BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 25 Aralık, 2008 - TSİ 13:44
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
"Yes, we Cem!"

"Yes, we can!" Obama'nın seçim kampanyasındaki sloganı kulaklarınızdadır.

Bu, "Yes, we Cem"e dönüşerek, Federal Almanya tarihinde bir ilki gerçekleştirdi. Almanya tarihinde ilk kez yabancı kökenli bir politikacı, Cem Özdemir, bir partinin, Yeşiller Partisi'nin başkanı seçildi.

Ama Cem Özdemir politika zemininin kaypaklığını da yaşadı yıl içinde.

Parti başkanı olmadan önce, 2009 sonbaharında yapılacak Federal Meclis seçimi için aday olmak isteyen Cem Özdemir'i, arka arkaya yapılan oylamalarda delegeler hezimete uğrattılar. Şimdi merak edilen konu, parti başkanının adaylığı için bir arka kapı bulunacak mı?

Siyasetin kaypaklığını 145 yıllık tarihi olan Sosyal Demokrat Parti SPD de bolca yaşadı geçen yıl. Sol kanattan parti başkanı olan Kurt Beck, sağ kanadın saray entrikasıyla devrildi. Yerine Franz Müntefering getirildi.

Sonbaharda yapılacak federal seçimlerde Sosyal Demokratların başbakan adayı da, şimdiki büyük koalisyonun Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier. Kamuoyunda yüzde 20'lerde seyreden oy oranıyla Steinmeier'in başbakan adaylığı, kendi kendine gelin güvey olmak.

Parti içinde süregelen "Sol Parti ile koalisyon yapılır mı yapılmaz mı" çekişmesi yüzünden Hessen Eyalet Meclisi'nde hükümet kuramayan Sosyal Demokratlara, 18 Ocak'ta yenilenecek eyalet seçimlerinde de yine muhalefet görünüyor.

Seçimler deyince, geçtiğimiz yıl Bavyera eyalet meclisi seçimi de yapıldı. Bu eyalette yaklaşık elli yıldır iktidarda olan ve on yıllardır seçimlerde %50'lerden aşağı düşmeyen Hristiyan Sosyal Birlik, dört yıl önce aldığı %63'ten %47'ye düşünce, iktidarda kalmasına rağmen başbakan, parti başkanı, genel sekreter istifa ettiler. Darısı Türkiye'nin başına...

Dünya çapındaki ekonomik ve mali krizden Almanya da kocaman bir pay aldı. Bunda özellikle devlet bankalarının açgözlülükle Amerika'daki hedge fonlara yatırıp yitirdikleri milyarlar etkili oldu. Dünyadaki mali kriz, dışsatımda dünya şampiyonu olan Almanya'nın dışsatımına önemli darbeler vurmaya başlayınca, siyasiler çareyi iç tüketimde aradılar.

Almanya parlamentosu

En şaşırtıcı öneriyi Sosyal Demokratlar yaptılar. "Herkese 500'er euroluk alış veriş çeki karşılıksız verilsin," önerisi çok tartışıldı ama gerçekleşmedi. Bunda belki Noel alışverişlerinin bütün kuşkulara karşın son derece memnun edici yürümesi de etkili oldu. Almanya bekleyip görme duruşunu sürdürüyor.

Bu durum, Avrupa Birliği içerisinde Almanya'ya özellikle Fransa'nın eleştirisini çekiyor. Londra buluşmasına Almanya'nın çağrılmaması da Fransa ve İngiltere'nin bu eleştirisine yoruluyor.

Almanya'da bu durum alaycı bir deyim doğurdu: "Fransa önlem alıyor, Almanya düşünüyor."

Alman hükümetleri oldum olası önemli sorunlar karşısında düşünme geleneğini Angela Merkel hükümetiyle de sürdürüyor.

16 yıl başbakanlık yapan Helmut Kohl, sorunları "aussitzen" yani kuluçkaya yatırma politikası izliyordu. Ondan sonraki Sosyal Demokrat Başbakan Gerhard Schröder kendi deyimiyle "ruhige Hand" yani sakin el politikası izledi; Angela Merkel de yine kendi ifadesiyle "Politik der kleinen Schritte" yani küçük adımlar politikası izlemeyi sürdürüyor.

Ekonomik ve mali kriz konusunda Almanya'nın yeni bir önlem alıp almayacağı ve bunun ne olacağı, Merkel hükümetinin 5 Ocak'ta yapacağı kabine toplantısında belli olacak.

2008 yılı Almanya'daki yaklaşık üç milyon Türkiye kökenli için, iki olayla anımsanacak. 13 Mart'ta Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Köln spor arenasında yaklaşık on bin Türk'e yaptığı konuşma, başta Angela Merkel olmak üzere, Alman yetkililer ve medyası tarafından, milliyetçi ve uyuma aykırı bulunarak eleştirildi.

Erdoğan'ın yanıtı, "Merkel de Türklerle böyle bir toplantı yapabilir," oldu.

İkinci gelişme, Eylül ayından başlayarak uygulanan vatandaşlık testi. Özellikle Türklerin vatandaşlığına engel olarak çıkarılan test, geniş tartışmalara ve özellikle Türkler arasında eleştirilere uğradı.

Angela Merkel

Alman vatandaşı olmak isteyen adaylara 300'ün üzerinde sorudan 33 tanesi soruluyor, adayın en az 17'sine doğru yanıt vermesi bekleniyor.

Soruların birçoğunu sokaktaki doğuştan Alman'ın da yanıtlayamadığı hem haber programlarına, hem komedi gösterilerine konu oldu.

Savaştan sonra milliyetçi tavırlar konusunda çok dikkatli davranan Almanya, birleştikten sonra bu tavrını adım adım terk etti.

Son olarak da Angela Merkel'in Hristiyan Demokrat Partisi kurultayında oylanarak kabul edilen bir öneri ile "Almanca Almanya'nın dilidir" maddesinin anayasaya sokulması kararlaştırıldı.

Son günlerin tartışma konularından biri de bu. Bu önerinin karşıtları, "Zaten Almanca 50 yıldır Almanya'nın dili değil mi, başka işiniz mi kalmadı?" diye soruyorlar. Galiba haklılar.

Evet, daha fazla uzatmaya gerek yok. Bütün dünyada olduğu gibi Almanya'da da yararı ya da kararı az, zararı çok 2008 yılı rüzgâr gibi geçiverdi.

2009 herkese esenlik, mutluluk getirsin.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik