uğruna böyle bir kararı almaları aynı zamanda ne kadar zayıf bir iradeye sahip olduklarının göstergesidir. Fransa Ermenilerin kuklası olmuştur. Herkesin bildiği aşırı kendini beğenmişlik dürtüleri ile bu konuda da kendileriyle gurur duysunlar. Fransız parlemontosunun yaptığı sadece seçim yatırımı için yapılan iki yüzlülükten başka şey değil. Yıllarca Asala tarafından katledilen Türk diplomatlara seyirci kalan Fransızların tam bir iki yüzlülükle kendilerinin hiç taraf olamdığı bir konuda yasa çıkartmaya hazırlanmaları insanı sağduyudan uzaklaştırıyor. Tüm bunların oyun olduğunu hatırlatıyor. Yapılması gerekenler ilk olarak bu konunun tarihçilerle değil hukukçularla halledilmesi. Uluslararası mahkemelere gidilerek sözde Ermeni soykırımı konusunun görüşülmesini sağlamak. Ermeni diasporasına karşı uluslararası düzeyde ciddi mücadeleye girmek. Fransa gibi düşünen Avrupa ülkeleri ile ilişkileri sınırlayıp Avrupa dışında işbirligi arayışlarına girmek. Ben bir Ermeni genci olarak Fransa'yı şiddetle kınıyorum. Düşünce özgürlüğünü kısıtlayan bu kararı, Fransa gibi düşünce özgürlüğüne ilk adım atarak insanları özgürce yaşamaya davet etmiş bir ülkenin almış olmasını hayretle karşılıyorum. 100 yıl önce yaşanmış ve her iki taraf için de acı veren bu olayın artık gün yüzüne getirilmesini istemiyorum. Tek dileğim ülkemin Ermenistan ile diplomatik ilişkilere önem verip dostluk bağı kurmasıdır. Fransız Meclisi'nin konu ile ilgili olarak aldığı karar beni hiç bir şekilde ilgilendirmiyor. Çünkü ne herhangi bir ülke, ne de herhangi bir kuruluş (ki onların da kimlerin güdümü altında faaliyet gösterdiği çok açık) Türk Devleti'ni yargılama hakkına sahiptir. Tüm tarih boyunca bu böyle olmuştur, dünyanın son gününe kadar da böyle devam edecektir. Geçmişte yaşananlar için karar vermek zor olsa gerek. Fransız vekiller nasıl oluyor da bu kadar kolay karar verebiliyor. Bu tamamiyle Türkler'e olan bir önyargı yargısız infaz. Bir gün Fransızlar da buna benzer durumlarla karşılaşabilir. Alınan kararı kınıyorum. Lütfen Kopenhag Kriterleri'ne Ankara Kriteri adını verip yolumuza devem edelim. Medeniyet AB için değil bizim için gerekli. AB özgürlükler topluluğuymuş. Güldürmeyin kimseyi. Bu ülkeler çıkarları için herşeyi yapacaklarını gösterdiler. Bir de özgürlükten bahsederler. Bence bizim bu ülkelerin yanında asla olmamamız lazım. Bunlar insanı sırtından vururlar acımadan. Biz birlik olup kenetlenerek ne yapacaksak tek başımıza kimseden zerre menfaat beklemeden yapmalıyız. Fransa'nın bunu kabul etmesi bence şaşılacak bir durum değil. Yıllar boyu Avrupa bu tahrik yöntemlerini hep kullanmıştır. Önemli olan bizim bu konuda akıllı ve sağduyulu davranarak bu durumu nasıl lehimize çevireceğimizdir. Bir de şunu merak ediyorum Fransa'nın ticari ve siyasi ilşkilerinden uğrayacağı zarara karşılık diğer taraftan bundan daha büyük olan kazanımı nedir? Biz Birinci Dünya Savaşı'nın tüm tazminatını Kurtuluş Savaşımızdan sonra ödedik ve artık Birinci Dünya Savaşı ile ilgili herhangi bir konunun Türkiye'yi bağlayıcı bir durumu yoktur. Ama yapılanlar gösteriyor ki Avrupa'daki ülkeler hâlâ bir eziklik içerisinde ve bu ezikliklerini tarihi istedikleri yönde kullanarak hafifletmeye çalışıyorlar. Sanırım bu soruna en güzel ve anlamlı tepki Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet yönetiminin, sivil yönetiminin ve ekonominin en üst düzeydeki insanlarının en kısa zamanda Fransa "imparatorluğuna" bir ziyaret düzenlemeleri ve Fransız burjuvazisinin tepkilerini görmeleridir. Fransa gibi tarihi rezillikle dolu bir toplumun kalkıp Türkiye’ye soykırım yaptın deme hakkı yoktur. Fransa böyle yaparak Türkiye’nin önünü kesmek istiyor, Türkiye’nin AB’ye girmesini istemiyor. Türkiye AB’ye girerse Fransa üçüncü sıraya düşüyor onun için istemiyor. Ama bu Fransa’ya ağıra patlayacak. Ben kendimden başlayacağım, Axa sigortamı iptal edeceğim. Fransa’nın küstahlığı yeni bir olay değil. Tarihi parlamentolarında yazmaya çalışan zavallılar grubu. Daha da kötüsü, Fransızların yüzde 54'ü Türklere karşı korkularını dile getirmekten kaçınmıyorlar. Böyle bir ülkenin, Avrupa’nın bir parçası olması mide bulandırıcı. Gururu olan her Türk, Fransız mamullerinden uzak durmalı ve protesto etmeli. Bunu hükümetten değil, halktan beklemeliyiz. Fransız meclisinin neden tarih yargıçlığına soyunduğunun belirlenmesi gerek. Bu bence adi bir iç politika malzemesi olamaz. Biz Türk milleti olarak üzerimize düşen neyse yapacağız. Fransa bizim 301'inci maddeye cevap verdiğini zannediyor, bakalım bizim verdiğimiz cevabı nasıl bulacaklar. Fransa'ya kendi yaptığı soykırımları kabul etmesini tavsiye ediyorum. Ermenistan da Ermeniler çok zor şartlarda yaşarken, ABD, Avrupa ve Türkiye'de yaşayanlar onların üzerinden siyaset yapıyorlar. Fransa ve Ermenistan kendi arşivlerini dünya kamuoyuna açmaktan neden korkuyorlar? Ermenistan'ın ekonomik olarak gelişmesi ancak Türkiye ile olur. Çok güçlü Ermeni lobisi ve onları destekleyen Batı ülkeleri, Bakü Ceyhan petrol boru hattının Tiflis yerine Erivan'dan geçmesi için çaba harcasalardı Ermenistan'a daha faydalı olurdu. Fransız engizisyon mahkemesi yeniden ifade özgürlüğünün altına kibriti çaktı. Ne denebilir başka.... Fransa uzun vadede kaybetti, ülkem kazanacak kesinlikle. Fransa'yı dikkate bile almıyorum. İki yüzlü, ahlaksız siyasetlerini kınıyorum. Düşüncelerimi 100 yıl sonra okuyan birileri haklılığımı tartışamayacak. Bizi temsil eden sayın vekillerimizden istediğim sadece Cezayir soykırımı değil, Senegal ve diğer ülkelerde uyguladıkları soykırımları yasalar çerçevesinde kanunlaştırmaları. Ermeni soykırımının Türkiye tarafından hâlâ rededilmesini anlayamıyorum. Bütün şahitler, belgeler bu katliamın gerçekleştiğini söylüyor. Bir gerçekliktir bu. Bunu reddetmeye cezai sorumluluk getirmesini olumlu buluyorum. Avrupa'nın ve özellikle Fransa'nın Hıristiyan kimliğinden sıyrılması ve sahip olduğunu iddia ettiği evrensel değerlerin gerekliliğini yerine getirmesi gerekir. Granada'dan Müslümanlar'ın kovuluşundan Yahudi Soykırımı'na kadar sürmüş ve son olaylarla tekrar gün yüzüne çıkmış Avrupa'nın alt benliğindeki yabancı düşmanlığı görünenin aksine hoşgörü kültürünün hâlâ Doğu'nun tekelinde olduğunu maalesef göstermekte. Türk halkı Batılılaşma söylemleriyle unutturulan kendi değerlerinin farkına vardıkça dünyaya da örnek olacaktır. Atatürk' ten bu günleri gören bir söz: "1933 yılında Ankara Erkek Lisesi'nde sınava giren çocuklardan biri sorulan bir soruya şöyle karşılık vermişti: Fransa kendisini ilgilendirmeyen bir konuda, iç çıkarları için karar verme hakkını kendinde göremez. Mümtaz Soysal'ın da dediği gibi hukuki olarak soykırım tanımı ile Türkiye'deki olaylar arasında ilgi kurulamaz. Sözde iddialara gelince 19. yy'da misyoner okullarında yetişen Ermeni kardeşlerimiz değil midir Fransız üniforması ile bizlere ve kendilerine karşı savaşan? Rus üniforması ile kan dökmemişler midir? Şimdiki Ermenistan değil midir Azerbaycan'ın bir kısmını işgal altında tutan? Eğer Avrupa Birliği buna karşı çıkmazsa, Batı medeniyeti ölmüştür ve Türkiye AB'ye girmekten vazgeçmelidir. Bu olay Türkiye söz konusu olduğunda Batı'nın ne kadar çifte standartlı olduğunu ve gerçekte 'medeniyetinin' arkasındaki çirkef yüzünü bir kez daha görmemizi sağlamıştır. Nitekim Fransa tarihine kara bir leke sürmüştür. Türkiye'de düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığını savunan ve bu konuda ülkemizi aşağılayıp medyada kendilerine malzeme sağlayıp bir celsede mahkemelerden beraat alanların, Fransa'nın aldığı bu karar karşısındaki açıklamalarını ve özellikle onların bu gibi 'kahramanlık'larını gidip Fransa'da da göstermelerini bekliyoruz. Fransızların kitap okumaya ne kadar düşkün olduklarını bu hafta kitapçılardaki kuyruklarında gördüm. Ermeni iddialarının kitapları havaalanlarının küçücük kitapçılarında bile satılırken Türkiye'nin tezlerinin Fransızca basılması ve bu ülkede dağıtımının sağlanması bu yasaya oy veren partilerin halktan cevaplarını almasını sağlayabilir. Türk Basınında durumu en güzel özetleyen başlık; "Liberte, egalite, stupidite" olmuş. Fransa için Türkiye, Fransız toplumsal belleğindeki tüm kötülükleri temsil ediyor. İslam'ı temsil eden Osmanlılar ile Avrupa yüzlerce yıl çatıştı. İslamın ve Türk'ün aşağılık olduğu fikri Fransız toplumunun belleğinde. Bu refleksle Fransızlar Türkleri o denli hor görüyor, o denli küçümsüyor ki bu ırkçılıktan başka bir şey değil. Genelde Avrupa'nın tavrı da çok farklı değil. Ama özelde Fransa, Fransız kafasındaki Türkiye imajına çok daha fütürsuzca nefretini kusuyor. Tepkiler ya da entellektüel olarak haksız durumda olmaları umurlarında bile değil. Bir Fransız milletvekilinin konuşmasını seyrettim. Türkiye ve Birinci Dünya Savaşı hakkındaki bilgisizliği beni dehşete düşürdü. Bugün Fransız Yahudisi arkadaşlarımın Fransa'daki ayırımcılıkla ilgili şikayetleri ile bana neyi anlatmaya çalıştığını çok daha iyi anladım. Bugün Alman, İngiliz ve Amerikalı arkadaşlarımın çeşitli vesileler ile bana anlattıkları ve Fransa'da yaşadıkları negatif gözlemleri kafamda çok daha iyi oturtuyorum. Türkiye için tek çözüm kendine dönmek ve ekonomik, siyasi, etik, eğitim ve sağlık politikaları alanlarında milli bir seferberlik ilan etmek. Tek başınasın Türkiye! Bu açık bir düşmanlık ve ırkçılık salvosu Türkiye'ye. Eğer bu olanlar da bizler için "kalk borusu" değilse, nedir uyanmamızı sağlayacak? Çok ama çok çalışalım. Tek çözüm bu. AB yalanı gözünüzü boyamasın. Senato veya Chirac yasayı kabul etmese bile meclis onaylamıştır ve bu konuyu objektif ortamlarda, tarihçilerle tartışmak isteyen Türkiye'ye saygısızlık etmiştir. Fransa 301'ini doğurdu. Siyasetçiler biraz Ermeni oyu kazandınız ama koca bir ülkeyi kaybettiniz. Tarihi tarihçilere bırak. İyisiyle kötüsüyle muhasebesini tarihçiler yapsın. Belki o zaman senin soykırım dediğin o tarihin içinde yaşanan acı olaylara senin ne kadar tuz biber olduğun belli olur. Fransa, senin yaptığın yargısız infazdır. Sen hem tarihçileri hem de tarihi hiçe sayarak karar verdin. Soykırım asla olmadı! Ermeniler rüya görüyorlar ve gayet inandırıcı demagoji yapıyorlar. İlk işimiz ise dünyada sözü geçen bir Türk Diasporası oluşturmaktır. Çıkar ilişkisi için medeniyet ülkesi olan Fransa bile Türkiyeyi satmıştır. Lütfen uyanık olalım. Şimdi Türk milletinin Orhan Pamuk'tan beklediği, her şeyi söyleme lüksü bulunan Nobel ödülü sahiplerinden biri olarak Eiffel'in önünde sözde Fransız demokrasisine meydan okumasıdır. Fransa kabul ettiği yasa ile Avrupa Birliği temel hak ve özgürlüklerine uymayan ve yine insan hakları ve temel özgürlükler açısından 1789 Fransız İhtilali'nden önceki karanlık dönemine dönmüş oldu. Fransa’nın Avrupa Birliği adına yapacağı açıklamaları, yokmuş gibi kabul ederek duymayacağız. Avrupa Birliği, Türkiye ile ilişkilerinde, Fransa aracılığıyla açıklama yapmamalı ve Fransa’yı kullanmamalıdır. Türk Devleti ve milletinin Fransa ile ilişkilerini gözden geçireceğini biliyorum. Avrupa’da, Avrupa dışı Fransa’yı kınıyorum. Cezayir'i kimse unutmadı. Çeşitli zamanda ve zeminde Türkiye'ye fikir ve düşünce özgürlüğü yok diyenlerin Meclislerinde çıkardıkları kanuna bakın. Siz kendinizin kim ve ne olduğunu zannediyorsunuz? Eğer birilerini eleştirmek veya cezalandırmak istiyorsanız aynanın karşısına geçip aynadaki adamın geçmişini inceleyin. Adil ve tarafsız bir karar verebiliyor musunuz? Adil ve tarafsız bir karar verebiliyor olsaydınız söz konusu kanunu hazırlamaz, Meclise sunmaz, desteklemez ve hatta sessiz kalmazdınız. Unutmayın tarih tekerrürden ibarettir. Kararı şiddetle kınıyorum ve bugünden itibaren ne bir Fransız malı alıyorum (parfümleri dâhil!) Ne de yakınlarımın almalarına seyirci kalıyorum.. Ulaşabildiğim herkese konunun hassasiyetini anlatacağım. Yazıklar olsun! Türkiye'yi düşünce özgürlüğüne karşı yasaları nedeniyle suçlayan Fransa, artık kendi bahçesindeki düşünce özgürlüğü sorunlarıyla uğraşsın. Tabii kendi tarihiyle yüzleşmeyi de bir ara aklına getirsin. Politikacılar sayesinde insanlık geri adım atmaktan ne zaman kurtulacak? Sözde Ermeni soykırım iddiasının ardında yatan gerçekleri araştırmak isteyen Fransız tarihçi, bilim adamlarını Türkiye'ye davet ediyorum. Çünkü gerçekleri bulduklarında ülkelerinde konuşamayacaklar. Demokratik değil. Cahilce. Ama bizler bu sonucu sükunetle karşılamalı ve sakin olmalıyız. Fransa'nın almış olduğu bu karara doğrusu şaşırmadım. Demokrasi ve özgürlükler adına sürülmüş kara bir lekeden başka birşey değildir. Oylanan teklif, "soykırım olmadı" diyenlerin bir yıla kadar hapis ve 45 bin Euro'ya kadar para cezasına çarptırılmasını öngörüyor. İşte bu nokta bence Türkiye’ye ve Türk insanına yapılmış en büyük hakarettir. Ben devlet büyüklerimizden Fransa’da bulundukları süre içerisinde korkmadan soykırım olmadı sözünü duymak istiyorum. Bakalım hapis cezası verebilecekler mi veya biz bu cesareti gösterip soykırım olmadı diyebilecek miyiz? Batı dünyası Türkiye’yi silkeleyip onurunu ayaklar altına almayı düşünüyor, bu yolla kendine ve Türkiye’ye ve Orta Doğu’daki az da olsa istikrarlı kalesine geri dönülmez bir yara açmıştır. Bu Batı ile Türkiye’nin geri dönülmez psikolojik savaşının ilanına dönüşmüştür. Bu ülkenin laik demokratik geniş kesimleri büyük zarar görecek, çağdaş Türkiye, tam demokratik Türkiye özlemi ile yanıp tutuşan milyonların kolu kanadı kırılmıştır, umudu kararmıştır, bu ülkede demokratik değerlere ve batının çağdaş uygarlık değerlerine 40 yıllık uğraşısıyla ulaşmayı hedefleyen nesillerine büyük kötülük yapılmıştır. Geleceğin karartıldığına inanıyorum. Atatürk cumhuriyetinin tarihsel hedeflerine bağlılığımızın testi olarak büyük bir sınavdan geçeceğimizin bilincindeyiz, uyanığınız, ayaktayız. Bazılarının artık şu Avrupa Birliği sevdasından vazgeçmeleri gerekmiyor mu? Bu kalitesiz kulüp bizim bütün değerlerimize hakaret edip toplumsal birliğimizi bozmaya çalışmıyor mu? Artık bırakalım Avrupa Birliği’ni de kendimizi nasıl geliştiririz onun peşinde koşalım. Öncelikle Fransa hükümetini, üzerine vazife olmayan ayrıca yalan yanlış bilgiler ışığında böyle bir karar almasını kınıyor ve tarihinin en büyük hatasını yaptığını hatırlatmak istiyorum. Yapılması gereken ise başta hükümetimiz olmak üzere, tüm Türk toplumu ve sivil toplum örgütleri olarak bu olaya iki üç günde değil ta ki Fransa geri adım atıncaya kadar tepki göstermektir. Gerekirse Fransa’nın elçiliğini lav etmeye ve Fransızlara vize vermemeye kadar kendi öz yaptırımlarımızı uygulamalı ve AB den vazgeçmeliyiz. Gelecek seçimleri düşünerek, gelecek nesiller arasında ilişkileri zedeleyen tohumlar ekmenin siyasi ahlaka sığan bir yanı yoktur. Belirli grupların oylarını kazanabilmek adına yapılan bu demokrasi oyununun sonunda halkların düşmanlığı dışında bir kazanımı olabilecek midir? Ne yazık ki hayır! Sömürgecilik, kışkırtmacılık ve soykırım konusunda bu tip kararları politika malzemesi yapan ülkeler öncelikle kendi tarihlerine ve hatta yakın tarihlerine bakmalıdır. Bu tip tartışmaların yapılacağı platform meclisler değil bilimsel platformlar olmalıdır. Ülke meclislerinin seçilmişleri lobilerin peşine düşerek oy avcılığı yapmak yerine ülkelerine hizmet edecek ve tüm dünyaya örnek teşkil edecek yasalar yapma amacı gütmelidir. Hadlerine düşmeyen bu konular ile çirkin politik tutumlarından dolayı Fransız parlamentosunun alt kanadını kınıyorum. Türkiye’de iktidara geldiğinden bu güne kendinden önceki hükümetin Fransa’ya karsı uyguladığı yaptırım kararlarını hiçe sayarak Fransa ile ilişkileri geliştirmeye çalışarak yanlış ve dört yıllık süre zarfında son derece basiretsiz tutum izleyen AKP hükümetini ve özellikle dış politika ilişkilerinin yetersiz kaldığı son olay ile iyice görülen Hükümet Başkanını ve Dışişleri Bakanını kınıyorum. 1915 yılında neler yaşandığı bu alanda çalışan bilim adamlarının aydınlatması gereken bir konudur. Fakat bilinmelidir ki 1915 yılında Türkiye Cumhuriyeti yoktu. O dönemde yaşamını kaybeden Türküyle, Ermenisi ile, Rumuyla birlikte tüm Anadolu insanının hesabı Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan ve sömürge arayışı ile gözü dönmüş Avrupa toplumundan ve tüm bunlara beceriksizliği ile taraf olmuş Osmanlı Padişahı ve yönetiminden sorulmalıdır. Atatürk’ün Türkiye’sinin elleri temiz alnı diktir. Evet artık bundan sonra daha zor bir dönem başlıyor. Türkiye bence artık kabuğundan çıkmalı. Hani nerede bizim aydınlarımız? Atatürk seni çok arıyoruz milletçe. Daha başka bir konu da asıl onların soykırım yaptıkları gerçeğidir. Buraya zamanında Turkiye'yi tanıtım için gelen milletvekilleri mecliste toplantı yerine; içkiye, eğlenceye, Galatasaray futboluna öncelik verdiler. Siz de hak vereceksiniz ki bu kafayla ancak bu kadar gelinebildi. Yüksek idareci olanların, tecrübeli yurt dışında yaşayan insanların tecrübelerinden yayarlanılabilirse Türkiye layık olduğu yere gelebilir. Yoksa sırf politika için, oy icin medet umulursa Atatürk'ün Türkiyesi İran'a, Afganistan'a, Suudi Arabistan'a benzer. Tarihinde, bir çok yerde soykırım yapmış, katliam yapmış olan bir milletin, asla soykırım yapmamış bir millet hakkında siyasi gerekçelerle soykırım isnadında bulunması menfur bir iftiradan ibarettir. Çifte standart yüzünü tekrar gösterdi. Fransa'nın bu aldığı karar sadece kendisini bağlar ama yakında bunu başka Avrupa ülkeleri de alırsa hiç şaşırmam. Bu meseleye kalıcı bir çözüm bulmak gerekiyor. Ama yine de bence hiç kimse Avrupa'nın Türkler'e karşı olan Doğu tasviri fikrini silemeyecektir. Yine de sonuçta dinler arası savaş, medeniyet savaşı bu. Bu yasa Avrupa'da demokrasinin çöküş dönemine girdiğinin açık bir belirtisidir. Kendi tarihi ile yüzleşme cesaretini gösteremeyen fakat oy kaygısı ile başka ülkelerin tarihi olaylarına (ki bu olayların aslı olmadığı ortada) el atmak sanırım Fransızların yeni meşguliyeti. Türkiye'nin ifade özgürlüğü konusunda adım atması gerektiği konusunda sürekli yazan çizen Avrupa basını neden Birliğin kurucu üyelerinden birinin Birliğin temel değerlerine aykırı bir yasayı parlamentosuna taşımasına sessiz kalıyor? Çifte standardı görmek çok kolay. Düşünün ki 301'inci madde ile ilgili davalar sürerken olayı manşetlerden veren Avrupa basını şimdi hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Fransa ya da başka bir ülke oy kaygıları güderek ya da ince hesaplar peşinde koşarak böyle kararlar çıkarta dursun biz üstümüze düşeni sakin ve mantıklı bir şekilde uygulayalım. Hükümet gereken adımları atsın. Fransa ile ilişkileri dondursun, ikili görüşmeleri ertelesin, şu an devam eden değil ilerideki kritik ihalelerden Fransız firmalarının pay almasının önüne geçsin, konuyu gerekli uluslararası mercilere taşıyıp bu konuda uluslararası destek sağlasın. Bu karar Senato'dan ya da Cumhurbaşkanı'ndan döner diye düşünüyorum, umarım Fransa ne yaptığının farkına varır. 'Türkler soykırım yaptı, 1 milyon ermeniyi öldürdü' derseniz Nobel ödülü alırsınız. Ama 'hayır Türkler soykırım yapmadı' derseniz Fransız cezaevine tıkılırsınız. 21'inci yüzyıl Avrupasına, insan hakları ve ifade özgürlüğünün beşiğine hoşgeldiniz. Fransa tarihte Ermenileri kendi çıkarları için kullandı şimdi günah çıkarıyor kendince. Ermenilere gelince, yıllarca barış içinde yaşadıkları, hiç bir ayrıma tabi olmadan devlet adamı, subay, bürokrat olabildikleri toplumlarının en acılı zamanlarında, işgal altındayken düşmanla işbirliği yaptıklarını kendi komşularını katlettiklerini unutmasınlar. Fransa ve Hollanda ilk önce kendi sömürgeci, karanlık tarihine baksın. Amaçları Türkiye'nin kendi rızasıyla Avrupa Birliği'nden vazgeçmesini sağlamak. Ama sanırım başarılı olacaklar gibi. Avrupa Birliği önce kendi içinde tutarlı, istikrarlı olsun. Çifte standart uygulamalarına baksın. AB'nin samimiyetine artık inanmıyorum. Avrupa'nın göbeğinde Bosnalılar soykırıma uğrarken neredeydi Avrupa Birliği. Fransa'nın düşünce özgürlüğüne darbe vurduğunu düşünenler, aynı hassasiyeti neden Türkiye Cumhuriyeti yasaları için göstermiyorlar. On yıllardır çile çeken, işkence gören, öldürülen binlerce aydın ve düşünce suçlusu var Türkiye'de. Fransa meclisinin almış olduğu kararı kınıyorum. Son zamanlardaki AB ülkelerinde yaşanan Türk karşıtlığı AB halkının bilgisizliğinden başka birşey değildir. Fransa'nın ya da AB'nin halen açık olan bu konu ile ilgili Osmanlı ya da Rus arşivlerine tarihçilerini gönderme çabası dahi olmadı. Bunun sebebi büyük bir ihtimalle tarihteki gerçeklerin sorumlusunun kendileri olduğunu bildiklerindendir. Tarih 90'lı yıllarında Ermenilerin Azerileri katletmesi ile tekrar ettiğinde Batı başka yöne baktı. Bütün bunların altından neler çıkacağını göreceğiz. AB'nin kendi sınırlarındaki ifade özgürlüklerini kısan kanunları mevcut iken 301'i Türkiye'nin önüne getirmeye utanmaları lazım. Onlar gibi iftira atmak istemiyorum, Onlar gibi iki yüzlü olmak istemiyorum. Onların demokrasi anlayışını istemiyorum ve onlardan olmak istemiyorum. Görüyorum ki onlardan ahlâk ve insanlık bakımından ne kadar üstünmüşüz. Atam, senin devrimlerine sıkı sıkı sarılmamanın vabalini cekiyoruz. Bir şeyi anlayamıyorum, yurtdışındaki vatandaşlarımızdan hiç tepki yok. Futbol maçları için Avrupa'nın her kentinde toplanan Avrupa'daki vatandaşlarımız nedense bu duruma hiç tepki göstermez. Ermeni diasporası her türlü lobi çalışmasını yaparken bizim vatandaşlarımızdan hiç bir düzeyli tepki olmaması çok üzücü. Bayrak yakmakla, ekonomik boykotla bu işi çözemeyiz. Dünyaya kendimizi anlatmamız gerekir. Türk tarihinde ne sömürgecilik vardır ne soykırım. Fransız sömürgeleri Fransızca konuşur, İngilizlerinkiler İngilizce, İspanyollarınki İspanyolca. Osmanlı hakimiyetinde kalan her ülkede insanlar kendi dillerini ve dinlerini korumuştur. Osmanlı hainler ve katiller dışında kimseyi cezalandırmamıştır. Ceza olarak da soykırım yapmamıştır. Bu kavramı yaratan Batıdır. Atom bombasını yapıp, insanlar üzerinde kullanan da Batıdır. Ozonu delen de Batıdır. Afrikayı sömüren, sömürmeye devam edebilmek için ayağa kalkmalarına engel olan, karışıklıklar, iç savaşlar, açlık, hastalıklar içinde bırakan da Batıdır. Şimdi de emperyaller Kürtleri kışkırtıyor. Esas olan insanlığın özgürlüğüdür. Ne olduğu ve nasıl olduğu tam belli olmayan trajik, acıklı bir süreci sürekli kaşıyarak gündemde tutmak, bundan ikincil çıkarlar beklemek, daha da çirkini siyasal şantaj aracı olarak kullanmak, günümüzde Ermenistan'a da onlara hamilik yaptığını sanan Fransa'ya da yakışmıyor. Tarihten kin üretmenin kimseye yararı olmayacaktır. Böyle şeyleri gördükçe aslında bir nebze seviniyorum. Şimdi o Avrupa Birliği taraftarları görsünler diyorum Avrupalarını. Hani nerde o çok özgür Avrupa, uygarlıklar ülkesi Fransa? Anlayın işte, bizim yapmadığımız şeyi bile onlar senelerce unutmuyor bizse Fransa'nın bu yaptığını üç gün sonra unutur gene onların arkasından Lübnan'a falan gideriz. Unutmayalım, biz de unutmayalım bunları. Artık tarihçilere gerek yok nasıl olsa siyasetçiler bu işlere soyundu. Artık her ülkeye göre ayrı bir tarih yazılacak. Fransa neyin peşinde, sadece oy mu? Avrupa ülkelerinde insan haklarının hak ve özgürlüklerin artık çağdaş medeniyeti temsil etmediğini, yalnızca kendi menfaatlerine göre kararlar aldığını bütün dünya görüyor artık. Düşünce özgürlüğünü savunan ve Türkiye'nin bu konuda eksik olduğunu düşünen bir Avrupa ülkesinden böyle bir yasa çıkması gerçekten büyük çelişki ve insanlık ayıbı. Ne yazık ki bunun doğru olmadığını ispatlamak için Türkiye'nin de baştan yaptığı yanlışlar var. Bugün düşünce özgürlüğünü gerçekten ihlal etmeseydik kendimizi haklı çıkarmamamız çok daha kolay olacaktı. Bugün dünyada 656 bin kişinin ölümüne neden olan Irak savaşı yerine 90 yıl önce olmuş bitmiş bir savaşı hortlatarak nereye varılabilir. Ölüler geri dönmez ama yeni katliamlar önlenebilir. Bence isabetli bir karar. Cumhuriyetin kuruluşu sırasında Ermenilere reva görülen bu zulüm o günden sonra Kürtlere katmerli olarak reva görülüyor. Ermeniler en azından inkâr edilmediler. Kürtlerin ise toplu inkârı söz konusu. Bence bunu hazır onaylamışlarken Kürtlerin maddi ve manevi varlığını inkâr eden ve kültürel haklarını, siyasal haklarını vermeyen ülke ve hükümetleri de cezalandıran böylece Kürtlerin geleceğini de garanti altına alan bir yasa da çıkmalıydı. Kürtlerin yaşadığı topraklarda hüküm süren hükümetler ancak böyle bir dilden anlarlar. Onlar güçlü olmakla haklı olmayı hâlâ karıştıran Orta Çağ kafasına sahip zavallı insanlar. Osmanlı'yı, Talat Paşa hükümetini, Nazi hükümetine benzeterek soykırımla suçlayanlara soruyorum: Yahudi soykırımı kararı alan Nazi hükümetinde kaç Yahudi bakan vardı? Bu tarih cahilleri, tehcir kararı alan Talat Paşa hükümetinde biri dışişleri bakanı olmak üzere iki Ermeni bakan olduğunu biliyorlar mı? Bu bakanın hiç mi anıları yok? Cahiller, düşmanlık üretmeden evvel gelip Osmanlı arşivlerini inceleyiniz lütfen. Fransa meclisinin almış oldugu kararı kınıyorum. Tüm Avrupa'ya hayırlı olsun. Ey Avrupa sen de düşünce özgürlüğü var mı? Yasa teklifinin yasalaşması düşünce özgürlüğüne aykırı olacaktır ki Fransa gibi bir ülkenin ifade özgürlüğüne aykırı yönde hareket etmesi imajını zedeleyecektir. Tasarı daha alt komisyonda onaylandı. Bu onay ile içerideki Ermeni lobisinin istekleri bir nevi karşılanırken Türkiye'ye de göz dağı verilmiş oldu. Fransa'nın Türkiye dış ticaretindeki payı ve mevcut iktidarın olaylar karşısındaki "Fransızlığı" dikkate alınırsa bu olayda çok kısa bir süre sonra unutulacaktır. Fransa'da Ermeni yasa teklifi onaylaması ile Türkiye'yi hem kışkırtmaya teşvik ediyor hem de konuşma, ifade etme özgürlüklerimizi sınırlıyor. Bu kabul edilemez. Şu an bile bu haberi duyan etrafımdaki birçok insan çığrından çıkmış durumda. Lütfen tepkiler aceleci ve abartılı olmasın. Herşeye rağmen sağduyulu olmalıyız. Bence hakkımızı hiçbir taşkınlığa sebep vermeden sakin bir şekilde aramalıyız. Öncelikle kendi karanlık tarihine bakmadan başkasına çamur atan Fransız Meclisi'nin bu kararını kınıyorum. Amaç Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak. Fransızlar her zaman Türkler'e karşı bir düşmanlık ve nankörlük içinde olmuştur. Kanuni'nin Fransa Kralı'nı Avrupa'nın baskısında kurtarıp krallığını ona iade ettikten sonra da Osmanlı'nın kuyusunu kazmaya çalışmışlardır. Alınan kararın gerçekleri yansıtmadığını tamamen siyasi olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki bir avuç Ermeni Fransızlar'ı kullanıyor. Türkiye'nin buna karşı en etkili tavrını koyması lazım ve kendisine yapılan bu safsataya Fransız kalmamalı. Fransa Parlamentosu'nun alt kanadında alınan bu karar Fransızların ne kadar komik bir millet olduğunun göstegesidir. Aslında bu yasa ile Fransa, AB'nin olmazsa olmazlarının başındaki ifade özgürlügünün kafasını kopardı. Türkiye ilk olarak 301'inci maddeyi kaldırarak ve uluslararası platformlarda 1915 yılındaki olayları bilimsel olarak araştırılmasını dayatmalı. Burada gelişen olaylarda gözüküyor ki, çıkarılan yasalar bilimsellik ve tarih olgusundan ziyade 450 bin Ermeni oyu içinmiş. Avrupa bizi istemediğini açıklamak için her fırsatı kullanıyor. Avrupa da ihtisas yapmış bir kişi olarak Avrupa'nın Türkiye'yi AB'ye alma niyeti olmadığını çok iyi biliyorum. Ülke olarak bir an önce Avrupa'nın bu niyetini gözönünde tutarak başımızın çaresine bakmamız ve Avrupa'yla ilişkilerimizi buna göre düzenlememiz lazım. AB, ifade özgürlüğünü temel değer olarak Türkiye'ye empoze ederken Fransa'nın yaptığı ifade özgürlüğünün en ağır ihlâlidir. Bu yasaya öncelikle Avrupa Birliği'nin karşı çıkması gerekiyor bence. Ama böyle bir şey yapacaklarını hiç sanmıyorum. Orta Çağ zihniyetini taşıyan bir karar. Dünya dönüyor diyenleri engizisyon mahkemelerinde yargılayanlar, soykırım yoktur diyenleri yargılamak istiyorlar. Modernite denen şeyin zihniyetlerde hiç bir değişiklik yapmadığı apaçık ortada. Söyleyecek çok fazla bir şey yok. Dış politikada ülke çıkarları yerine başka ülkelerin çıkarları doğrultusunda hareket edilirse ve bu denli korkak davranılırsa olacağı budur. Ben de artık masaya yumruğunu vuracak bir başbakan istiyorum. Türkiye'nin tek yapması gereken tarihçileri toplayıp herşeyi belgelemektir. Erzurum'a gidilip herşey yerinde incelenecek, toplu mezarlardan çıkan ay-yıldızlı sigara tabakalarını; başörtülerini; fesleri tüm dünya görecek. Sözde Ermeni Soykırımını suç sayan Fransa'ya hem en üst düzeyde hemde Türk halkı olarak gerekli tepkiyi akilane bir biçimde göstermeliyiz. Yasayı kabul eden Fransa Parlementosu'nun kararını kınıyor, hem diplomatik hemde halklar arasında olabilecek gerginlikten sorumlu olacağını unutmaması gerektiğini düşünüyorum. Fransa'nın yaptığı beni şaşırtmadı. Tarihin cani sömürgecisi yine yüzünü gösterdi. Fransa'yı eleştiren İngiliz parlementer ise Londra'daki Imperial War Museum'a bir baksın. Türklerin asılsız olarak soykırım yaptığı iddiaları ile insanlar bu müzede kandırılmaktalar. Ermeniler şu anda Türkiye'de Türkler'den daha imtiyazlı yaşamaktadırlar. İstanbul'un merkezî yerlerinde kendi mezarlıkları, okulları ve kiliseleri var. Ermeni ırkına düşmanlık duyulsa Ermeniler bu ayrıcalıklara sahip olurlar mıydı? Buna karşın Ermenistan'da yaşayan Türkler hiçbir hakka sahip değillerdir. Batı yine adaletsiz ve cani yüzünü göstermiştir. Bu konuda da hiç bir Batılı ülkeden yardım beklemiyoruz. Tarih sürekli bir devinim halindedir, dün güçlü durumda olan Doğu şimdi güçsüzdür ancak yarın için Batı karanlık günlere hazırlanmalı. Zira Orta Çağ cahilliğine geri dönüş eğilimleri Avrupa toplumlarda sıkça baş göstermeye başlamıştır. Avrupa ülkeleri iyi ilişkiler içinde olmaktansa Türkiye'nin düşmanlığını kazanmayı tercih ediyorlar. Türkiye'de ne bir hükümet nede Türk halkı soykırımı kabul eder. AB'den vazgecmeyi tercih eder. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||