|
Macarlar ve nostalji... | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Televizyon ekranlarında, düne kadar daha kimsenin tanımadığı bir sendikacı: Adı István Gaskó...
Kitleleri peşine takıp sürükleyebilen bir işçi liderinden çok, orta sınıf bir aydına benziyor. Konuşma üslubu ve tavırları da profesyonel olmaktan henüz çok uzak. Ama buna rağmen, Macaristan'da 2007 yılını uğurlarken, toplumsal hayata damgasını vuran hareketin lideri o. Gasko, hükümetin son altı aydır, giderek artan tepkilere rağmen uygulamakta ısrar ettiği toplumsal reformlara direnen sendikalar birliğinin lideri. Ama tepkili olan sadece sendikalar değil. Bu direniş toplumun hemen her kesimini de arkasına alan bir genel greve dönüştü. Demiryolu işçilerinden öğretmenlere, doktorlardan belediye işçilerine kadar çoğu sektör çalışanı grevde. Ve daha da önemlisi, Aralık ayında arka arkaya uygulanan bu grevler araştırmalara göre toplumun üçte ikisi tarafından destekleniyor. Dahası, yine kamuoyu yoklamalarına göre hükümete olan destek de görülmemiş oranlarda düştü. Halkın artık sadece % 18'i hükümeti destekliyor. Peki nasıl oldu da, daha 1,5 yıl önce seçimlerde çoğunluğu kazanarak koalisyona giden sosyalist-liberal partiler halkın desteğini bu kadar çabuk ve bu kadar büyük oranda yitirdi? Yanıt acı reçetede Macaristan, son birkaç yıldır tepetaklak giden ekonomik durumunu düzeltebilmek için, acımasız bir reform sürecine girdi.
Hükümet dur durak dinlemeden tedbirler alıyor. Enerjiye, akaryakıtya zam yapıyor; sosyal yardımları tırpanlıyor; ücretleri frenliyor; cari açığı azaltmak için emeklilik maaşlarını düşürüyor; "Eğitim gören çocuk sayısı azaldı" diyerek okulları birleştiriyor, bazılarını kapatıyor, "Hastaneler randımanlı değil" deyip, hastaneleri merkezileştiriyor. Bütün bu önlemler ise, açık ki, öncelikle dar gelirlileri etkiliyor. Halk şaşkın... Önlemlerin Sosyalistler tarafından gündeme getirilmesi işi karmaşıklaştırıyor. Hükümet ise iyimser, çünkü, hükümetin akıl danıştığı uzmanlar yeni seçime kadar, yani iki sene içinde tedbirlerin meyvelerinin ortaya çıkacağını düşünüyorlar. "Geri adım yok, çünkü eğer çocuklarımızın daha iyi bir dünyada yaşamasını istiyorsak, bunları yapmak zorundayız; herkes payına düşen yükü kaldırsın" diyorlar. İnsanlar bu sözlere inansa, sorun kalmayacak! Gereken özveri gösterilecek, zorluklara, darlıklara katlanılacak. Ama hayatın adaletsizliklerinin, eşitler arasında daha eşitlerin olduğu gerçeğinin üzerini kapatmak kolay değil. Kapitalizmin Doğu Avrupa'ya özgü versiyonu güçlendikçe, adaletsizlikler de güçleniyor. Geçmişi yeniden yaşama arzusu Eski eşitlikçi dönemlerin, devlet korumacılığının, filmlerdeki gibi yoksul ama huzurlu günlerini hatırlayanlar için tek çare, nostalji !
Budapeşte'de, eski dönemlerin izlerini, renklerini, dekorlarını, fotoğraf ve motiflerini taşıyan barlar, kafeler, restoranlar mantar gibi çoğalıyor. Ama yanlış anlaşılmasın, bu bir geri dönüş talebinin dile getirilmesi değil. Hayatın gerçekleriyle yüzleşen yetişkin birinin, gençliğinin masum, inançlı ve bir o kadar da naif günlerini anımsaması gibi birşey. Derin bir iç çekiş, yüze yayılan içten bir gülümseme, yanında belki bir yudum içki ve yola devam. Çünkü hayat dünde değil, bugünde yaşanıyor. Noel için yine çam ağaçları alınıyor, Yine ördekler nar gibi oluncaya kadar kızartılıyor Noel için şaraplar kıvamınca, yılbaşı için şampanyalar da üzeri incecik bir buğu tabakasıyla kaplanıncaya kadar soğutuluyor. 24 Aralık akşamı, yoksulundan zenginine, herkesin evinin en güzel köşesinde kurulan çam ağacının altında yine hediyeler oluyor. Çocuklar merakla ve sevinçle paketleri açıyor; tertemiz bir neşeyle yeni oyuncaklarıyla oynuyorlar. 24 Aralık - 1 Ocak arası tatil. Akraba ziyaretleri yapılıyor, siyaset, kültür, spor konuşuluyor. Laf lafı açıyor. Bugün küçük, ama geçmişinde önemli başarıları olan bir ulusun, onyıllardır beklenen, bıkıp usanmadan beklenen, ne zaman geleceği hala meçhul olan başarıları konuşuluyor. Eskiden olduğu gibi, dünyaca ünlü Macar bilim ve kültür adamlarının bugün neden olmadığı sorgulanıyor. "Dünya bizi unuttu" diye hayıflanılıyor. Ama sonuçta bu nostaljik sohbetlerdeki hüzünlü hava, ortalıkta dolaşan çocukların söze katılmasıyla dağılıyor: Çünkü onlar ünlü Macar romanı Pal Sokağı Çocukları'nın ilk kez yayınlanmasının 100. yılı olan bu yıl, bu müthiş romanı iyi hatırlıyorlar. 21. yüzyılın Nemecsek'leri, yani minik Macar çocukları, hayatta herşeye rağmen, defalarca kaybedilse bile, sonuçta "umudun" kazanacağını biliyorlar. Yetişkinler gülümsüyor, çocukların narin başları okşanıyor ve ardından da ince kristal kadehlere doldurulan Macar Tokaji şarabı yudumlanıyor. Ve "Evet, artık 2008 gelebilir; karşılamaya hazırız" deniliyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||