|
Meksika'nın 'Göçmen Dağı' | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
El Fenerin var mı? Evet. Sağlam botların? Evet. Çalıların arasında saklanmak uyar mı? Kesinlikle.
Bu hazırlıkları yapıyoruz ama, ne otostop yapacak, ne bir dağa çıkacak ne de kamp kuracağız. Aksine geceyi bir eğlence parkında geçirmeye hazırlanıyoruz. Ama eğlence parkı deyince Disneyland'ı kastetmiyorum. Bu Meksika'da kurulan bir park. Burada göçmenler bir ülkeye kaçak girmek istediklerinde ne yapıyor ne yaşıyorlarsa deneme fırsatı bulabilirsiniz. Bu parkta üzerinize ateş açılabilir, devriyeler sizi kovalayabilir ya da akıntıya karşı nehrin ortasında güçlükle ilerlemek durumunda kalabilirsiniz. Yaklaşık 20 Amerikan doları karşılığında, geceyi sınırdan Amerika Birleşik Devletleri'ne kaçak giren milyonlarca Meksikalı'nın yaptığı gibi geçirmeniz mümkün. Tek farkıysa şu, bu eğlence parkı Amerikan sınırının yakınında bile değil. Gelenler ise, Başkan Bush'un sınırı geçmeye çalışma ihtimali neyse, bu insanların da bunu deneme ihtimali o.
Gece, rehberimiz Ponço'nun "Vamos - Yürüyün!" diye bağırmasıyla başlıyor. Karanlığa dalıyoruz. Plan basit. Bizler kaçak göçmeniz ve bizi yakalamak isteyen devriye erleri peşimizde. 30 saniye içinde bir tepeden aşağıya koşuyorum. 40 saniye içinde tepenin eteğinde saklanıyorum. Az sonra iş ciddiye biniyor, birbiri ardına silah sesleri duymaya başlıyoruz. Bize devriye erlerinin sahte mermi kullanacağını söylediler; ama seslerini duyunca insanın inanası gelmiyor. Biz çalıların içinde sürünerek ilerlerken erlerin, "Dışarı çıkın orada olduğunuzu biliyoruz" dediklerini duyuyorum. Daha fazla bağırış çağırış ve daha fazla silah sesi duyuluyor ve de siren sesleri. Tamam bu bir oyun ama birden beklemediğiniz bir anda gerçeklik kazanıyor. Aramızdan iki kişi çoktan yakalandı bile.
Çitlerin altından geçip tünele ulaşabilmek için zayıf köprülerden geçiyoruz. Beş saat geçti, ormanlık bir alana geldik. Ormanın içinde hızla akan bir nehir var. Önümdeki adamın kullandığı el feneri önümü görmemi sağlıyor. Ancak o da ne? Birden feneri söndürüp sola doğru giderek kayboluyor. Bense sağa dönüp dosdoğru nehre doğru ilerliyorum. İlk bir kaç dakika her şey yolunda, büyükçe bir su birikintisinde olduğumu sanıyorum. Ama nehrin akıntısına kapılınca suyun seviyesi yükseliyor da yükseliyor. Şansıma küçük bir köprüye tutunmayı başarıyorum. Tam bu sırada rehberler başıma geleni anlayıp beni kurtarmaya geliyorlar. Biri kolumdan biri ceketimden çekiştirerek tam dört kişi beni sudan çıkarmayı başarıyorlar. Su içinde, düşünüyorum, ya benim yerimde küçük bir çocuk olsaydı? Hayatta kalmayı başaramazdı. Benim için eğlence parkında geçen bu oyun, gerçeğe dönüştü bile. Uluslararası Af Örgütü - Amnesty International, bu eğlence parkında düzenlenen etkinliği, gerçek göçmenlerin yaşamlarını önemsizmiş gibi gösterdiği gerekçesiyle eleştiriyor. Ponço ise aynı görüşte değil. "Biz bunu ciddiye alıyoruz" diyor Ponço ve "Amerika'da daha iyi bir hayat arayanlara saygımızı bu şekilde gösteriyoruz" diye de ekliyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||