|
Rusya'nın Doğu Avrupa'daki etkisi | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Vatikan'a taviz verici bir tutum takınması istendiği zaman Josef Stalin'in 'Papa'nın kaç tank bölüğü vardır?' diye sorduğu rivayet edilir. Rusya devlet başkanı Vladimir Putin'in Doğu Avrupa'ya karşı yaklaşımını sorguladığım zaman, Prag'da Radio Free Europe Rusça bölümü başkanı Jefim Fistejn işte Stalin'e atfedilen bu rivayeti anımsattı.
Jefim Fistejn'in deyişiyle, günümüzde petrol ve gaz boruhatları tank birliklerinin yerini aldı artık. Doğu Avrupalılar'ın elinde böyle güç yok. Putin'in yeni Rusyası'nın elindeki güç ise tüm bölgeye yayılıyor. Putin'in bir danışmanı, Polonya'nın en saygın gazetelerinden Gazeta Wyborcza'nın editörlerine "Bizim görüşümüzle Moskova'dan Berlin'e uzanan demiryolunda Varşova sadece üçüncü duraktır" dediği zaman büyük tepki topladı. Bu söze çok sinirlenen bir Polonyalı gazeteci, 'İçlerinden geçirseler bile dünyada başka hiç bir ulus bu tür görüşleri böyle açıkcasına ifade etmez' dedi. Polonyalılar kendilerini, Avrupa Birliğine katılan son üyeler arasında en önemli üye olarak görüyorlar. 'Hem doğudaki hem batıdaki komşularına karşı direnmiş, önemli bir tarihe sahip bir ülke Polonya' diyorlar. Bugünlerde Rusların, doğu Avrupa'da güçlerini kanıtlamaya özen gösterdikleri görülüyor.
Sırp milliyetçiler, Rusya'nın tutumunun Slavlar arasındaki dayanışmadan kaynaklandığı inancında. Başka gözlemciler ise, hem Batı'ya bir ders verme şansı oluşturduğu, hem de Rusya'nın Balkanlar'daki çıkarlarına yardım ettiği için böyle bir tutum izlendiği görüşünde. Çalınan orak-çekiç ve Yeni Rusya Çek Cumhuriyeti'nin Brno kentinde bulunan Sovyet savaş anıtı üzerindeki orak ve çekiç bir gece birdenbire ortadan kaybolunca, Rusya hemen bir protesto notası gönderdi. Radio Free Europe Rusça bölümü başkanı Fijstejn, 'Oysa Yeltsin döneminde böyle bir olay, kalaycıların, ellerine geçirebildikleri demir parçalarını çalmalarından farklı bir biçimde değerlendirilmez, üstünde durulmadan gelip geçilirdi' diyor. Bir Rus diplomat, 'Aslan hastalanınca kuyruğunu çekecek bir maymun her zaman bulunur' diye hayıflanırken, Rusya dış politikası hala zayıf ve kendi gücünü ispatlayamadığı günlerde, Polonya'nın kışkırtmalarından hiç kurtulamadığını anımsıyordu. 'Ama aslan eski gücünü kazanıp da tüyleri parlamaya, yeniden kükremeye başlayınca ne yapmalı?' diye sordum Polonya'da iktidardaki partinin milletvekili Karol Karski'ye. Polonyalı milletvekili, 'Rusların burayı hayvanat bahçesine benzetmekten vazgeçmeleri lazım' diye yanıtladı sorumu. 'Biz de maymun falan değiliz' diye eklemeyi de ihmal etmedi. Doğu Avrupalılar'ın kafasını karıştıran da şu. Rusya yalnız gücünü göstermiyor Yalnız pazularını göstermekle kalmıyor Ruslar. Çuvallar dolusu da para akıtıyorlar. Evet Ruslar Çek cumhuriyetindeki kaplıca kenti Karlovy Varyi'de ne var ne yok satın aldı. Macaristan havayolları Malev de Rusların artık. Çek enerji devi CEZ ve Macaristan'ın en büyük petrol ve gaz şirketi MOL'ü nasıl alırız diye düşünüp duruyorlar. Macar Telecom'un yanı sıra Makedonya ve Karadağ'daki alt firmalarını da ele geçirmek istiyorlar. Bu da Ruslar'ın bir NATO üyesi ülkenin cep telefonları ve elektronik postalarına girmelerine olanak sağlayacak tabi. Bu saydıklarımda bir yenilik yok. Altı yıl önce, zamanın gazetelerinde çıkan haberler Polonyalılar'da şok etkisi yaratmıştı. O haberlerde 78 bin ansiklopedinin içindekileri bir saniyede iletecek güçte ya da aynı anda 38 milyon telefon konuşmasına olanak sağlayacak güçte dört kalın cam elyaf kablonun, bir Rus doğalgaz boruhattı içinden geçtiği duyuruluyordu. Şimdilerde, Doğu Avrupa ülkelerinden liderler peşpeşe Moskova'ya ya da Karadeniz kıyısındaki tatil kenti Soçi'ye giderek Rus imparatoruyla görüşme peşinde. Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti liderlerinden söz ediyorum. Sanki 1980 li yıllarda yaşıyoruz yine.
Ama heryerde alarm zilleri çalmıyor. Çek filozof Erazim Kohak 'Bizim Rusya'nın güçlenmesinden korkmamıza hiç gerek yok' diyor. Tersine, 'Amerika'nın güçlü olduğu günümüzde istikrar unsuru olarak hoşnutlukla karşılanmalı' diye düşünüyor. Prag'da görüştüğüm siyasi yorumcu Jiri Pehe de, Çeklerin ve Polonyalıların, kendi toprakları üzerinde Washington'un füze savunma sistemlerini inşa etme önerisinden endişeli. 'Bizim liderler, bunun Ruslarla Amerikalılar arasında bir oyun olduğunu unutuyorlar' diyor. Peki bu nasıl sonuçlanır acaba? Macar yazar Sandor Marai, Ocak 1945'te, donmuş Tuna nehrinin kıyısında atları üzerinde giden Sovyet askerlerle ilk karşılaştığı zaman şöyle yazmıştı. 'Bunlar yanlız bizim buğdayımızın ve domuzlarımızın peşinde değil. Ruhumuzu da onlara teslim etmemizi istiyorlar.' | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||