|
Buzdağlarından akan gözyaşları | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Küresel ısınma konusunun gün geçtikçe daha da gündeme oturduğu bir dönemde, Grönland'da yapılacak olan "Kutup: Hayatın Aynası" konulu sempozyuma İstanbul Rum Patriği Bartolomeos tarafından davet edilmek beni fazlasıyla heyecanlandırmıştı.
"Din, Bilim ve Çevre" adlı sivil toplum kuruluşunun her yıl dünyanın çevresel sorunları olan farklı bir noktasında düzenlediği sempozyum dizisinin yedinci ayağıydı bu yılki... Sempozyum mekanı olarak bu yıl M/S Fram adlı Norveç bandıralı gemi seçilmişti. Yolculuk, toplam 700 millik bir mesafede, Grönland`in batı yakasında yer alan üç ayrı limanı kapsayacaktı. İnsanlığın yarattığı çevre sorunlarından, yeryüzünde en çok nasibini alan yer olan Grönland, yaklaşık 200 kişilik gruba ev sahipliği yapacaktı. Bir hafta sürecek olan sempozyumun ilk durağı, yaklaşık 5000 kişinin yaşadığı, buzullarla çevrili bir balıkçı kasabasını andıran Illulisat şehri idi. Şehir, 2004 yılında "Dünya Tarihi Miras Alanı" ilan edilmiş. Illulisat'ı yukarıdan seyreden tepelerin üzerinde bulunan rengarenk evler, şehrin en göze çarpan tarafı olsa da, buranın sempozyumun başlangıç noktası olarak seçilmesinin apayrı bir nedeni vardı: Burada, buzulların eridiği gerçeği bütün çıplaklığıyla karşımızdaydı. Aralarında Kitle İmha Silahları Komisyonu Başkanı Hans Blix, Yunan Prensesi İrini, Hatemi yönetiminde, İran`ın ilk kadın başkan yardımcısı olarak görev yapan Massoumeh Ebtekar, eski Washington Katolik Başpiskoposu Theodore E. McCarick gibi isimlerin katıldığı sempozyumda, değişik dinlerden temsilciler yer aldı. Sempozyumda, çevre konusunda dünyaca ünlü bilim adamlarının yaptığı sunumlar, büyük bir medya ordusu tarafından takip edildi. Sempozyum, 7 Eylül Perşembe günü Patrik Bartolomeos'un yanı sıra Müslüman, Katolik, Musevi ve Budist din adamlarının katılımıyla, Illulisat açıklarında, buzulların açık denizle buluştuğu noktada gerçekleştirdikleri "Sessiz Dua" ile başladı. Farklı dinlere mensup dini liderlerin, aynı kutsal amaç için, sessizce ve yan yana dua etmesi, görülmeye değer bir andı. Papa 16. Benediktus`un video mesajının ardından kürsüye geçen Patrik Bartolomeos, hiç olmadığı kadar ciddi bir boyuta ulaşan çevre katliamının, önlenebilir olduğunu ve bu sempozyumun, herkes için bir umut olabileceğini belirtti. İngiliz Müslüman cemaati adına sempozyuma katılan Müşerref Hüseyin, "Bu dua, dünyayı nasıl kirlettiğimizin kanıtıdır. Bunu düzeltmek için yaşam biçimimizi değiştirmemiz gerekiyor. Yaratandan güç ve yardım diliyoruz" diyerek, konuya olan duyarlılığını gösterdi. Sudan çıkmış balıklar Illulisat'da yerel halkla biraz sohbet ettikten sonra dikkatimi çeken önemli şeylerden biri, nüfusun ağırlıkla şehirlerde yaşamasıydı. Grönland'ın egemenliğini elinde bulunduran Danimarka, sosyal hizmetlere kolayca ulaşılması ve ekonomiye sağlanan katkının artırılması gibi nedenlerle yerel halkları büyük şehirlerde yaşamaya ikna etmiş. Ancak bunu yaparken, köpekleri ve kızaklarıyla yüzlerce yıl insan sesi duymadan yaşamaya alışmış insanların, birden bire "sudan çıkmış balık" misali, o sessizliği arayacağını hesaba katmamış. Değişim, her zaman her yerde olduğu gibi, burada da acılı ve zor olmuş. Aradan yıllar geçmiş, ama daha geçen sene, Illulisat`da tam 14 kişi, kendi iradesiyle hayatına son vermiş...
Gezinin ikinci bölümü ülkenin başkenti Nuuk'ta devam etti. Modern bir kasaba görünümündeki Nuuk'ta 15.000 kişi yaşıyor. Şehirde, somondan balinaya, fok balığından denizaslanına onlarca balık türü, yerel halkın en önemli geçim kaynağı olmayı sürdürüyor. Bir balık tezgahının önünde karşılaştığımız yarı-Türk, yarı-Danimarka kökenli Aylin Lennord, "Sorunlar olsa da, Grönland`in doğası, insanların üzerinde bir huzur bırakıyor. Ve insanlar, kısıtlı imkânları olsa da, burada mutlu olabilmeyi başarıyorlar." diye konuştu. Bir Grönlandlı'yla evli olan, 10 aylık bir erkek çocuk annesi Aylin, "minik", "anneanne", "anne" gibi bazı kelimelerin Grönland ve Türk dilinde ortak olduğunu söyleyerek beni bir hayli şaşırtıyordu. Alanlarında önemli yerlere gelmiş birçok bilim adamının katıldığı sempozyumda, insanlığın tüketim çılgınlığının önüne geçilmesinin ve çevreye zarar vermeyecek yeni üretim modellerinin geliştirilmesinin gerekliliği savunuldu. Söz alan konuşmacılar, çevre konularında toplumsal bilinci geliştirerek, hükümetleri gerekli önlemleri almak konusunda harekete geçirmenin kaçınılmaz olduğu konusunda söz birliğine vardılar. Sempozyumun son gününde, Patrik Bartolomeos ve beraberindekiler, son durağımız olan Qassiarsuk şehrinde bulunan ve 1000 yılında inşa edilen Tjodhilde Kilisesi'ni ziyaret etti. Kilisenin en önemli özelliği, inşa edildiği tarihte Hristiyan aleminde hiç bir ayrılık olmadığı için, günümüzde de mezhep farkı gözetmeksizin tüm Hristiyanlara açık olması. Bartolomeos'un daha sonra kilisede düzenlediği kısa ayin, sempozyumun son etkinliği oldu. Bu sempozyum ve gördüğümüz yerler her ne kadar gezegenimizin çevresel olarak bir felakete doğru sürüklendiğini gözler önüne serse de, dini, bilimsel ve politik açıdan farklı yaklaşım ve inançların bir araya gelmesiyle nelerin yapılabileceğini bir daha kanıtlıyordu. Yeryüzünün en masum ve belki de en huzurlu yerlerinden biri olan Grönland, doğasıyla, insanoğlu olarak neleri kaybetmek üzere olduğumuzu yüzümüze vurdu. Bu duruma birilerinin dur demesi gerekiyordu. Ancak bu tablodan aklımızda kalan, artık avlanamayan bir avcı, yiyecek bulamayan bir fok ve eriyen bir buz dağının dünyanın tavanından aşağıya doğru akan sessiz gözyaşlarıydı. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||