BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 31 Mart, 2008 - TSİ 16:00
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
'Korunacak barışın olmadığı yer'

Yolculuğumuza başlayalı bir saat geçmişti ki birden her şey ters gitmeye başladı.

İçinde bulunduğumuz otomobilin önündeki Nijeryalı asker "Devam etsenize! Aman Tanrım, nedir bu şoförün derdi? İşte buyurun, yeni baştan kuma saplandık" diye bağırıyordu.

Gecenin onunda, zifiri karanlığın ortasında, Batı Darfur'da evlerinden kaçmak zorunda kalmış veya bırakılmış insanlar için kurulan en büyük kamplardan birinin hemen bitişiğinde kalakalmıştık. Çad sınırında, geniş, açık alanlarda kol gezen milis güçleri, sadece birkaç kilometre ötemizdeydi.

Birlikte yola çıktığımız zırhlı personel taşıyıcı ve silahlı barış gücü askerleriyle dolu kamyoneti buhar olup havaya karışmıştı adeta.

Karanlığın derinliklerinden ne olduğu belli olmayan iki taşıtın ışıkları göründü. Tam bir kargaşa içindeydik. Tamamen saldırıya açık durumdaydık ve ben en kısa zamanda oradan kaçma çabasındaydım.

Sonsuz gibi gelen bir bekleyişin ardından diğer barış gücü askerleri bizi bulmak için geri döndüler ve yeniden karanlığın içlerine dalıp üsse dönüş yolculuğuna başladık.

Bizden birkaç metre uzaklıktaki derme çatma barakalarda barınan Darfurlularınsa, böyle bir şansı yoktu.

Bu vahşi, tehlikeli yer, onların aslında kaçtığı ve güvenlikleri için sığındığı yerdi. Hemen yanıbaşımızdaki kampta hiç kıpırdamadan ve ürkütücü bir sessizlik içinde oturan, bekleyen binlerce insan yaşıyordu.

Akşamın daha erken saatlerinde labirent gibi dar yollardan geçerek liderlerden bazılarıyla görüşmüştük.

Geleneksel uzun beyaz giysisiyle, genç yaşlarda bir şeyh kulübesinden çıkıp barşgücü askerleriyle konuşmaya gelmişti. Adı Ömer Ebukarer'di.

Ebukarer, geceleri nadiren kamp dışına çıktıklarını anlattı bize. Fazla tehlikeliydi. Ama kampın içinde de kendilerini fazla güvende hissetmediklerini söylüyordu. Karanlıkta bir ateş sesi duymuştu, bundan sonra olabileceklerin korkusuyla yaşıyorlardı.

Darfur'da çarpışmalar başlayalı beri, yani 5 yıldır burası Şeyh ve ailesinin yeni evi olmuştu. Kendi evleri tahrip edilince birçokları gibi onlar da köylerini terketmek zorunda kalmışlardı. Burada karşılaştığınız herkesin dağarcığında bir felaket öyküsü gizliydi. Irza geçme olayları, bazen içinde hala çocuklar bulunmaktayken yakılıp yerle bir edilen evler...

Korku içinde bir yaşam

Ertesi gün yeniden kampa döndüm. Aylık yiyecek dağıtımı yapılıyordu. Tamamıyla farklı bir hava vardı ortalıkta bu kez. Çocuklar, gülüşerek, ortalıktaki eşekleri kalabalığın içine doğru kovalıyordu. Rengarenk giyinmiş kadınlar, bir yandan aileleri için alacakları aylık yiyeceklerin dağıtılmasını beklerken, bir yandan da dedikodu yapıyorlardı.

35 Yaşındaki Cemaya Abdullah bana yaklaşıp, aylık tayınların yeterli olmadığından yakındı. Eski bir kupayı alıp burnuma dayadı ve ailesindeki her birey için işte tam o kadar, birer kupa şeker alabildiğini anlattı. Aile ise, 11 bireyden oluşuyormuş. 9 Çocuğu olduğunu ve ayakta kalabilmek için mücadele ettiklerini söyledi Cemaya...

Kampta korku içinde yaşadıklarını anlatıyor. Elleri silahlı erkeklerden korkuyorlar, tepelerinde daireler çizen askeri helikopterlerden korkuyorlar. Bir ayakta konuşurken, askeri nitelikli üniformalar giymiş silahlı erkeklerle dolu bir cip, arkasında toz bulutu bırakarak geçiyor. Cipin tepesine bir makineli tüfek monte edilmiş...

Yöredeki başlıca kent olan El Ceneyna tam bir kargaşa ve haydutluk tablosu sunuyor. Ana caddede sık sık vurgun yemiş görünen, ön camları olmayan cipler ve içlerinde kendi geleneklerine göre başları sarıklı, aynalı gözlüklü silahlı adamlarla karşılaşıyorsunuz. Bu grupların bazıları orduya bağlı, bazıları Çadlı isyancılar. Bazıların kim olduğu ise tamamen belirsiz...

Ana caddenin hemen arkasında geçen ay kurulan yeni bir kamp var. Bu insanlar, El Ceneyna'nın kuzey bölgelerinde meydana gelen son çatışmalardan sonra yerlerinden yurtlarından olmuş. Hükümet, bölgeyi isyancı gruplardan temizlemek için bu insanların köylerini bombalamış. İsyancılar, ordu ve Cancavid milisleri arasındaki çatışmalarsa hala sürüyor.

'Hepimiz Afrikalıyız'

Şiddet olaylarındaki son tırmanış, burada sağlam bir barşgücünün varlık göstermesini gerektiriyor. Ama barışgücü için yeterli sayıda asker derleme zorlukları bitmemişken, barışgücünün burada karşılaşacağı sorunların boyutları da büyüyor.

Bölgede konuşlandırılacak barışgücünün 26 bin askerden oluşması planlandı. Oysa henüz yalnızca 9 bin asker görev yapıyor. Geri kalanların askerlerin bir an önce bölgeye sevkedilmesi acil önem taşıyor.

Bölgedeki barşgücü askerlerinin görevlerine bağlı olduklarına kuşku yok. Nijeryalı 25 yaşındaki Charles Nelson örneğin. Üssündeki barikatı kontrolden sorumlu Charles. Dört aydır buradaymış. Yani dört aydır karısından ve 8 ve 6 yaşlarındaki çocuklarından ayrı. Burasının tam bir felaket olduğunu anlatıyor.

"Hava koşulları çok kötü, Nijerya'daki gibi değil" diyor. Soğukların çok fazla soğuk, sıcakların çok fazla sıcak olduğunu söylüyor, tozlu havaya tahammül edemeyeceğini anlatıyor.

Ama tüm bu güçlüklere rağmen burada olmalarının önem taşıdığını; Darfurluların kardeşleri olduğunu söylüyor, "Hepimiz Afrikalıyız" diyor.

Ve Darfur'a barış getirilmesinin büyük önem taşıdığını anlatıyor.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik