|
Pekin Olimpiyatlara hazırlanıyor | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Pekin'e ilk kez gelen birinin şehirde her adımın olimpiyata yönelik olarak atıldığını fark etmesi uzun sürmüyor.
Yeni havaalanı ile havaalanına giden metro inşaatları, zaman zaman karşınıza çıkan ve o büyük güne yaklaşık birbuçuk yıl kaldığını gösteren geri sayımdaki saatler hemen dikkat çekiyor. Ama, galiba asıl büyük değişime, burada uzun zamandır yaşayanlar tanık oluyor. Pekin, ilk kez 2000 olimpiyatlarına aday olmuştu. Bu organizasyon kıl payı Sidney'e kaptırıldıktan sonra, Çin yönetimi Atina'ya verilmesi kesin gözüken 2004 Olimpiyat Oyunları'na aday olmadı. Bir Çinli gazeteci, 2000'deki adaylığın erken, ama tecrübe açısından yararlı olduğunu ve dünyanın olimpiyatların Çin'e verilmesini fazla yadırgamadığını söylemişti. Çin'i yakından tanıyan yabancılar Pekin'in böylesi bir organizasyonun altından, başta tesisler olmak üzere teknik konular açısından rahatlıkla kalkacağından kuşku duymuyor. Ancak bu görüşte olanların büyük çoğunluğu, şehirdeki değişimin şehrin çehresinden, sosyal yaşama, hatta davranışlara kadar uzanacağını beklemiyordu. Çin'de görmeden yeterince anlaşılamayacak bir biçimde, "dışarıda yemek yeme kültürü" alabildiğine yaygın. Neredeyse her caddede, her sokakta en az birkaç lokanta olduğu gibi, tümüyle lokantaların sıralanıp gittiği caddelerin sayısı da hayli fazla. Önceleri, buralarda yemek yiyebilmek için temizlik konusunda aşırı titiz olmamanız ve çubukla yemeyi becerebilmeniz gerekiyordu. Artık ıslak mendil, peçete vb. yemek masalarının olmazsa olmazları arasında ve lokantaların çoğunluğunda talep edilirse çatal-kaşık bulmak mümkün. Pekin Belediyesi, artık derme çatma lokantalara izin vermiyor veya bir kısmı evden bozma yapılan bu yerlerin ruhsatlarını yenilemiyor. Çin'de taksiye her bindiğimde gideceğim yeri söyledikten sonra, istisnasız şoför "nişınagouren" diyerek nereli olduğumu sorar. Ancak son aylarda bu soru İngilizce olarak soruluyor. Hatta zaman zaman şoförler kendilerine dağıtılan CD'yi dinletip, benimle İngilizce pratiği yapıyor. Taksimetre çalıştırıldığında ve kapatıldığında duyulan Çince ve İngilizce uyarılar da yenilikler arasında. Özellikle Çin'i bilen yabancıların birkaç yıl önceki kaygılarından biri de tuvalet sorununun nasıl çözüleceği idi. Şehirde son yıllarda yılda 400 standart tuvalet inşa edildi. Ayrıca olimpiyatlara kadar 700 gezici lüks tuvalet kurulacak. Olimpiyat hazırlıklarının, davranış alışkanlıklarına kadar uzanmasının son örnekleri yere tükürme ve sıraya girme konularında başlatılan kampanya oldu. Yere tükürme eylemi her ne kadar çok rahatsız edici olsa da, bunun Çinlilerin "kötü şeyi içinde tutmamak" şeklindeki geleneksel düşüncesinden kaynaklanan bir alışkanlık olduğu söylenebilir. Hatta 20.inci yüzyılın en önemli siyasi olaylarından biri olan Çin-ABD zirvesinde Mao-Nixon görüşmesinin fotoğraflarında, Mao'nun oturduğu koltuğun kenarındaki tükürük okkasını görünce bu konuya daha hoşgörülü yaklaşmak gerektiğini de düşündüğümü belirteyim.. Ancak Pekin Belediyesi'nin bundan sonra o kadar hoşgörülü olmayacağı görülüyor. Yerlere tükürenlere ve çöp atanlara, ortalama bir Çinlinin günlük kazancına denk gelen 50 yuan, yani yaklaşık 6.5 dolar tutarında para cezası verilecek. Çinlilerin değiştirilmesi hedeflenen alışkanlıklarından biri de metro ya da otobüse binerken ve bilet alırken sıraya girmemeleri. Daha önce bunun kalabalık nüfustan kaynaklandığını düşünüyordum, ancak bir gün ilk durakta otobüs beklerken ve sırada yalnızca 8 kişi varken, boş otobüs kapısını açtığında yaşanan itiş kakış, bunun yerleşmiş bir kötü alışkanlık olduğunu düşündürdü. Olimpiyatlara kadar her ayın 11'inde Pekin'de sıraya girme günleri düzenlenecek. Gün olarak 11'in seçilmesi ise yan yana gelen iki tane 1 rakamının, sırada bekleyen iki kişiyi andırmasından kaynaklanıyor. Çin'de yaşanan bu değişikliklerin yalnızca olimpiyatlardan değil, Çin'in büyüyen ekonomisi ve artan siyasi önemiyle, Çinlilerin yabancılarla daha çok içli dışlı olmaya başlamalarından ve "yabancılarla birlikte yaşamayı öğrenmenin" önemini kavramalarından kaynaklandığını söyleyebiliriz. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||