|
Bosna'da simgelerle yaşam | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yugoslavya'nın dağılması sonrası çıkan Bosna'daki kanlı iç savaşın sona ermesinin üzerinden yaklaşık 12 yıl geçti.
Yapılan yeni bir araştırmaya göre savaşta en az 97 bin kişi öldü. Ölenlerin yüzde 64'i Müslümandı. Bugüne kadar, çok az kişi Saraybosna-Srebrenitza yolunun ne kadar güzel olduğundan bahsetmiştir. Yolculuk, 2-3 saat sürer. Odun taşıyan bir kamyonun arkasında kalırsanız, biraz daha fazla... Ormanlarla kaplı tepeler içinde, sallanan yaban çiçekleriyle ve saman balyalarıyla dolu çayırların arasından yaz melteminde kıvrılarak ilerlerlesiniz. Han Pijesak'ta, yol kenarında bir restoran vardır. Orada, General Ratko Mladiç'in portresi asılıdır. Portrede, sigara dumanı arasından, yabancılara öfkeli bir şekilde bakarken görülüyor Mladiç. Tıpkı restoranda içen Bosnalılar gibi... Bosna'da işlenen birçok savaş suçunun sorumlusu olarak görülen Mladiç'i hala destekleyenler var buralarda. Srebrenitza'ya ilk kez gittiğimde, yönümü, bombalanmış evleri izleyip, mayın tarlası işaretlerine dikkat ederek bulmayı ummuştum. Ama bu bölge büyük çoğunlukla Bosnalı Sırpların hattı gerisindeymiş. Savaşın enkazı pek görülmüyor burada... Miliçi yakınlarına geldiğinizdeyse ortaya farklı bir tablo çıkıyor. Zira, Müslümanların yaşadığı ve savaş sırasında kuşatılmış bir bölge burası... Burada, Konjevic Polje köyünde, Fata Orloviç adlı yaşlı bir kadın yaşar. Köy sıradan görülebilir. Sıradan olmayan Fata'nın kendisi... Kim olduğundan, ne istediğinden emin bir kişi o... Fata eşini savaşta kaybetmiş. Topraklarını da... Bosna Sırp ordusu onun köyünü etnik olarak temizlemiş. Müslümanların yerine, Bosna'nın orta kesimindeki çatışmalar sonrası evlerinden atılan Sırplar almış. Şimdi ise o Sırplar da terk etmiş köyü... Konjevic Polje bir kez daha Müslümanlara ait. Fata da köye geri dönenler gibi topraklarını geri istemiş, en azından çoğunu almış. Yalnız, onun evinin önünde bahçesinin ortası olması gereken yerde, bir Sırp Ortodoks Kilisesi var. Bana, "Kiliseyi buradan taşımalarını istiyorum" diyor Fata ve ekliyor iğneleyici bir dille gülerek: "Bana bu işi yapmam için para verebilirler ya da benim için bu işi yapabilirler" Bu sorunla yüzleşen tek kişi değil Fata... Etnik temizlik herşeyden önce toplumları haritadan silmeye yönelik bir girişim. Kurban ister Müslüman olsun, ister Hırvat, İster Sırp... Ancak 2000'de Konjevic Polje'ye dönen Fata'nın meydan okuyan tavrı, onu farklı kılıyor. Zira başlattığı kampanya, Bosna için de 90'ların başındaki vahşi etnik sorunları geride bırakıp bırakamayacağı açısından da bir sınav aynı zamanda... Şimdi ise bazı üst düzey siyasetçilerin de yardımıyla, yakında Fata'nın isteği yerine gelecek gibi görünüyor. Ancak Fata istediğini elde etse de, herşey bununla sınırlı değil. Sebebi etnik ve dini bir sorun olan savaş sırasında; kiliseler, camiler ve tarihin nasıl okunduğu çok önemliydi. Bosna'da bu sorunlar hala sürüyor. İnsanlar etnik farkılıklara göre oy kullanıyor, siyasetçiler Sırpça-Hırvatça ve Boşnakça tercüme edilen evraklarla ilgili olarak didişiyor. Bazı okullarda okul binaları sabah Müslüman öğrenciler ve öğretmenler, öğleden sonra da Hırvatlarca kullanılıyor. Kullanılan ders kitapları bile farklı. Savaş sırasında çekilen acılar da bir sembole dönüşmüş durumda. Srebrenitza'da yaşananlar ve Saraybosna'nın kuşatılması Müslümanlar için çok önemli, onları üzen gelişmeler belleklerde taze hala... Sırplar ve Hırvatlarsa savaş sırasında kendilerinin de etnik savaşın dehşetine katlandıklarını söylüyorlar. Ancak bence Fata gibi çok sayıda Boşnağın başka kaygıları var. Fata'nın bahçesinde bir kilise olması değil önemli olan, Fata için önemli olan kilisenin onun toprağı üzerinde olması. "Ben kiliselere camiler kadar saygı duyarım" diyor Fata bana. Ancak bir noktada son derece kararlı: Eğer biri birşey inşa etmek istediyse, bu onun yıllarca oturduğu arazisinde olmamalı. Hayat gerçekten hala çok zor burada. Bazı konularda ilerleme sağlanıyor ama çok yavaş, ilerlemenin sembollerle ilgili tartışmaların gölgesinde kalması da cabası... 12 yıl sonra bile, uluslararası toplum hala Bosnalı siyasetçilere yetki devredemeyecek konumda olduğunu söylüyor. Siyasetçilere aldırmayan, kendi hayatına bakan tek kişi Fata değil. Srebrenitza yolu üzerinde, topraklarına geri dönenlerden olan Abdullah başarılı bir restoran ve otel açmış. Srebrenitza'yla, 15 yıl önceki bir etnik savaşın sembolü olmasından çok, yaşamak istediği yer olduğu için ilgileniyor. Eğer bu ülkede daha fazla Abdullahlar, Fata Orloviçler olsaydı; siyasetçileri Bosna'yı, yaşamların sembollerden daha önemli olduğu bir yere dönüştürmeye yoğunlaşabilirlerdi. Fata da o zaman evinin önündeki bahçede huzur içinde sebze yetiştiriyor olurdu. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||