BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 09 Mart, 2007 - TSİ 21:05
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
60 yıl sonra...

Nazilerin mükemmelleştiği konulardan biri kayıt tutma yöntemleriydi.

Norveçli savaş çocukları
Mahkeme kararını birkaç hafta içinde açıklayacak

Uyguladıkları şer mekanizmasını en ufak ayrıntısına kadar kaydetmişlerdi.

Gerd Fleischer 1942 yılında, işgal altındaki Norveç'te doğduğunda, Naziler, Gerd'le ilgili her ayrıntıyı da kaydetmeye başlamıştı.

Gerd, daha sonra Nazilerin kendisi hakkındaki dosyasını ele geçirdi.

Norveç Ulusal Arşivi'nin bodrum katındaki derinliklerinde buluştuğumuzda bu dosyayı gösterdi. Elindeki belgelerden biri Gerd'i dünyaya getiren ebeden 3 Norveç kuronu alındığını gösteren bir makbuzdu.

Ödemeyi Naziler yapmıştı. Gerd'e düzenli olarak çocuk yardımı da yapılmıştı. Gerd'in annesini muayene etmiş olan SS birliği üyesi doktorun yazığı rapor da belgeler arasındaydı.

Peki Gerd bebekliğinde, işgal güçlerinin niye bunca büyük ilgisini toplamıştı? Neden, babasının bir Alman askeri olmasıydı.

Naziler Alman askerleriyle Norveç kadınları arasında ilişkiler oluşmasını cesaretlendirmişlerdi. Bu siyasetin duygularla bir ilgisi yoktu, neden, ırk konusuydu.

Gelecekteki insanların ıslah edilmesi politikasıydı. Amaç 3. Reich döneminde ele geçirilen topraklarda yaşayacak sarı saçlı, mavi gözlü insanlardan oluşacak üstün bir ırk yaratmaktı.

'Lebensborn' - Türkçe deyişle 'Hayat Çeşmesi' adı verilen proje kapsamında binlerce Norveçli bebek doğmuş ve kayıt altına alınmıştı.

Bu bebeklerin çoğu daha sonra doğal ana babaları tarafından terkedilmiş ve özel 'Lebensborn' evlerine alınmıştı.

Gerd'in anne ve babası evlenmek istemişler, ama bunun için izin alamamışlardı. SS doktoru, Gerd'in, Sami ırkından olan Norveçli annesinin Alman ordusundaki bir askerle evlenebilecek düzeyde Ari olmadığına hükmetmişti.

Yine de Gerd, bir 'Lebensborn' çocuğu olarak kabul edilmişti.

Gerd Fleischer ve Bjorn Lengfelder

Yaşamı da işte böyle, Nazi deneyi içinde dört haneli bir sayı olarak başlamıştı.

Seçilmiş kişiler listesinde 2620 numaraydı Gerd. Bu liste onu ilerki yıllarda nefret edilen insanlar grubuna itecekti.

2'nci Dünya Savaşı sonrasında, Gerd, bir 'Alman fahişesi' olarak damgalanmıştı Norveç'te. Okuldaki çocukların kendisine içine taş gizlenmiş kartoplarını attıklarını anımsıyor.

Daha büyük çocuklar karda onu ittirip boğmaya çalışırmış. Ama daha da büyük zorluklarla karşılaşmış ilerki yıllarda. Annesi eskiden direniş güçlerinde yeralmış bir Norveçliyle evlenmiş.

Yeni baba, üvey kızından ve onun Alman kanı taşıyor olmasından tam anlamıyla nefret ediyormuş. Yıllarca üvey babasının fiziksel istismarına henef olmuş Gerd. O kadar çaresiz hale gelmiş ki, 13 yaşında evden kaçmış.

"Biz nefret edilen insanların çocuklarıydık" diye anlatıyor bana Gerd. "Hiçbir zaman niye olduğunu anlamadım. Nazilerin suçları bize yıkılamaz ki... Biz yalnızca savaşın bir ürünüydük" diye sürdürüyor.

Ama Norveçlilerin çoğu savaş çocuklarını suçlu gördü. Beş yıl boyunca Nazi işgali altında kaldıktan sonra Norveç ulusunun öfkesi taştı ve karşılık veremeyen çocukları hedef aldı.

'Lebensborn' geçmişi olan herkesle 'Alman çocuğu' diye alay edildi. Zorbalığa maruz bırakıldılar, dövüldüler, en ağır şekillerde aşağılandılar bu çocuklar.

Bazı mağdurlar kendilerine tecavüz de edildiğini söylüyorlar. Kimileri, sırf Alman askerlerinin çocukları olduğu için yıllarca akıl hastanelerine kapatıldı.

Savaştan sonra Norveç'in tanınmış psikiyatrlarından biri, "Alman askerleriyle yatan Norveç kadınları deli olmalılar. Askerler de bir o kadar deliydi" demişti.

Akıl ve ruh hastalıkları uzmanının bu sözleri, böyle bir çiftten doğan savaş çocuklarının iki kat deli olduğu sonucunun çıkarılmasına yolaçıyordu.

Bu çocuklardan biri de Paul Hansen'di. Savaş yıllarında bir Lebensborn evinde geçirmişti çocukluğunu.

Paul, Almanlar yenilgiye uğratıldıktan sonra yaşadıklarını asla unutamayacağını anlatttı bana. Ev kapatılmış, özel bir komite gelerek çocukları incelemeden geçirmişti.

Aralarında Paul'ün de bulunduğu 20 çocuk bir akıl hastanesine sevkedilmişti.

"Ben mücadeleciydim" diyor Paul. "Bakın, ben öğrenmek istiyorum, okula gitmek istiyorum" demiş görevlilere. "Bana aptal olduğumu, hiçbir şey öğrenemeyecek kadar geri zekalı olduğumu söylediler" diye sürdürüyor.

Paul için hayat bir cehenneme dönüşmüş, birkaç yıl sonra bir testereyle kendisini öldürmeye kalkışmış.

Gerd Fleischer ve Paul Hansen, Strasbourg'a giden Norveçli savaş çocukları arasındaydı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde maruz kaldıklarını söyledikleri taciz ve ayrımcılık nedeniyle Norveç Hükümeti'ni dava etmeye çalışıyorlardı.

Bir avukat mahkemeye onların öykülerini anlatınca ağlamaya başladılar. Onlarca yıl boyunca öyküleri anlatmaya korkmuşlardı. Utanıyorlardı.

Uluslararası bir hukuk mahkemesinde kabuslarını yeniden yaşıyorlardı.

Toplumdan dışlanmaları ve korunamamaları nedeniyle Norveç Hükümeti'nin sorumluluğunu kabul etmesini istiyorlardı.

Ancak bu kolay olmayacak. Zira 60 yıl öncesine dayanan suçları kanıtlamak zor.

Norveç Hükümeti, bu kadar uzun zaman önce yaşanmış olabilecek bu tür münferit taciz olayları için sorumlu tutulamayacağını söylüyor ve ne kötü muameleyi desteklediğini ne de göz yumduğunu söylüyor.

Strasbourg'daki mahkeme, davayı kabul edip etmeyeceğine birkaö hafta içinde karar verecek.

Duruşmadan sonra yeniden Gerd Fleischer ile konuştum. Mahkemede geçirdiği üç saatin sonunda bitkin görünüyordu.

Gerd bana Oslo'da gösterdiği Nazi dosyasını hatırladı. Norveçli annesiyle Alman babasını kastederek "Aptallar" dedi. "Bir işgalci asker, işgal altındaki bir kadına aşık oluyor. Bu kadar budalalık olur mu?"

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik