|
Bolivya'da siyasi kriz | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bolivya'nın orta ve batı kesimlerindeki kentlerde düzenlenen siyasal eylemler birkaç yıl önce gazetelerde geniş yer bulurdu.
Kâh madenciler ayaklanır, kâh koka tarımcıları büyük yürüyüşler düzenler, bazen de yerel bir soruna çözüm arayan kent ahâlisi sokaklara dökülmüş olurdu. Cochababamba kenti sakinlerinin, su şirketinin özelleştirilmesi sonrasında hayli kabaran faturalar karşısındaki tepkisi, ülkeyi sarsan bir protestoya çevrilmişti. Doğalgaz kaynaklarının kamulaştırılmasını savunanlar, ya da koka tarımcılığının yasaklanması girişimlerine karşı çıkanlar kitlesel kampanyalar örgütlüyorlardı. Hükümet merkezi La Paz'ın banliyösüyken büyük bir kente dönüşen El Alto kenti, radikal sol hareketlerin kalesiydi. Bolivya İşçi Merkezi sendikasının yanı sıra, toplumsal hareketlerin yönetimindeki El Alto kentinin mahalle örgütleri de kayda değer kalabalıkları harekete geçirebiliyordu o dönemde. Bir şehirden ötekine yapılan otobüs yolculuklarındaysa, bu yolculuğun kaç saat süreceği, yolların kesilip kesilmeyeceğine göre değişiyordu. Potosi veya La Paz civarlarında protestocuların yolları ulaşıma kapatmış olmaları mümkündü. Yolların bir veya birkaç saatliğine kesilmesi yolcuları şaşırtmıyor, genellikle şiddet içermeyen bu eylemler bir köy veya kasaba önünde yapılmış ve güvenlik güçleri de engelleme girişiminde bulunmamışsa şâyet, zorunlu moladaki yolculara meşrubat, yiyecek veya benzeri şeyler satan esnafın işine geliyordu. Bolivya kaynıyor, toplumsal muhalefet kimi zaman isyana dönüşüyordu. İki yıl arayla yaşanan iki ayaklanma, görevdeki devlet başkanlarının istifasına yol açmıştı. 2003'de Sánchez de Lozada, 2005'de Carlos Mesa başkanlık sarayından zamansız ayrılmak zorunda kaldı. Lozada'nın ayaklanmayı bastırma girişimiyse onlarca kişinin ölümüne yol açmıştı. Siyasal çalkantılar ve toplumsal eylemler Bolivya'ya has değil elbette. Farklı bölge ülkelerinde de benzer süreçler yaşanıyordu. Ekvador'da devlet başkanı Abdalá Bucaram'ın meclis tarafından görevden alındığı 1997'den itibaren sular durulmamış, 2001'de ve 2005'de iki büyük ayaklanma patlak vermişti. Arjantin'de 2001 sonlarında patlayan ekonomik kriz Fernando de La Rua hükümetini devirmiş, ülke iki haftada beş başkan görmüştü. Bolivya'nın 2005 yılındaki başkanlık seçimleri bu koşullarda yapılmış, seçimleri yerli halklara mensup sosyalist bir sendikacı, eski koka çiftçisi Evo Morales kazanmıştı.
Doğalgaz kaynaklarını kamulaştırmayı ve yerli halkların da temsil edildiği yeni bir Bolivya kurmayı vaad eden Morales'in seçim zaferi, Güney Amerika ülkelerinde sol ideolojinin yükseldiği tezlerinin başlıca kanıtlarından sayıldı. Brezilya'daki Lula'dan Venezuella'daki Hugo Chavez'e, Uruguay'daki Tabare Vazquez'den Arjantin'deki Nestor Kirchner'e uzanan ve sonradan Şili'deki Michelle Bachelet'yi, Ekvador'daki Rafael Correa'yı da içerecek olan listenin vazgeçilmez ismi oldu Bolivya lideri Evo Morales. Eylemler ve protestolar ise ülkenin Batı yakasından Doğusuna kayıyordu bu arada. Santa Cruz kentindeki Morales karşıtı gösterileri görmek için fazla beklemek gerekmedi. Özerklik talep eden bölgelerin başını çeken doğalgaz zengini Santa Cruz yatışmıyor, çatışmalar ve saldırılar yaşanıyordu. Morales yandaşlarının azınlıkta kaldığı Doğu Hilâli denen bölgede bakanların otomobilleri yakılıyor, resmî ziyaretler güvenlik gerekçesiyle iptâl ediliyor, yerlilere ve sendika temsilcilerine saldırılar düzenleniyordu ilerleyen dönemde. Kendilerini Camba Ulusu adıyla tanımlayan ve bir yerlinin başkan olmasını hazmedemeyen kesimler da vardı aralarında, tek dertleri özerkliklerini kazanmak olanlar da, farklı gerekçeler dile getirenler de. Kimisi ülkenin doğu ve batı yakaları arasındaki kültürel farklılıklardan bahsediyor, kimisi Santa Cruz gazından kazanılan paranın yine burada harcanması gerektiğini savunuyordu. Ama ne olursa olsun, ülkenin en önemli endüstri kenti Santa Cruz'daki çoğunluğun Morales'e hiç de sıcak yaklaşmadığı ortadaydı. Muhalif valiler halk oylamaları düzenliyor ve Santa Cruz'un yanı sıra Tarija'da, Pando'da, Beni'de özerklik kararları alınıyordu. Hâl ve gidişat böyleyken Bolivya'da her iki taraf açısından da neredeyse yaşamsal önem taşıyordu 10 Ağustos referandumu. Başkan ve başkan yardımcısının yanı sıra valiler de sınavdan geçecek, seçmen desteğini kaybetmiş olanların görevi sonlanacaktı. Sonuçlar açıklandığındaysa Evo Morales'in kazandığı, muhalefetin lideri Santa Cruz valisi Ruben Costas'ın ise en azından kaybetmediği anlaşıldı. Seçmenlerin neredeyse yüzde yetmişi Morales'in göreve devamından yana oy verdi. 112 ilden 95'inde seçmenler Morales'in göreve devamını onayladı, toprak reformları yoluyla Santa Cruz çevresindeki köyleri kazanma girişimlerinın belli bir başarı yakaladığı ortaya çıktı. Diğer yandan, Santa Cruz valisi Ruben Costas da seçmenden belli bir destek aldı ki, bu da, bir numaralı muhalifin görevine devam edeceği anlamına geliyor. Referandum siyasi anlamda pek birşey değiştirmedi. Bolivya, yaşadığı siyasi çıkmaza kolayca çözüm bulabilecek gibi görünmüyor. Ülkeninin çeşitli siyasi hizipleri karşılıklı karalama ve gözden düşürme kampanyasına tam hızla devam ederken, ülkenin batısının şaşırtıcı biçimde suskunlaşması, dikkat çekici bir değişim olarak algılanıyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||