|
Obama topu kaptıracak mı? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Birçok şeyde olduğu gibi, Charles M. Schulz burada da haklı çıktı. Schulz, bazılarınız hatırlayacaktır, Charlie Brown karakterini yaratan çizer.
Charlie Brown'un mutluluk anlayışı arkadaşı Lucy'nin tuttuğu ve koşup tam vurmak üzereyken geri çektiği topa vurabilmektir. Sürekli deneyimlediği bu durum sonrasında Charlie, kazanacağı ödülün hep son anda avucunun içinden çekilip alınacağını düşünür. Barack Obama'nın başkanlık seçimini kazanma ihtimaliyle ilgili, insanlarla konuştuğunuzda da benzer bir yaklaşımı farkedersiniz. Bir akşam Brooklyn'de bir lokantada, 70-80 yaşlarında dört siyah arkadaşımla kahvaltı ettim. Gerçek anlamda ayrımcılığa uğradıkları, yüzlerine karşı hakaret edildiği yılları yaşamış bu kişiler, şimdi bir siyahın başkan olabileceğine dair umut besliyorlar. Alfred Waters, Henry Meltz, Harold Goodridge ve Calvin Carrion on yıllar boyunca birlikte çalışmışlar. Bazıları okul yıllarında bile birliktelermiş. Lokantanın arka masalarından birinde düzenli olarak yaptıkları Perşembe kahvaltılarından birinde, bazen yükselen bazen alçalan tonda bir sohbet sürüyor. İçlerinden biri, ölmeden bu günü görmeyi hiç beklemediğini ama şimdi Barack Obama'nın kazanacağını bildiği için -ki kendisi buna kesin bir şekilde inanıyor- ölse de gam yemeyeceğini söylüyor. Ardından diğerleri, bundan şüpheli olduklarını söylüyorlar. Seçim zaferinin son anda ellerinden çekilip alınabileceğine inanıyorlar. "Hayatta hiçbir şey kesin değidir, ama siyah bir adam olarak, hiçbir zaman gardını düşürme" diyor biri; "Seçim gününe kadar siyaset yapmayı sürdürmeliyiz."
Bu, tüm siyahlar Obama'nın başkan seçilmesinin iyi birşey olacağını varsayıyor demek değil tabii. Tennessee'de bir başka yemekte Carol Swain'le tanıştım. Tüm kalbiyle McCain'i destekleyen Carol, Cumhuriyetçi adayın siyasi hedeflerinin, siyahlar da dahil herkes için iyi olacağına inanıyor. Nashville'de bir hukuk profesörü olan Carol, siyasetten konuşmaya başlayıncaya kadar çok sessiz bir insan portresi çiziyor. Carol'la tanışmak açıkçası ufkumu açtı. Zaten, tüm siyahların siyah bir başkan istediklerini düşünmek de oldukça ırkçı birşey öyle değil mi? Ardından bir Cumartesi sabahı Ohio'da bir okul karnavalına gittim. Orada, arabasının önünde, yanında eşi ve kucağında köpeğiyle oturan bir adamla tanıştım. Ed Bogavich kendi ifadesiyle, "bir zenciye" oy vermeyeceğini söyledi. Sonuçta beyazlar daha üstündü ve Obama Müslüman ve Arap'tı. Bogavich'in görüşlerini son derece kibar bir şekilde sorguladım. Ancak, neredeyse bir kayayla tartışıyor gibiydim. Bogavich fikrini hiçbir zaman değiştirmeyecekti. Belki Ed Bogavich, önyargılı görüşlerini sesli bir şekilde dile getiren nadir kişilerden. Ama soru şu: Özellikle Ohio gibi, nüfusunun geneli Demokratlara meyleden eyaletlerde Bogavich gibi kaç kişi var? Önceki gece, kaldığım ucuz otelin önünde, yanlışlıkla attığım önemli bir takım belgeleri bulmak için büyük çöp tenekesini karıştırıyordum. Yardıma ihtiyaç duyarak otelin gece güvenlik görevlisini çağırdım. Ben çöpü karıştırırken, bana yardım eden beyaz güvenlik görevlisini dinliyordum. Görevlinin temel mesajı, "herkes olabilir ama siyah adam asla"ydı. Biraz üstüne gidip "Neden?" diye sordum. Neden böyle düşündüğünü bir türlü tam olarak ifade edemedi. En sonunda da, Obama'nın kendisinin bir ırkçı olduğunu söyledi.
Şunu söylemek gerek, siyah bir başkan ihtimaline karşı böyle düşünen kişiler yalnızca alt ve orta sınıf beyazlar değil. New York'ta üst sınıflardan oluşan bir çevreye sahip siyah bir arkadaşım da bana, Obama'ya karşı olan beyaz arkadaşlarının asıl sorununun, hep Obama'nın siyah olmasıyla ilgili olduğunu söyledi. 1982 yılında kamuoyu yoklamalarında açık ara farkla önde görülse de, Los Angeles valiliği için yarışan Tom Bradley, hala hafızalarda. Seçim sonuçları, beyazlar kamuoyu yoklamalarını yapan anketörlere başka konuşuyor, seçimde farklı oy kullanıyor şeklinde açıklanmıştı. Obama da birçok kamuoyu yoklamasında McCain'in önünde görünüyor. Ama, kamuoyu yoklamaları yapılmaya devam ediyor ve gençler giderek daha "renk körü" olsalar ve insanları siyah beyaz diye ayırmasalar da nüfusun önemli bir kısmında ön yargılar oldukça derinlerde yatıyor. Charlie Brown'un arkadaşı Lucy, topu son anda çekecek mi? Bu sorunun cevabını öğrenmemize çok az kaldı. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||