|
Nahr el Bared'e dönüş | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
"Şimdi çok mutluyuz. Asıl bayram bizim için şimdi” diyordu bir Filistinli, gözlerinden yaşlar akarak gazetecilere, kampın kapısında beklerken.
Lübnanlı askerler bir yandan gelenleri sıraya dizerken, bir yandan da çok dikkatli bir biçimde arayarak, güvenlik kontrolünden geçiriyordu içeri girenleri. Filistinliler’in üstleri tek tek aranıyor, yanlarından getirdikleri bir kaç bavul ya da torbalar içindeki eşyaları kontrol ediliyordu. Bütün bunlar, Lübnan’ın kuzeyinde, Fethül islam militanlarıyla, Lübnan askerleri arasında 15 hafta süren, 168 Lübnan askerinin ve 40 sivil vatandaşla birlikte 200’den fazla militanın ölümüne neden olan Nahr El Bared kampının girişinde bu hafta içinde yaşanmaya başladı. Lübnan’da iç savaştan bu yana en büyük silahlı çatışmaların yaşanmasına neden olan kamptaki savaş sona erdi. Lübnan ordusu günler süren kampı temizleme ve saklanan militanları arama çalışmalarına son verdikten sonra, artık kampta kalan Filistinli mültecilerin gelişine izin verdi. Ve 30 bine yaklaşan Filistinli mülteci, yine aynı bölgede bulunan sığındıkları Beddavi kampından evlerine dönüşe geçmeye başladı. Birleşmiş Milletler yetkilileri, çarşamba gününden itibaren 100’er kişilik gruplar halinde, Filistinli mültecileri, kampın yıkılmayan ve bombalanmayan bölümlerine getirmeye başladı. Ellerinde Filistin bayraklarıyla evlerine, yıkıntılar halinde de olsa ulaşma ümidiyle gitme heyecanı taşıyan mülteciler, aramalardan sonra içeri girince büyük bir şok yaşadılar. Gazetecilerin içeri girmesine izin verilmeyen kampta, içeri giren Filistinliler, dışarda bekleyen gazetecilere ilk izlenimlerini şaşkınlıkla anlattı. Kimi evlerinin tavanında kocaman bir boşluk bulunduğunu söylüyordu. Kimi de kamptaki iş yerinin baştan sona yağmalandığını, içerde bulunan her şeyin derin toz tabakası altında olduğunu anlatıyordu. Hatta bazıları, kampın bazı bölümlerinde nedeni belli olmayan dayanılmaz kokular geldiği için, insanların ancak maskeyle dolaşabildiğini söylüyordu... Kampın içinde 'eski kamp' olarak bilinen ve 1948 yılında İsrail’in kurulmasıyla Lübnan’a ilk gelen mültecilerin yaşadığı bölüm, neredeyse tamamen harabeye dönmüştü. Lübnan ordusu şu anda sadece kampın yeni bölümü olarak bilinen batı girişinde bulunan deniz kıyısındaki yerlerde kalanlara evlerine gitme izni veriyor. Birleşmiş Milletler İnsanı Yardım Örgütü’nün kampta yaptığı inceleme sonucunda, oturulabilecek durumda olan evler, tek tek tespit edilmiş ve bunların sahiplerine giriş izin veriliyordu. Yetkililer, her gün 100 kişilik gruplara kampa giriş izni vereceklerini söylüyordu... Bu şekilde bir zamanlar 30 bin kişinin yaşadığı kampta yaşayanlar yavaş yavaş da olsa evlerine yerleşecekti. Yetkililer, kampa giriş izni verilenlere, su, yiyecek, yatak, giysi gibi çeşitli yardım malzemelerini de veriyordu. Ancak yıkıntıya dönen evlerine gidenler, yine de haftalar boyunca bir başka kampta sığıntı gibi yaşamaktan dolayı duydukları rahatsızlığı dile getiriyorlardı. Filistinli bir mülteci, "Ne kadar toz da olsa, yıkıntılarla da dolu olsa burası bizim evimiz. 10 gün içinde burayı yıkıntılar içinden yeniden yaşanılır hale getiririz. Biz evimize dönmek istiyoruz." diyordu. Kampın içine girmeyi başaran bir Lübnanlı gazeteci ise gördüklerini söyle anlatıyordu; dışarıda bekleyen gazetecilere: “Kamp Hiroşima’ya benziyor. İçerde evler yıkıntıya dönmüş. Ne elektrik, ne su ne de tuvalet var. Orası adeta hayalet bir kasaba görünümünde”. Kısacası Filistinliler, yeniden vatanlarının dışında, kendilerine barınacak yeni mülteci kampları yapmanın telaşında bugünlerde Lübnan’da... | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||