|
İntihar eylemcisiyle randevu | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kabil'de bir intihar bombacısıyla görüşme ayarladığımızda, patlamaya hazır bomba yüklü ceketiyle gelecek birini beklemiyorduk. Ama tam da öyle oldu.
Buluşmayı planladığımız intihar bombacısı değildi bu; bir başkasıydı. Bizim konuşmak istediğimiz adam önceden yakalanmış ve Afgan istihbarat örgütüne ait gizli bir tesiste tutulan bir eylemciydi. Arabamızın gelmesinden birkaç saniye önce zaptedilerek yere yatırılan adamsa, görüşmeyi ayarlayan istihbarat görevlisini öldürmek üzere yollanmıştı. Bir şekilde, Ulusal Güvenlik Dairesi'nin içine kadar sızmayı başarmıştı. Cumhurbaşkanı Hamid Karzai'ye de geçen hafta sonu bir askeri geçit töreninde ateş açıldığını düşünecek olursak, bu olaylar size hem Kabil'de hiçbir yerin güvenli olmadığını, hem de intihar eylemlerinin ne kadar yayıldığını anlatmaya yeter sanırım. Ulusal Güvenlik Dairesi bize konuşmamız için bir değil, iki tutuklu getirdi. 22 yaşındaki Muhammed Ramazan, Ocak ayında Kabil'deki Serena Oteli'ne saldıranlardan biriydi. Olayda sekiz kişi ölmüştü. Muhammed, o gün hücresinde yaptığımız görüşmede otele yabancıları öldürmek için gittiğini açıkça itiraf etti. Buna karşılık Şaki Rullah, 14 yaşında utangaç bir gençti. Hovst'taki pazar yerine mümkün olduğunca çok insanı öldürmek için yollanmıştı. Bir ihbar üzerine bombalarını patlatamadan yakalanan Şaki, karıştığı olay karşısında gerçekten dehşete düşmüş görünüyordu. Muhammed ve Şaki'nin ortak noktaları ikisinin de komşu Pakistan'ın aşiretlerin kuvvetli olduğu sınır bölgesinden gelmeleri, medreselerdeyken bu harekete katılmaları ve intihar eylemlerine yollanmalarıydı. Şaki bu harekete katılmak üzere kendisini ikna eden adamların, anne babasına veda etmesine bile izin vermeden onu okuldan alıp götürdüğünü anlatıyor. Gevşek kontroller Herkes militanların yıllardır gevşek sınır kontrollerinden faydalandığını biliyordu. Ancak istihbarat kaynakları son aylarda intihar eylemlerinin giderek arttığını ve Pakistan'da geçenlerde yapılan seçimin de durumu düzeltmeye yetmeyeceğini söylüyor. Geçenlerde, Pakistan'ın başkenti İslamabad'dayken yabancı bir diplomat bana, ABD'nin geçen yıl Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref'i uyardığını anlattı. Diplomata göre Washington "Eğer ABD'de yapılacak büyük bir saldırının o isyankâr bölgeden kaynaklandığı ortaya çıkarsa, aşiret bölgelerini yerle bir ederiz." demişti. Bu tehditten sonra Pakistan, bazı CIA ekiplerinin sınır bölgesindeki operasyonlarına izin vermeye başladı. Bu operasyonlardan bazılarında insansız uçaklarla, El Kaide üyelerinin saklandığından şüphelenilen evler vuruldu. İstihbarat örgütleri açısından sorun, Cumhurbaşkanı Müşerref'in adamlarının bile CIA'i, sınır bölgesinde yetişen Pakistanlı ya da Afgan militanlara götürmekte son derece isteksiz davranması. Ayrıca Pakistan seçimlerinde başarılı olan partilerden bazıları, radikallerle diyalog ve Amerikalılara daha fazla "hayır" deme vaatleri üzerine kurdu kampanyalarını... Hassasiyetler Kabil'deki ziyaretlerimize dönecek olursak, bir sonraki durağımız NATO merkezindeki bir istihbarat operasyon merkeziydi. Burada sınır bölgesinde güvenlik konusunda çalışan Pakistanlı, Afgan ve Batılı subaylar vardı. Bize mülakat vermek ya da filmlerinin çekilmesi konusunda kaygılı davrandılar; ikna etmek için epey bir uğraşmamız gerekti.
Pakistanlı ve Afgan subayların kameralardan kaçışı, bence önemli bir mesaj. Çünkü sınır meselesi siyasi hassasiyetlerle dolu. Afgan hükümeti, vatandaşlarının varlığını zaten tanımadığı bir sınırdaki geleneksel giriş çıkış özgürlüğünü kısıtlama konusunda isteksiz. Pakistanlılar ne NATO ile ne de Afganlarla yakın iş birliği içinde görünmek istiyor. Çünkü ülkedeki İslamcıları ve milliyetçileri öfkelendiren bir ortaklık bu. Dolayısıyla da militanlar, aşiret bölgelerindeki kanunsuz toprakların sessiz geçitlerinden rahatça gelip geçebiliyor. 14 yaşındaki Şaki Rullah da aynen öyle yapmış. Güney Veziristan'daki evinden, Afganistan'ın doğusundaki Hovst'un pazarına kadar gitmiş. O yakalanmış. Ama pekçoğu yakalanmıyor ve hem Afganları hem de Batılıları öldürüyor. Ve eğer istihbarat dairesinin önündeki adam da hedefine ulaşsaydı, benim sınırda güvenliğin neden hâlâ mümkün olmadığı soruşturmam da, yağmurlu bir Kabil sabahında son bulacaktı. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||