|
Gitmek mi zor kalmak mı? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Irak, Irak, Irak… Ordunun kayıpları artar, farklı dinî ve etnik gruplar arasındaki şiddet tırmanır, peşpeşe patlayan bombalar sokakları kana bularken, bu bataklıktan nasıl çıkılabileceği, 2007'de Amerika'nın gündeminin ilk sırasına yerleşti.
Neo-con'ların Orta Doğu hedefleri açısından tam bir başarısızlık, aynı zamanda korkunç bir insanlık felâketi söz konusu. Şimdi artık, Irak'ın toplumsal dokusunun belki onarılmaz derecede yırtıldığı kabul edilmekte. Bağdat'a yığınak işe yarayacak mı? Milisler kontrol altına alınabilecek mi? Şii ve Sünni Araplar ile Kürtler bir arada yaşayabilir mi? Demokratlar meclis çoğunluklarını kullanarak savaş fonlarını kısmalı mı? Bu tür gündelik tartışmalar, biraz fasa fiso. Aslında herkes, hangi noktada çekilmenin, daha doğrusu, çekilmeyi açıkça savunabilmenin uygun olacağına bakıyor. Aynı nedenle, Beyaz Saray'daki son yılında George W. Bush'un, örneğin Suriye veya İran'a karşı yeni bir maceraya girişmesi olasılığı da hayli zayıflamışa benziyor. Ocak-Şubat aylarında bu, çok daha fazla konuşuluyordu. Bu çerçevede, İran'ın nükleer enerji programının, en azından şu anda atom bombası üretimini hedeflemediğine ilişkin son raporun, şahinleri büsbütün sıkıntıya soktuğu görülüyor. Yaprak dökümü Yönetimin sürekli itibar ve kan kaybı, bu tablonun ayrılmaz bir parçası. Başkanın kabinesi ve yakın çevresinden, ayrılan ayrılana.
Her zaman daha ılımlı gözüken ve herhalde, Saddam'ın kitle imha silâhları konusunda BM'deki gerçek dışı şeyler söylemeye zorlandığına bin pişman olan eski Dışişleri Bakanı Colin Powell çoktan gitmiş; onu, işgalin başarısızlığından sorumlu tutulan ve hemen bütün komuta kademesini karşısına alan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld izlemiş; "Karanlıklar Prensi" lâkabıyla ünlü Richard Perle de bir şekilde kendini geri çekmişti. Bu yıl yaprak dökümü Paul Wolfowitz'i Dünya Bankası'ndan düşüren kız arkadaşını kayırma skandalıyla başladı; "Scooter" Libby'nin yemin altında yalan ifade vermekten mahkûmiyetiyle devam etti; Bush'un sağ kolu ve özellikle seçim kampanyalarının mimarı olarak bilinen Karl Rove'un Beyaz Saray'ı bırakmasının ardından, bir kısım savcıların tamamen politik nedenlerle işten uzaklaştırıldığının artık örtbas edilemez hale gelmesi sonucu, Alberto Gonzalez'in de Adalet Bakanlığı'ndan istifasına uzandı. Hedef Cheney Şimdi liberallerin okları, yönetimin asıl güçlü adamı sayılan Dick Cheney üzerinde yoğunlaşıyor. Cheney başkanlık iktidarını pekiştirme çabalarından ve bu meyanda, savaşın iradesini sivillerin denetimin dışına çıkarmaya yönelik "başkomutanlık" söylemini pompalamaktan sorumlu tutulduğu gibi, Filistin ve İran konularında Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile hem çizgi, hem yetki açısından kapıştığına da dikkat çekiliyor. Clinton ile Obama Bu koşullarda, giderek hızlanan seçim kampanyasında daha çok Demokratların iki başkan aday adayı Hillary Clinton ile Barack Obama arasındaki mücadele öne çıkarken, Cumhuriyetçi aday adaylarından hemen hiçbirisinin Cumhuriyetçi seçmenler tarafından dahi hararetle benimsenmemesi, geçmiş seçimlere kıyasla çarpıcı bir fark sayılmakta.
Madalyonun diğer yüzünde, kamuoyunda yıpranan, Kongre ve Senato'da sorgulanan bakanların istifası, Türkiye'ye biraz yabancı bir demokrasi geleneğinin icabı, kuşkusuz. Aynı şey ordudan ve dışişlerinden yükselen itirazlar için de geçerli. Ekim ayında yeni Genelkurmay Başkanı Amiral Mullen, bazı karargâh ziyaretlerinde genç subayların Irak'ta görev yapmanın yıkıcılığına ilişkin soru ve gözlemleriyle karşılaştı. Kasım başında Rice, Bağdat büyükelçiliğindeki personel açığını bakanlığından kimsenin Irak'a gitmek istememesi yüzünden kapatmakta zorlandıklarını açıkladı. Gonzalez'den sonra adalet bakanlığına aday gösterilen Michael Mukasey, Senato komisyonundaki atama görüşmelerinde, CIA'nin yeni "sert sorgu" yöntemlerinin işkence olup olmadığı noktasında fena halde köşeye sıkıştırıldı; çok zor anlar yaşadı. TBMM'de kimi bakanlardan, işkencecileri himaye gerekçesiyle hesap sorulmasını düşünebiliyor musunuz? Mukasey sonunda atandı gerçi ama Bush yönetiminin, Guantanamo'daki tutukluların insan haklarının ihlali ya da "waterboarding" denilen su Üstüne, doğrudan doğruya CIA'nin iki üst düzey El Kaide zanlısının sorgulanışının bant kayıtlarını imha ettiğinin açıklanması geldi ve son bir ayda büsbütün kıyamet koptu. Yeni CIA başkanı Hayden özürler diledi, Kongre'den ve kamuoyundan. Darısı memleketimin başına... Memleketim demişken: Türkiye, yıl boyunca iki kere nisbeten ciddi biçimde girdi Amerika'nın ve Amerikalıların gündemine. Ocak-Şubat aylarında, Hrant Dink'in öldürülmesi bağlamında; sonbaharda ise, önce Kongre'ye gelen Ermeni soykırımını tanıma tasarısı ve sonra, Kuzey Irak krizinin tırmanması bu arada, soykırım tasarısının da hasıraltı edilmesi nedeniyle. İkisinin de, hayırla anılmamıza vesile olduğu pek söylenemez doğrusu. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||