|
ABD Obama'ya yönelirken | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yaz aylarında bir yolculuk sırasında Güney Dakota’da ufak bir kasabada mola verdim.
İçecek almak için küçük bir süpermarkete girdim. Kasadaki kadınla havadan sudan sohbete başladık. Laf kısa sürede seçimlere geldi. Kasiyer kadın, “Tabii ki bir Müslüman’ı seçemem. Obama Müslüman” dedi. “Obama’nın en büyük skandalının, ait olduğu Hristiyan Kilisesi’nin papazının sarfettiği sözler olduğunu unuttunuz herhalde” dedim, “Obama Hristiyan.” “Aldanmayın siz bu politikacılara” diye yanıtladı kadın, “Ben onun türbanlı resimlerini bile gördüm!” O türbanlı resimlerin Obama’nın Kenya’ya yaptığı bir ziyaret sırasında Kenyalıları mutlu etmek için çekildiğini anlatmadım. Çünkü bu kadın da, doğruluğu sabit verilerin insanların düşünce ve kararlarını etkilemediğinin çok açık bir örneğiydi.
Dükkandan çıkarken hala arkamdan bağırıyordu: “Aslında Obama gerçekten sempatik bir insana benziyor, ama ben biliyorum, Senato’da ant içerken elini gizlice Kuran’a bastı.” Amerika Birleşik Devletleri’nde Demokrat Parti Başkan adayı Barack Obama hakkında buna benzer düzinelerle iddia hergün kulaktan kulağa fısıldanıyor. Obama'nın Müslüman olduğu, terörist olduğu, ülkesini sevmediği, Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak Savaşı’nı kaybetmesini arzu ettiği gibi... Ve bunlara benzer, kanıtlanmaya zahmet bile edilmeyen daha birçok başka iddia... İnsanların, ülkelerinin en önemli seçimlerinden birinde bu tür iddiaları üzerinde hiç düşünmeden doğru kabul etmesinin bir açıklamasını bulma umuduyla, bir nöroloji uzmanının bu konuda yazdığı bir kitabı aldım. Kitapta yazar, insanların karar verme süreçlerinin genellikle verilere dayanmadığını ve vermiş oldukları kararların hatalı olduğunu gösteren verilerin ortaya konması halinde buna aldırmadıklarını detaylı şekilde anlatıyor. Cumhuriyetçi Başkan adayı John McCain’in kampanyasını organize edenler de bu kitabı okumuş olacak ki, televizyon spotlarıyla Obama hakkındaki iddiaları destekleyen bir karşı propaganda sürdürüyorlar. Aslında başka çareleri de yok gibi.
Çünkü kendi adaylarının, Irak’ta savaşı sürdürme ve Afganistan’da da savaşı şiddetlendirme dışında herhangi bir somut önerisi yok. Bu durumda seçim kampanyasında Obama ister istemez daha ciddi bir aday izlenimi veriyor. Hatta McCain’in stratejistleri, Obama’nın programını bile karşı argümanlarla değil, açık açık yalan söyleyerek ve bunu sürekli yaparak çürütmeye çalışıyor. Bunun en başta gelen örneği ekonomik alanda. Obama bir buçuk yıldan beri nüfusun yüzde 95’inin vergi yükünü hangi yöntemle azaltacağını detaylı şekilde açıklıyor. McCain ise Obama’nın bu planının sonuçlarının kötü olabileceğini anlatmak yerine, Obama’nın aslında vergileri artırmak istediğini iddia ediyor ve bunu temcit pilavı gibi yineliyor. Bu stratejinin başarısız olmadığını Minnesota’da birlikte yemek yediğim 50 yaşlarındaki bir çiftle konuşurken anladım. Bana, bir akrabalarından kendilerine miras kalan bir çiftliği en kısa sürede satmaya çalıştıklarını, hatta zarar etmeyi bile göze aldıklarını anlattıklarında, “Siz yabancıların da hiç birşeyden haberi yok” dercesine suratıma baktılar. Kısa ve anlamlı sessizliğin ardından, “Çünkü Obama vergileri artırdığında, bu vergilerin altından kalkacak gücümüz yok” dediler.
Onlara, petrol şirketi sahibi olmadıklarını ve bu bakımdan aslında Obama’nın detaylı şekilde vergilerini nasıl düşüreceğini anlattığı vatandaş kategorisine girdiklerini anlatamadım. Fakat ekonomik krizin derinleşmesiyle, seçmenlerin aklıcı olmayan düşünme tarzı bu kez McCain’i vurmaya başladı. Üstelik Obama’nın birşey söylemesine bile gerek kalmadan. Bir-iki hafta içinde işlerini ya da maddi varlıklarının yaklaşık yüzde 40’ını ya da ikisini birden kaydeben Amerikalılar, bunun sorumlusunun şimdiki Başkan George Bush ve Cumhuriyetçi Parti olduğuna kesinlikle inanıyor. Bu ortamda, Cumhuriyetçi Parti adayı olarak John McCain de suçlular arasında görülüyor tabii. Kimse, Obama’nın bu kriz ortamında, ekonomiye 700 milyar dolar destek vermeyi kararlaştırmış bir devletin başkanı olarak, vergi gelirlerinden nasıl vazgeçeceğini, devlet desteğiyle sağlık sigortasını nasıl oluşturacağını, milyarlarca dolarlık yatırımlar gerektiren enerji reformunu nasıl gerçekleştireceğini sormuyor. Anketler, Obama’yı yaklaşık on puan önde gösteriyor ve ara giderek açılıyor. Her geçen gün, geleneksel olarak Cumhuriyetçi Parti’nin kalesi olarak bilinen bir başka eyalet saf değiştiriyor. Obama’nın artık neredeyse rakipsiz kaldığını anlamak için sokakta dolaşmak bile yetiyor. Amerikalılar artık hızla ve fazla düşünmeden kararlarını veriyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||