|
Düşün sonu: Budapeşte’de isyan | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
2006 Macaristan’a neler getirdi? Neleri götürdü?
Macaristan’da bu muhasebeyi yapmak için işe koyulan siyaset yorumcularını ayrıntılı, ama aynı zamanda da zevkli ve heyecanlı bir çalışma bekliyor. Çünkü 2006 yılı birbirinden ilginç ve renkli gelişmeyle doluydu. Hareketli ve heyecanlı seçimlerde, son atağıyla ipi göğüsleyen sol-liberal ittifak... Seçim sonrası merkez sağın boykotu... Ardından yaz sonuna doğru başbakanın parti meclisindeki konuşmasında söylediği ve sonra da basına sızdırılan unutulmaz sözler: yani “Halkı aldattık, yalan söyledik, iktidar için herşeyi yaptık” itirafları... Bunun üzerine başlayan olaylar... Ve Budapeşte’nin merkezindeki, parlamentoya beşyüz metre uzaklıkta televizyon binası önünde göstericiler ve polis arasında çıkan ve sabaha kadar süren meydan kavgası; Ardından da günler geceler boyunca devam eden sokak çatışmaları... Tüm bunlar Macaristan’da bir düşün sonuna gelindiğine işaret ediyordu. Macaristan 2006 yılına kadar, bölgenin yükselen yıldızıydı. Sosyalizm döneminde de, diğerlerinden hep farklı görünen, 1990'da sınırlarını açarak, Doğu Bloku'nun çöküşünü hızlandıran, beklenmedik bir hızla piyasa ekonomisini temellendiren, ardından süratle NATO’ya dahil olan, diğer ülkelerden çok daha önce Avrupa Birliği kriterlerini hayata geçiren, entegrasyonunu tamamlayan, bölgede neredeyse bütün ülkelerde yaşanan çatışma ve gerginliklerin aksine, bir barış ve huzur adası olarak tanınan, kendinden emin, gücünün farkında Macaristan birden içine kapandığı sırça köşkün ne kadar zayıf, ne kadar savunmasız olduğunu farkediverdi.
Aslında toplumsal antenleri güçlü yorumcular aylardır kriz sinyallerini hissediyorlardı. Yani kriz "Geliyorum" diyordu. Ve geldi! Şimdi ne olacak? Zor durumda olan sadece Macaristan’ın uluslararası imajı değil. Aynı zamanda ekonomik yapı da bunalım sarmalından kurtulmaya çalışıyor. Macaristan, bütçe açığıyla ve ülke ekonomisine göre astronomik ölçülere ulaşan dış borçlarıyla Brüksel tarafından da sürekli eleştiriliyor. Bu nedenle de istikrar çabaları kaçınılmaz. Siyasi yorumcular, “bolluk” yıllarının ardından şimdi artık, en azından birkaç yıllığına, “yokluk” yıllarının geleceğini söylüyorlar: Yani ekonomi daralacak, gelirler düşecek, insanlar daha zor koşullarda yaşayacaklar. İşte 2006 yılı biterken, sokaktaki sıradan vatandaşı kara kara düşündüren bu. Oysa bu yıl, Macar ulusunun gurur duyduğu ve Batı dünyası tarafından, onurlu ulusal direniş olarak gösterilen, 1956 ayaklanmasının da yıldönümüydü. Büyük ve görkemli törenlerle, Macaristan’ın dünyanın ilgi merkezine yerleşeceği, dünya liderlerinin Budapeşte'yi ziyaret edip törenlere katılacağı sanılıyordu. Kriz ve ayaklanma, bu fırsatın da ıskalanmasına neden oldu... Ama “Her kriz yeni bir başlangıç için fırsattır.”
İşte, 2006’nın bütün olumsuzluklarına ve inkar edilemez kayıplarına rağmen Macarlar bu gerçeğin farkında. Onlar çok büyük yenilgiler dolu geçmişlerinden kazandıkları direniş ruhuyla bu kayıpları da atlatabileceklerine, 2006’nın olumsuzluklarını giderebileceklerine inanıyorlar. Bu duygularına kanıt olarak da çok sevdikleri ve yine 2006 yılında kaybettikleri bir evlatlarının hayat öyküsünü gösteriyorlar. Evet, dünya futbolunun efsane yıldızı Ferenc Puşkaş’ı... Puşkaş, bu ufacık ülkeden çıkıp dünya futbolunun, o en büyüklere verilen tacını başına geçirmeyi başarmıştı. Hem de Soğuk Savaş’a, 1956’ya, acımasız dünya politikasının her türlü entrikasına rağmen. İşte Macarlar bu çok sevdikleri kahramanlarını örnek alıyorlar: yetenekle ve azimle sorunları aşabileceklerini düşünüyorlar. İşte bunun içindir ki, 2006’nın yılbaşı gecesinde, saat tam on ikide siyasi görüşleri ne olursa olsun Macarlar, her yılbaşında yaptıkları gibi, yani ellerinde şampanya ya da şarap kadehleriyle ayağa kalkacak, sorunları unutup önce hep bir ağızdan milli marşlarını söyliyecek, ve ardından sevdiklerine sarılıp onların yeni yıllarını kutlayacaklar. Sonra mı? Sonra da 2007’yi yeni bir başlangıç, yeni bir fırsat olarak değerlendirebilmek umuduyla yollarına devam edecekler. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||