|
'Doğanın intikamı' | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ağustos ayı İsveç'te "Röttmånad'' yani çürüme ayı diye anılır. Hava çok nemlidir. Yemekler çabucak ekşiyiverir, meyveler çürür. Romatizması olanlar da inim inim inler. Hele ağustos ortasından sonra gelen sağanak yağışlar iyice bezdirir.
Stockholm Uluslararası Su Enstitüsü belki de adıyla bağlantılı olsun diye su haftasını ağustos ortasında bu nemli ve yağışlı günlerde düzenlemekte. Hele bu yıl su ve iklim sorunu tam da bir yanda kuraklık öte yanda sellerin hüküm sürdüğü koşullarda ele alındı. 70'in üzerindeki oturumda su sorunu ve iklim değişikliği konuşuldu. Aslında uzmanlar yüz yüze kaldığımız bu tehlike için yıllardır uyarıda bulunmaktaydılar. Stockholm Uluslararası Su Enstitüsü'nün müdürü Anders Berntell, açılış konuşmasında "Stockholm dahil hangi şehir felaketlere hazırlıklı'' derken yıllardır uyarılara kimsenin aldırmadığını söylemek istiyordu. 1997 ile 2006 arasında silahlanma harcamalarının yüzde 37 artmasına rağmen, 1 milyar insanın hala içeçek sudan mahrum yaşadığını, 2,5 milyar insanın da yeterince arıtılmamış suları içtiğini de duyarsızlığın örneği olarak gösteriyordu.
Kirli içme sularının yol açtığı felaketler gerçekten kabul edilebilecek gibi değil. Günümüzde Afrika'da diyareden ölenlerin, AIDS'den ölenlerden daha fazla olması nasıl açıklanabilir. Üstelik Anders Berntell'in vurguladığı gibi bütün dünya AIDS'den söz ederken diyare ölümlerine gözlerini, kulaklarını kapaması nasıl açıklanabilir. Bu yıl sanki şamar yemiş gibi bir başka gerçeği daha öğrendim. Ben Stockholm'de musluktan tertemiz su içtiğimi sanıyordum meğer ne Stockholm'da ne de dünyanın bir başka kentinde musluktan akan içme suyu temizmiş. Evet insanı öldüren zehirler içermiyor şehir şebekelerindeki sular ama hepsinde bir zararlı madde bulunduğu da gerçek. Peki bunu önlemenin çaresi yok mu? Neyse ki bu yıl bunlar açık seçik konuşuldu. Kimyasal arıtma yapıldığı takdirde sular tamamen temizlenebiliyor. Bunun teknolojisi var mı? Evet var. Bilim adamları "Teknoloji var ama buna yatırım yapan yok. Halk artık bilinçlenip politikacıları zorlamalıdır'' diyor. Su haftasının ana gündem maddesi küresel ısınma ve iklim değişikliğiydi. Bu konuda konuşulanlar iç açıcı değil. Bilim adamlarının çoğunluğu, küresel ısınma ve iklimdeki değişikliği atmosfere salınan zehirli gazların etkisiyle açıklıyor. Bazı bilim adamları da bunun dünyanın periyodik süreçlerinden biri olduğu görüşündeler. Yani önce ısınma sonra buzul dönemi daha sonra gene normalleşme olarak devam eden periyodik süreçlerden söz ediyorlar. Bu durumda küresel ısınmanın ardından belki yüz belki yüz elli yıl sonra buzul dönemi gelecek. İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt, küresel ısınmanın önüne geçecek bilgi ve teknolojiye sahip olunduğunu söyledi. Yeterki bütün devletler Kyoto ötesi yeni bir anlaşmaya evet desin. Bakalım politikacılar ne yapacak?
Bu arada kirli sulardan kaynaklanan ölümler hala ortalama haftada 35 bin. 2050 yılındaki susuzluğu gösteren haritalarda Ortadoğu adeta kıpkırmızı. Su sorununa çare bulmak için 2025'e kadar 2,5 trilyon dolar yatırım gerekiyor. Stockholm Su Enstitüsü'nden Manfred Mantz'a göre petrolden daha değerli olan su Ortadoğu'da potansiyel bir savaş nedeni. Oysa insanlar suyu akıllıca kullansa dünya nüfusu beşe katlansa bile yetecek su var. Ancak tatlı su kaynaklarının yüzde 70'i büyük bir israfla tarımda kullanılmakta ve kimse bunu en kısa zamanda yarıya indirecek yatırımı yapmamakta. Bu duyarsızlık ve sorumsuzluktan başka nasıl açıklanabilir. Tıpkı şehirlerin sürekli göç ve her yıl milyonluk nüfus artışıyla azmanlaşmasına göz yumulduğu gibi. Ben bunları su toplantılarında yıllardır dinlemekteyim. Yaşanan felaketleri de duyarsızlık ve sorumsuzluğa karşı doğanın intikamı gibi görmekteyim. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||