BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 08 Ekim, 2007 - TSİ 17:55
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Malezya'nın 'sert' İslami yüzü

Fahaman, altı yaşında...

Malezyalı çocuklar (Fotoğraf: Yurttaş Tümer)
Malezya'da Ramazan ayında ilkokul çocukları dahi oruç tutuyor

Fakat o, altı yaşında olduğunu ancak parmaklarıyla gösterebilecek kadar küçük olmasına rağmen, gittiği ilkokulda zorunlu olarak oruç tutacak kadar büyük. Ya da siyasal İslami tırmanışın etkisi altında giderek "daha Müslüman" olan büyükleri böyle düşünüyor.

Fahaman'ın okula giderken giydiği üniformanın tesettür kurallarına uygun olmasını gerektirecek kadar "kadın" olduğunu düşünüyor Malezya hükümeti, okul müdüleri, babası ve en çok da "İslami Gelişim Dairesi".

Altı yaşındaki Fahaman belki Ulusal Cami'nin merdivenlerinde otururken benimle konuşmaktan bu yüzden korkuyor. Çünkü caminin karşısında her gün gördüğü İslami Gelişim Dairesinin kapısında dev bir afiş asılı duruyor: "Müslüman kadınların giyebileceği giysiler".

Fahaman her gün o afişte ve şehrin çeşitli yerlerindeki benzer afişlerde kadınların nasıl giyinmesi gerektiğini görüyor ve öyle giyinmeyen kadınların kendisi, kendi annesi gibi olmadığını, başka türlü olduğunu, başka türlü giyinmenin de günah olduğunu biliyor. Ona okulda her gün bu öğretiliyor.

Sıkılmış diş macunu

Malezya hakkında birçok şey söylenebilir. İngilizlerin yapımında etkisi olduğu anayasada Malayların resmi dininin İslam olduğu, oruç polisi, şeriat mahkemeleri gibi İslamcı gelenek örneklerinin zaten ülkenin kuruluşundan beri bulunduğu, tırmanan İslam'ın yıllardan sonra turistik Kuala Lumpur'un elitini rahatsız edince sorun haline geldiği, laikliği savunanlara "laiklik" sözcüğünü bile ağızlarına alamayacak hale geldiği gibi.

Ama dünyada İslamizasyon projelerini halkın seçimi, giderek daha tutucu yaşamayı insanların kişisel seçimi sayanların bir kez Malezyalı kızları görmesi gerekiyor. Çok acıksalar bile Ramazan olduğu için yemek yiyemeyen minnacık çocukları ve o çocukların övünen babalarını...

İslami Gelişim Dairesi'ndeki İdris Bin Hussein gülerek anlatıyor bunu: "Çocuklarımızı olabildiğince erken yaşta alıştırıyoruz oruca. Bir Müslüman olmayı mümkün olduğunca erken öğrenmeliler."

Orucu gerektiği gibi tutmayanlara yaklaşık 700 dolar para cezası ya da bir ay hapis cezasının "ceza" bile olmadığını anlatan İdris Bin Hussein'i dinlerken aklıma Shopenhauer geliyor: Dinin ayrıcalığı, doktrinlerini o en erken yaşlarda insanın aklına kazımaktır. İnsan o bilgilerin doğuştan getirdiğini sanır.

Malezya'da ve aslında siyasal İslam'la, İslamofaşizmle cebelleşen her ülkede bu politik hareket aynı ilerleme doğasına sahip: Sıkılmış diş macunu gibi; bir kere dışarı çıktığında geri dönülmesi imkânsız.

Yumuşak değişim

Doğrusu Malezya'ya gidene kadar Türkiye'deki laiklik savunucularının kendilerini Kemalizm ve ulusalcılıkla sınırlamasından olacak, siyasal İslam'ın eleştirisini yaparken daha temkinli davranıyordum bir köşe yazarı olarak, ama Malezya'dan sonra şunu söyleyebilirim ki, yükselen İslamizasyona karşı hissedilenler aslında uluslarüstü.

Ülkede din değiştirme davalarının sonuçlarıyla başlayan laik hareketin öncülerinden avukat Malik İmtiaz Sarwar anayasada yazılı olan inanç özgürlüğünü savunurken bile çok sert tepkilerle, ölüm tehditleriyle karşılaştıklarını söylüyor. "Bu kadar sert değillerdi." diyor, "O kadar yavaş ve yumuşak değiştirdiler ki toplumu, biz farkına varana kadar iş işten geçmişti."

Malezyalı çocuklar (Fotoğraf: Yurttaş Tümer)
Kız çocuklarına tesettür dışında giyinmenin günah olduğu öğretiliyor

Bu cümleleri Türkiye'de de söyleyebilecek birçok insan bulabilirsiniz bu ülkede. Kendisi de Müslüman olan Sarwar birkaç gün önce annesinin tesettüre girmeyi düşündüğünü anlatıp şöyle diyor: "Bu kadar yakınımızda olduklarını bilmiyorduk."

Laikliğin nasıl din düşmanlığı ya da halk düşmanlığı olarak algılandığını anlatıyor Sarwar. Tıpkı "Sisters in Islam" örgütünden Toni Kasım gibi. Kendisi de inançlı bir Müslüman olan Kasım başlangıçta destekledikleri İslami hareketin şimdi nasıl kendilerine tehditler yağdıracak kadar sertleştiğini anlatıyor.

Ülkeyi siyasal İslam'la tanıştıran eski başbakan yardımcısı Anwar Ibrahim de enteresan bir biçimde şimdi Müslümanların liberalleşmesi gerektiğini savunuyor. Ama o da biliyor ki biri "ben daha Müslümanım" deyince diğerleri de daha az Müslüman olmaktansa sertleşmeyi seçiyor ve ülke, ülkeler öyle böyle, yavaş ve yumuşak olarak, yeni, sertleşmiş İslami yüzlerine kavuşuyor.

Elbette altı yaşındaki Fahaman'ın bunlardan haberi yok, olmayacak. Çünkü o, ona öğretilen herşeyi doğduğundan itibaren bildiğini sanacak.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik