|
Ne seninle, ne sensiz | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye 2006 yılı boyunca Avrupa Birliği'ni konuştu.
Ama galiba konuşulanlar içinde en doğru değerlendirmeyi Guardian gazetesi yaptı. "AB, Türkiye'yi metresi gibi görüyor" dedi Guardian, "...Ne ondan kopabiliyor, ne de evlenmek istiyor." Aynen öyle...! Yaşlı kıtanın bu genç nüfuslu adayda heyecan verici bir şeyler bulduğu kesin; ama onun uğruna, sorunlu evliliğini dağıtmayı göze alması beklenmemeli. İşin kötüsü aynı bıkkın tavır Türk tarafında da palazlandı bu yıl. Türkler de sürekli ikinci plana itilmekten, boş vaatlerle oyalanıp rencide edilmekten yılmış metres psikolojisiyle "Lanet olsun, bitirelim bu ilişkiyi" deme noktasına geldiler. Ama ayrılık, her iki taraf için de zor. Arada tutkulu bir aşk olduğundan değil. AB ayrılık halinde metresinin kontrolden çıkmasından ve kendisine düşman kesilmesinden korkuyor. Türkiye ise "AB'siz nasıl geçinirim" diye düşünüyor. O yüzden ilişkilerini tamamen koparmak yerine bir süre askıya almayı kararlaştırdılar bu yıl... Arada görüşürmüş gibi yapacaklar; ama bir seçim yapana kadar oturup düşünecekler. Bu süre sonunda hala birbirlerini istiyorlarsa görüşmeye devam edecekler; yoksa... "Herkes kendi yoluna" diyecekler. Heyecansız Nobel Şimdilik herkesin işine gelmiş gibi görünen bu kesinti, Avrupa'nın aile içi sorunlarını bir süre erteleyebilir; ancak Türkiye'de AB antipatisini hepten güçlendireceği kesin...
Geçen yıl Fransa'nın Ermeni soykırımını inkarı suç sayan bir yasa tasarısını benimsemesi yeterince öfke yarattı. Aynı öfkeden, soykırımı ağzına alan yazar Orhan Pamuk da nasibini aldı. O kadar ki, Pamuk'un tarihe geçecek Nobel zaferi bile bu yüzden ülkede beklenen heyecanı yaratamadı. Hazreti Muhammed'e hakaret içeren karikatürler ve Papa’nın İslam'dan 'kılıçla yayılan bir din' olarak söz etmesi de bu yaraya tuz bastı. Papa, başarılı Türkiye ziyaretinde bir nebze gönül alsa da 2006, 'medeniyetler çatışması' tezinin bir hayli taraftar topladığı bir yıl oldu. Türkiye’de 2006’nın en çok izlenen filmlerinden birinin Kurtlar Vadisi olduğunu hatırlatalım. Biliyorsunuz filmde 'Türk Rambosu' Polat, Irak'ta Amerikalılarca başına çuval geçirilen Türk askerlerinin intikamını alıyor ve milyonlarca Türk'ün kırılan gururunu okşuyordu. Böyle giderse Kurtlar Vadisi’nin ikinci bölümünün adını tahmin etmek zor değil: "Polat Avrupa’da...!" Tuhaf manzaralar geçidi Öte yandan şunu da itiraf etmek gerekir ki, Türkiye de yılların yılgınlığıyla Batı ile bütünleşmeye çok hevesli bir görüntü vermedi 2006’da... Reformları ağırdan aldı. Müzakerelerde frene bastı.
Kuş gribi patladığında itlaf edilecek tavukları çocuklar topladı. Ankara'da silahlı bir avukat rahatça Danıştay'ı bastı; hakimleri taradı. Trabzon'da silahlı bir çocuk, misyonerlik yapıyor diye bir rahibi öldürdü. Eski Papa'yı vuran Ağca, yeni Papa'nın geldiğini duyunca tahliyesini istedi; az daha çıkıyordu. Camide imamı vuran katili linç eden kalabalık, adamın kendi kafasını mihraba vurarak öldüğünü iddia etti. Şovmen Mehmet Ali Erbil, canlı yayında 'şaka olsun diye' yardımcısının pantolonunu indirip edep yerini gösteriverdi. Başbakan Erdoğan, sinirlendiği bir çiftçiye "Ananı al git" deyiverdi. Ve Türk Hava Yolları, bir uçak teslimatını apronda deve keserek kutladı. Böylece ne kuşa ne deveye benzeyen ülkede, kuş gribiyle başlayan yıl, deve kesimiyle noktalandı. Hepinize iyi yıllar. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||