|
Pakistan'ın akıbeti nerede? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Pakistan hükümeti, Afganistan sınırındaki militanlarla çatışmaları sona erdirmek için mücadele ediyor. Ancak barışa giden yavaş yol, hükümete olan güveni sarsıyor.
Pakistan'da kargaşa dolu bir yılın ardından, Şubat ayındaki genel seçimlerde olabilecek her şeye hazırlamıştım kendimi: Hile karıştırılması, sokak gösterileri, şiddet olayları, kayıtsızlık... Dolayısıyla sandıktan çıkan sonuç beni şaşırtmıştı: umuttu bu. Seçimler nisbeten özgür yapılmıştı ve ülkeyi sekiz yıldır yöneten Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref'in aleyhinde seyretti. İki rakibi sivil bir koalisyon çatısı altında bir araya getirdi seçim sonuçları: Suikast sonucu öldürülen Benazir Butto'nun Pakistan Halk Partisi ve Navaz Şerif'in Müslüman Birliği'ni. Bunun da ötesinde, iki parti, ittifaklarının temeline hukuk devletine bağlılık taahhüdünü koydu. Cumhurbaşkanının işlerine son verdiği yargıçları yeniden görevlerine getirecekleri sözünü verdiler. Siyaset kelimesinin ilkelerin iktidar uğruna hiçe sayılması anlamına geldiği bir ülkede, bu yeni bir dönemin başlangıcı gibi göründü. En azından, görevinden alınan başyargıcın evine doğru yokuş yukarı koşarken hissettiğimiz buydu. Yeni başbakan, başyargıcın ev hapsine son verildiğini açıklamış ve ateşli destekçi kalabalığı evin etrafındaki bariyerleri kaldırmıştı. Onlara bazı polis memurları da gizli gizli yardım ediyordu. Belli ki ülkenin başyargıcını tutsak eden kişiler rolünden kurtulmak onları memnun etmişti. Bunların hepsinin üzerine, darbeleriyle bilinen Pakistan ordusu siyaset ile arasına mesafe koyacağını açıkladı. Hayal kırıklığı Ancak aradan geçen dört buçuk ay zarfında umutların hepsi söndü. Pakistan, halkın sivil siyasetle ilgili en kötü önyargılarını kuvvetlendiren, başıboş görünen bir hükümetle karşı karşıya şimdi... Benazir Butto'nun eşi ve Pakistan Halk Partisi'nin eş başkanı Asıf Ali Zerdari'yi alın mesela...
Genel kanı, iktidara karısının suikasti sayesinde geldiği ve şimdi kilit mevkileri ahbaplarıyla doldurduğu yönünde. Ayrıca yargıçların görevlerine yeniden tesisi sözünden de döndü Zerdari. Bunun karmaşık hukuki sorunlar içerdiğini ve aceleye getirilmemesi gerektiğini söylüyor. Muhaliflerine göre ise, Zerdari, yargıçların görevlerine getirilmelerinin ardından, Benazir Butto ile Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref arasında müzakere edilen ve hakkındaki yolsuzluk suçlamalarına getirilen affı iptal etmelerinden korkuyor. Gerekçe ne olursa olsun, bu, nihayetinde koalisyonu çöküşün eşiğine getirdi. Navaz Şerif bakanlarını kabineden çekti. Koalisyonu parlamentoda desteklemeyi sürdürüyor, ancak geçenlerde hükümetin yargıçlar konusunda izlediği politikaları protesto etmek amacıyla dev bir gösteri de düzenledi. Kafanız mı karıştı? Pakistan'daki herkesin kafası karışık zaten. Karışıklık bu hükümetin politikalarının vazgeçilmez tek unsuru olarak görünüyor. Çelişki Birkaç hafta önce Swat Vadisi'ndeki bölgesel hükümet ile yerel Taleban militanları arasındaki bir barış anlaşmasıyla ilgili bir haber hazırlıyordum. Gazete manşetlerini gördüm: "Swat Barış Anlaşması Un Ufak Oldu!" Başbakanın üst düzey bir danışmanın sözlerine yer veriyorlardı. Boynum bükülmüş halde, başyargıca bunun doğru olup olmadığını sordum. "Saçmalık," dedi. "Barış anlaşması hâlâ dimdik ayakta." Taleban da haberleri yalanladı. Benazir Butto suikastini soruşturmak gibi çok bariz görülen bir şey bile karışık bir hal aldı bu hükümet döneminde. Hükümet bakanları, soruşturma için bir BM komisyonu talep edeceklerini açıkladılar düzenledikleri basın toplantısında. Bir gazeteci, "Butto'nun partisi iktidardayken, Pakistan neden soruşturma için dışarıdan talepte bulunuyor?" diye sordu. Adalet Bakanı, "Bu çirkin olayda yerel soruşturma ekiplerinin baş edemeyeceği uluslararası unsurlar var." diye açıkladı. "Baş şüpheli Pakistanlı Taleban komutanı Beytullah Mesud'un El Kaide'yle ilişkileri olduğu iddia ediliyor." Bir diğer gazeteci, "Öyleyse neden Mesud'la barış anlaşması müzakere ediyorsunuz?" diye sordu. Bakan, "Şüphelilerden biri yalnızca şu anda. Bir kişi suçlu olduğu kanıtlanana kadar masumdur." dedi. Yeni hükümetin İslamcı militanların kökünü kurutmak için yürüttüğü müzakerelere geniş destek veriliyor. Ancak ülkenin liderden yoksun görüntüsü, Taleban'ın yeniden örgütlendiği ve etkisini arttırdığı kaygılarına yol açıyor. Fırsat Koalisyon yargıçlar üzerinde didişirken, Taleban anlaşmazlıkların çözümü için mahkemeler kuruyor. Hatta bazen halk mahkeme kurmaları için onları çağırıyor.
Swat Vadisi'ndeki Taleban militanlarının ana talebi İslami hukuktu, barış anlaşmasının da ana eksenlerinden birini bu oluşturuyor. Hükümet sisteminin ağır işlediğini ve güçlüyü kayırdığını düşünen halk, İslami hukuka kayıyor. Bir adam "İslami hukuk olsa, davalarımız iki ya da üç haftada çözülür." diyor. Bir toprak anlaşmazlığı yüzünden iki yıldır mahkeme kapılarında gidip geliyor. "Ayrıca," diyor, "İslami hukuk ezilen ile ezen arasındaki ayrımı da koyar ve adalet dağıtır. Bizim mahkemelerimiz bunu yapmıyor." Pakistanlıların çok az bir bölümü Taleban'ın önerdiği hayat tarzını destekliyor. Ancak iyi yönetim ve adalet istiyorlar. Her ikisini de beceremiyor gibi görünen bir hükümet karşısında, Taleban cılız ama gerçek bir alternatif olarak görülüyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||