|
Aslında seçimlere daha 15 ay var | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Amerikan başkanlık seçimlerine tam 15 ay var... Amerikan başkanlık seçimlerine tam 15 ay var…
Boşuna tekrarlamıyorum, zira 2006 sonbaharından beri süren ön seçim hazırlıklarını, aday adaylarının mola vermeksizin kampanya yapmalarını, hemen her hafta tartışma programlarında kozlarını paylaşmalarını izlerken, insan bazen takvimi unutabiliyor. Sanki çoktan 2008’e girmişiz, sanki Beyaz Saray’ın yeni sahibi bir iki ay içinde belirlenecekmiş hissine kapılabiliyor. Hayır... Amerikan başkanlık seçimleri 4 Kasım 2008’de... Ve o gün sandıkta yarışacak olanlar, belki henüz resmen adaylıklarını açıklamadılar bile. Ama yarışa çoktan girmiş aday adayları arasındaki kıyasıya rekabet ve sık tekrarlanan anketler sayesinde, mevcutlar içinde kimin favori, kimin sürpriz olduğunun kararı çoktan verildi. Yedi yıllık Bush yorgunluğunu üzerinde taşıyan Cumhuriyetçi cephede eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani, rakiplerinin açık ara önünde. Asıl çekişmenin yaşandığı Demokratik Parti cenahındaysa, eski First Lady, New York Senatörü Hillary Clinton’ın tartışmasız üstünlüğü var. Ancak 46 yaşındaki Illinois senatörü Barak Obama, gençliği, karizması, bağış toplamadaki başarısı ve galiba en önemlisi de, “Bush’a en tezat”, son yıllarda giderek “daha kapalı, daha sert, daha az demokratik bir hal alan Amerikan devlet kültürüne en uzak” ve “Irak Savaşı’na en muhalif” olma kriterleriyle, sürpriz yapması en mümkün bir rakip.
Böyle olunca da... Clinton-Obama çekişmesi, sadece Demokratlar değil, sandıktaki rakiplerini bilmek isteyen Cumhuriyetçiler arasında da heyecan yaratıyor... Şu son habere bakın... Cumhuriyetçi aday Giuliani’nin 17 yaşındaki kızı, Obama’nın adaylığını destekleyen bir gruba üye olduğunu açıkladı. Bir web sitesinde kendisini “liberal” olarak tanımlayan ve Obama’yı Beyaz Saray’a göndermek için çalıştığını duyuran Caroline Guiliani’ye babasının tepkisi ne olabilirdi ki? “Kızımı çok seviyorum” demekle yetindi tabii. Ama web siteleri ve bazı televizyonlar, Carolyne’ın annesinden boşandıktan sonra şimdi üçüncü eşiyle evli olan Giuliani’nin aile ilişkilerini didiklemek için fırsat bildiler bunu. Diyebilirsiniz ki, kampanya bu tür konular üzerinden yürüyorsa, Amerika’nın bir sonraki başkanlık dönemi için de umutlanmayalım.. Öyle ya, geçen hafta da Hillary Clinton’ın göğsünü her zamankinden biraz daha açık bırakan bir blüz giymesinin siyasi anlamını konuşmuştu bu toplum. Yine de çabuk karar vermeyin... Hillary’nin hafif dekolte bluzü sayesinde, kadının siyasetteki yerini de tartıştı Amerikalılar. V yakalı blüz, 11 Eylül sonrasında revaçtan bir türlü düşmeyen “düşmana haddini bildirecek başkan” profilini yeniden tartışmaya açtı.
Tabii, bir kadın adayın siyaseti yeniden tanımlaması ve farklı siyaset yapması için dekolte bluz giymesi nasıl yetmiyor. Zaten Hillary Clinton’ın da bırakın böyle bir değişimi istemeyi, tam da o “şahin” profile kendisini uydurmaya çalıştığı söylenebilir. Bu bakımdan, Bush’un antitezinin peşine düşen seçmenlere asıl hayalkırıklığını ise Obama yaşattı geçenlerde. Rakipleri tarafından, ulusal güvenlik ve dış politika konularında hafif sıklet olmakla eleştirilen, Amerika’yı gerektiği gibi savunamayacak bir güvercin gibi gösterilen Obama, çıktı, tersini kanıtlamak istercesine, gerekirse Pakistan’ı vurmaktan söz ediverdi. Gerçi senatörün lafları, Irak Savaşı’nın yanlışlığı ve eğer El Kaide’nin peşine düşülecekse, bunun en başta Irak’ta değil, Pakistan’da yapılması gerektiğine işaret ediyordu. Ama, rakipleri bu sözleri de büyük bir naiflik örneği olarak hanesine yazmakta gecikmediler. Obama’nın tepkisi ise öğreticiydi. “Bizi tarihimizin en hatalı savaşına sokanların şimdi bana naiflik suçlaması yapması komik” dedikten sonra, herkese hatırlattı... “Daha yarışın başındayız. Daha seçimlere tam 15 ay var...” | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||