|
'Öteki'ni anlamak | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Birkaç hafta önce dört Amerikalı milletvekili Ermeni soykırımı karar tasarısını Temsilciler Meclisi'ne sunacaklarını açıklarken salon tıka basa doluydu.
Basın toplantısını izleyenler, gazetecilerden çok Türk ve Ermeni örgütlerinin temsilcileriydi. Birbirleriyle fazla konuşmuyor, konuşamıyorlardı. Sanki arada gözle görülmeyen bir duvar vardı. Salondaki birkaç Ermeni ve Türk gazetecinin soruları arasında en çok dikkat çekeni, eğer bu tasarı geçerse, bunun Türkiye'deki demokratik harekete ne kadar etkisi olacağıydı. Milletvekillerinden Frank Pallone, şatafatlı sözlerle, bunun hiçbir olumsuz etki yapmaması gerektiğini, yapmayacağını, hatta tersine, Türkiye'nin de benzer bir kararı kabul etmesine yol açabileceğini iddia etti. Salondaki Ermeni ve Türk gazeteciler ilk kez dikkatlice göz göze geldi. Amerikalı milletvekilinin, Türkiye'yi ve Ermeni sorununun boyutlarını tam olarak kavrayamadığı kuşkusu, belli ki her iki grubun da içini kemiriyordu. Türkiye'ye ilgi O toplantıdan sima olarak tanıdığım Amerikan Ermenisi bir gazeteci bir süre önce başka bir toplantıda yine karşıma çıktı. Bu kez doğrudan yanıma yanaştı ve kendini tanıttı: Emil. Emil, tam da bu sorunun yanıtını aradığını söyledi. Yani, bu karar tasarısı çıkarsa, bu Türkiye'deki demokrasi hareketine gerçekten nasıl etki yapar? Emil'in sorusu, onunla ayaküstü sohbet, her zaman Türkiye ve Türklere karşı en büyük önyargılara sahip oldukları söylenen Amerikan Ermenilerinin, Türkiye'deki dinamiklere ciddi ilgi göstermeye başladıklarını ortaya koyuyordu. Soykırım karar tasarısını Temsilciler Meclisi'nden geçirmek için tabii yine de ellerinden geleni yapacaklarına hiç kuşku yok. Örneğin Mart sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nin dört bir yanından toplu halde başkent Washington'a gelmesi beklenen Ermenilerin, kendi temsilcilerini ziyaret ederek, tasarıya destek vermesini talep etmeleri planlanıyor. Kuşkusuz bu Amerikan Ermenilerinin planladığı tek eylem de değil. Ama Hrant Dink'in İstanbul'da güpegündüz ve sokak ortasında vurulmasının ardından yapılan cenaze törenine katılan büyük kalabalık, Amerikan Ermenilerinin de gözünden kaçmamış ve belki de ilk defa onların da ciddi şekilde Türk halkıyla da diyalog kurulabileceği olasılığını kafalarında tartmalarına yol açmış. Diyalog Bugüne kadar diyalog yok mu? Var. Üstelik sanıldığı gibi sadece Ermeni soykırımı olduğunu savunan az sayıda Türk akademisyeniyle de değil. Resmi düzeyde olmasa da, Türk diplomatlarıyla Ermeni örgütleri arasında arada bir nabız yoklaması yapılıyor.
Fakat Türkiye'de Batılı demokratik bir sistemin tüm kurallarıyla yerleşmesini arzulayan insan ve gruplarla Ermeni diasporasının en güçlü kalelerinden biri olan Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Ermenilerin iletişimi yok denecek kadar az. Ama şimdi Ermeni diasporasının, kendini Ermeni sorununa adamamış Türk demokratlarıyla da diyalog ihtiyacı olduğu seziliyor. Emil'in sorusuna ben tam yanıt veremedim. "Herhalde gerçek bir demokrasi arzu edenler için tasarının geçmesi büyük bir sorun oluşturur, milliyetçilik akımlarını alevlendirir." dedim. Sonra düşündüm. Peki, bu, Amerika'da yaşayan Ermenileri neden ilgilendirsin? Amerikan Temsilciler Meclisi, Ermeni soykırımı olduğunu karara bağlar ve kınarsa bunun doğuracağı sorunlar, en başta, Türkiye'de daha yerleşik bir demokrasi isteyen kesimleri zor durumda bırakacak. Ama acaba bu diasporayla diyalog kurulması için yeni bir kapıyı açabilir mi? | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||