|
'Koltuk fiyatı' skandalı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Televizyon izliyorum.
Kulağımda bir valinin sesi. Amerika Birleşik Devletleri'nin Kanada sınırındaki Illinois Eyaleti Valisi Rod Blagojevich, gizli mikrofona yakalandığını bilmeden, "senatörlük koltuğu değerli bir koltuk" diyor, "öyle bedavaya kimseye vermem." Blagojevich, Kasım ayı başında başkan seçilen Barack Obama'dan boşalan senatörlüğe bir başkasını atama yetkisine sahip. Bu atama karşılığında para istediği, eşine iyi maaşlı bir iş talep ettiği, üstelik de bunu, FBI tarafından izlendiğini bildiği halde yaptığı için geçtiğimiz hafta tutuklandı. Gerçi bu ülkede yeterli parası olmayanın herhangi bir seçimi kazanmasının mümkün olmaması kimseyi rahatsız etmiyor. Ama senatörlüklerin açık açık satışa çıkarılmasını savcılar aşırı buldu. Blagojevich daha sonra serbest bırakıldı, ama sadece tutuksuz yargılanmak üzere. Geçtiğimiz yıllarda gösterilen Borat filmini hatırlıyorum. Sözde herşeyin yoz olduğu ve sorunların yolsuzlukla çözüldüğü Kazakistan'dan gelen Borat, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yaşamı bu perspektiften gözlemliyordu. Arada büyük farklar olmadığını, sadece Amerika'nın bu tarz yaşamda daha başarılı olduğunu ve Kazakistan'a örnek olabileceğini düşünüyordu. Kazakistan nasıl, bilmiyorum. Ama Amerika Birleşik Devletleri'nde yolsuzluk gerçekten diz boyu. Buzdolabındaki para desteleri Blagojevich'in manşetleri işgal ettiği günlerde, Louisiana Eyaleti'nde de, polisin kendi bürosundaki buzdolabında bulduğu tomarlarla paranın hesabını veremeyen milletvekili William Jefferson, bunun demokrasiye zarar vermediğini savunarak, tekrar aday oldu.
Neyse ki, seçmenleri ikna edemedi ve Amerikalıların adını telaffuz etmekte zorlandığı Vietnam kökenli rakibine yenildi. Şimdi, Jefferson'a para verenlerin, zamanında Vietnam'da başladıkları işi tamamlamadıklarına yandığı esprileri yapılıyor. Bir başka örnek de Minnesota Eyaleti'nden. Başkan Bush'un 2000 yılı seçim galibiyetini Florida'daki oyların sayılmasının becerilememesine borçlu olduğunu bilmeyen yok artık. Bunun bir benzeri Minnesota'da yaşanıyor. Orada yapılan seçimde bir aday sadece 46 oy farkla galip ilan edildi. Rakibinin itirazı üzerine yapılan araştırmada, 136 oyun kaybolduğu belirlendi. Oyların nasıl kaybolduğunu soran yok. Normal bir ülkede seçim yenilenir, değil mi? Amerika Birleşik Devletleri'nde ise karar mahkemeye kaldı. Ama yargıç seçiminin de milletvekili seçiminden farklı yapılmadığı bir ülkede mahkemeye ne kadar güvenilebilir? Son örnek Alaska'dan. Orada, eski senatör Ted Stevens dolandırıcılık ve mahkemeye yalan söylemek suçlarından yedi kez cezaya çarptırıldı. Seçimi de kaybedince, hapishane yolu göründü Stevens'a. Şimdi sadece Stevens değil, onu seçimde yenen rakibi de bunun nedenini anlamadığını söylüyor. Herhalde şimdiden, gelecekte kendi başına gelebileceklere karşı tedbir alıyor olsa gerek. Tekrar televizyona veriyorum dikkatimi. Ülkenin en tanınmış avukatlarından biri, koltuğunu terk etmemekte direnen Sırp asıllı Illinois Valisi Blagojevich'e akıl veriyor. "Amerika Birleşik Devletleri'nin büyükelçiliklerinin de satılması aslında yasak" diyor, "ama buna rağmen birçok büyükelçinin siyasi partilere büyük paralar verdikleri için büyükelçi yapıldığını bilmeyen yok." Yani avukata göre, büyükelçiler örneğini verdiği takdirde, Blagojevich'in haklılığını kanıtlama olasılığı var. Bu da hukukun üstünlüğü olsa gerek. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||