|
FORUM: Enerji ve Gelecek | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Dünyada sanayileşen ülkelerin atmosfere saldıkları sera etkisi yapan gazlar küresel ısınmanın başlıca sebebi olarak görülüyor.
Gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakabilmek amacıyla, artan enerji ihtiyacını karşılamak için alternatif yakıt kaynakları, yeni teknolojiler, çevreye zarar vermeyen sistemler araştırılıyor. Kömür, petrol gibi fosil yakıtların yerini yenilenebilir enerji kaynaklarının alması amaçlanıyor. Gelecekte dünyanın enerji ihtiyacını karşılamanın sizce en iyi yolu nedir? Nükleer enerji bir çözüm mü? Yaşadığınız yerde karşılaştığınız enerji problemleri, çevre sorunları neler? Görüşlerinizi paylaşın, yayınlayalım. Görüşlerinizi aktarmak için sağ taraftaki formu kullanabilirsiniz Ülkemizin üç tarafı denizle çevrili ve deniz kıyılarına kurulan bir sistemle dalgalardan enerji üretilebiliyor. Neden bunu denemiyoruz? İkinci olarak İstanbul Boğazı’nda dip akıntı hızı 20m/s’yi buluyor. Buraya su altı türbinleri konularak enerji üretmemiz mümkün. Ülkemiz güneşli gün sayısı bakımından pek çok Avrupa ülkesinden iyi durumda bizimle eşdeğerde ancak İspanya var. İspanya'nın uyguladığı gibi güneş enerjisinden yararlanılabilir. Örneğin çok güneşli yerlere estetik tasarımlı güneş pilleri konulabilir.Her evin çatısına güneş pili şart koşulup, evin tüketiminden fazla elektrik üretiliyorsa devlete evimizden ürettiğimiz enerjiyi satabiliriz. Nükleer enerji konusunda ise siyasi liderlerimiz 'Avrupa'da herkes kullanıyor bizim ne farkımız var?' diyorlar. Farkımız daha hidroelektrik potansiyelimizin sadece %30’unu kullanıyor olmamız. Enerjiyi elde etmenin çeşitli yoları var. Bunlar arasında seçimler yapmak ülkenin o anki ve gelecekteki koşuları dikkate alınarak yetkili merciler tarafından yapılır. Burada ülkemiz için hangisi faydalıdır sorusunun en temiz cevabının doğal kaynaklar olduğunu düşünmekteyim. Bunun en başında da güzel ülkemizin sayısız su kaynaklarını görmekteyim. Dikkat edilmesini istediğim b,r konu da, üretimden sonraki safha olan tüketimdeki kayıpların fazla olması. Bize vatandaş olarak düşen görev insanlarımıza enerjinin ne kadar değerli olduğunu öğretmek, israfları önlemek. Bizim öncelikli olarak ulusal bir enerji politikası oluşturmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü enerji bir devlet politikası haline gelmeden, hükümetlerin hegamonyasından çıkmadan bu konuları tartışmamızın hiçbir anlamı yok. Ülkelerin ihtiyaçları olan enerjiyi nereden ve ne şeklde sağlayacakları konusunda belirli seçimleri vardır. Örneğin Japonya diğer enerji kaynaklarının yetersiz oluşundan dolayı nükleer enerji kullanımını seçmiştir. Ancak Türkiye'de, gelen hükümetler kendi doğru gördükleri enerji politikalarını dönemleri içerisinde uygulamış ve daha sonra gelen hükümetler de kendi enerji politikalarını uygulamışlardır. Sonuçta bu siyasi davranışlar uzun vadede ülkenin bugünkü gibi enerji sıkıntısı çekmesine ve dışa bağımlılığa neden olmuştur. Öncelikli olarak ülkemizin tüm enerji kaynaklarının tam bir fizibilitesi yapılmalı ve bulunan sonuçlar doğrultusunda ulusal bir enerji politikası oluşturulması gerekmektedir. Daha sonra gelen hükümet hangi taraftan olursa olsun bu politikaları geliştirerek uygulamalıdır. Bu Enerji kaynakları kullanıldıktan sonra hala bir enerji açığı öngörülüyorsa işte o zaman ulusal enerji politikalarına bir nükleer enerji santralinin yapılması girmelidir. Nükleer santraller sadece enerji üretimi için değil aynı zamanda bir ülkeye bilimsel alanda da gelişmişlik sağlamaktadır. Her enerji kaynağının doğaya bir şekilde zararı vardır. Bu fosil yakıtlarda daha fazla, yenilenebilir enerjilerde de dolaylı olarak olmaktadır. Önemli olan enerjisiz kalıp dışa bağımlı bir ülke olmaktansa, yaşadığımız dünyaya en az zararı vererek gelişmeyi başarabilmektir. Öncelikle nükleer enerjiye karşı olduğumu belirtmek istiyorum. Enerji alternatiflerini değerlendirirken çok önemli bazı konuları gözardı ediyoruz. Sadece enerji değil, yapılacak herhangi bir faaliyetin fayda maliyet analizinin doğru yapılması gerekir. Örneğin nükleer enerji santralinin getireceği fayda acaba bu santralin inşası, işletilmesi ve sonrasında çevreye verdiği zararın telafisinin-telafisi olmayan zararlarla birlikte-maliyetini karşılıyor mu? Ayrıca nükleer enerji santralinin risklerini almak ne kadar mantığa uygun? Enerji elde etmenin tek yolu milli parklara baraj yapmak veya nükleer enerji santrali kurmak değildir. Nükleer enerji olmadan yaşayabilirim ama soluyacak hava, içecek su, yiyecek güvenli gıda ve yaşanabilir bir çevre olmadan asla. Bence nükler santral uzun süreli bir çözüm olamaz. Çünkü sonuç olarak o yöntem çok riskli olup, doğabilecek herhangi bir facianın sonuçları daha fazla olacak. İnsanoğlu bu dünyada var oldugundan beri isteyerek ya da istemeden doğanın her her türlü doğal kaynaklarını kullandı bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde. Ama bizim anlamamız gereken şey hâlâ ona muhtaç oldugumuz ve onun kurallarıyla şu an ki teknolojiyi birleştirerek oynamak. Bu rüzgar enerjisi, su enerjisi olabilir. Fakat herşeyden önemlisi üretilenin bilinçli bir şekilde kullanılmasıdır. Ekonomi, sonsuz insan ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullanılan kıt kaynaklarların idaresidir. İnsan ihtiyaçları sonsuz olamaz, değildir de zaten. İnsanın sonsuz istekleri onu insan olmaktan çıkartır. Herşeyi isteyen kişi açgözlüdür, bencildir. Dünyadaki herşeyin sınırlı miktarlarda olduğu, kıt olduğu zaten biliniyor. Bilim insanları bizi uyardıkça silindir sayısı abartılmış araçlar daha popüler oldu. Şehir merkezinde arazi aracı ile gezenleri ayıplamak yerine onlardan biri olmayı tercih etmek bizi bu noktaya getirdi. Sanayi Devrimleri ile öyle bir hale geldik ki. Hiç ihtiyaç duymadığımız halde ileri teknoloji ürünü eşyalarımız olmaya başladı. Astronot giysilerinde kullanılan malzemelerden yapılmış eşofmanlarımız, uzay aracı yüzeyinin kaplandığı teflondan tavalarımız oldu. Dedelerimizden 4 kat daha zengin ve lüks hayatımız olmasına rağmen 4 kat mutlu olamadık. Daha kötüsü 4 kat daha sağlıksız olduk. Şimdilerde ise bu dolu dizgin gidişin durmasından korkuyoruz. Hatta durdurmamak için daha da büyük tehlikelere, nükleer enerjiye kapı açıp buna muhtaç olduğumuza kendimizi inandırmaya çalışıyoruz. Nükleer enerji kısa vadede bir çözüm gibi görünse de, zaten kimyasal ve elektronik atıklar ülkesi haline gelen Türkiye’nin bir de nükleer atıkların uzun vadedeki etkileriyle baş başa kalması hiç sürpriz olmaz. Bilim adamlarının birçoğu güneş ve rüzgar enerjisi açısından zengin Türkiye’nin bu olanaklarını kullanması gerektiğini belirtiyor ancak politikacılar adeta kulaklarını bunlara tıkamışlar, sürekli ezberlerini tekrar ediyorlar. Biz zaten nükleer etkiye maruz kaldık 1986’dan sonra. Ayrıca global terörizm diye bir kavramla mücadele ettiklerini söyleyen insanların, saldırılar için biçilmiş kaftan olacak nükleer santrallerin yapımında bu olasılıktan bahsetmemeleri ilginç. Politik kararların siyah ve beyaz olmayacağı söylenir hep. Burada bir tek yanlış var; nükleer enerji tehlike demektir, atıkları Anadolu topraklarından bin yıllarca yok olmayacaktır. Bir tek doğru vardır; güneşli gün sayısı bu kadar fazla olan bir ülkede güneş enerjisinden, rüzgar enerjisi için de birçok elverişli bölgesi bulunan Türkiye’de rüzgar enerjisinden yararlanılmalıdır. Nükleer enerji, hümanist felsefe doğrultusunda, kesinlikle tüm dünya uluslarının faydalanabilmesine açık bir enerji çeşidi olmalıdır. Özellikle yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili haberlerinizde gösterilen duyarlılığın diğer tüm küresel yayın organlarınca da örnek alınması gerekir. Dünyamızı hem siyasal hen de ekolojik çıkmaza sürükleyen fosil yakıtların alternatiflerini tanımak ve varolan önlemleri öğrenmek tahminimce herkes için kaçınılmaz olacaktır. Burada söz konusu olan dünyanın geleceğidir. Savaşlar başlatan başlı başına bir sorundur enerji. Ülkemizde bu sorundan kurtulmak için en kısa zamanda nükleer enerji santralleri kurulması lazım. Enerjinin ucuzluğu önemlidir. Petrol, diğerlerine göre bol bulunan ve bunun için de ucuz olan bir yakıt olduğu için çok kullanıldı. Ancak günümüzde talep artışı nedeniyle petrol artık ucuz değil. Bu nedenle geleceğin enerjisi her ne olacaksa bol bulunan bir şey olacaktır. Çevre kirliliği konusunun ise maddi koşulların önüne geçebilmesi için dünyadaki enerji tüketicisi ülkelerin ve vatandaşlarının böylesi bir duyarlılığa sahip olması ve fedakarlık yapmayı kabul etmesi gerekir. Çünkü maliyet dışındaki unsurlar bireylerin daha az tüketmesini, daha çok ödemesini gerektirir. Hayatta herşey enerjiye bağlı. Enerjisiz olmaz. Bu bağımlılığımız enerji kaynaklarına sahip olan güçlere esaretimizi de beraberinde getiriyor. Şimdilik sahip olduğumuz enerji kaynağı dünyanın imkanlarını savurganca kullandık. Kullanmaya da devam ediyoruz. Dünyanın yaşayacağı bir tehlike ırk, dil, din, ülke ve coğrafya tanımayacaktır. Bu kaynakları kullananlar olarak uluslararası işbirliğine, yaptırımlarla desteklenmiş eylem planlarına, dünya kamuoyunun duyarlılığına acilen ihtiyaç vardır. Dünya hepimizin. Nükleer enerji temiz bir alternatif bence. Bununla birlikte diğer enerji kaynaklarına da yatırım yapılabilir, örneğin yazlık evlerde kullanılan güneş enerjisi panellerinden bile çok ciddi bir enerji çevrimi söz konusu. Fosil yakıtların kullanıldığı tesislerin yarattığı kirliliğin örneklerini gördük, görmeye devam ediyoruz. Bir an önce temiz enerji kaynakları kullanımına başlanmalı. Türkiye bu açıdan zengin bir ülke. Pekçok ülkede olduğu gibi Türkiye'nin de geleceğe bakan bir enerji politikası, önlem planı olmadığı görüşündeyim. Tüm dünya yüzde 100 atıksız temiz enerji kullanmalı. Bu husus Birleşmiş Milletler'ce hazırlanacak hızlı bir takvimle dünya ülkelerince uygulanmalı. Enerji konusunda yıllardır dışa bağımlılığımızın önünü kesmek lazım. Orta Doğu ve Kafkaslar'daki istikrarsızlığı ve rejim zaaflarını iyi kullanan ülkelerin içinde kendimizi rahatlıkla izole edip muhafaza etmemiz gerekiyor. Ülkelerdeki siyasi kriz dönemi ve petrol, gaz şirketlerini ülke iktidarlarının siyasi manevra olarak kullandığını yakından biliyoruz. Ya Türkmenistan, İran, Rusya ile beraber siyaset geliştireceğiz, uyum göstereceğiz, ortak projeler yürüteceğiz ya da kendimizi bu tür oyunlarda bağımsız olarak temsil edeceğiz ve onların politiklarının mağduru olup kriz dönemleri yaşamayacağız. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||