BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 29 Aralık, 2006 - TSİ 20:36
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Umudun beni terk ettiği yıl

2006'nın ağızlarımızda acı bir tad bırakmasından öyle korkuyorum ki.

Kıbrıslı Türk ve Rum liderler

Bu yıl tatlı Avrupa düşü bile yalnızca acı getirdi bizlere...

Kıbrıs Rum tarafında, yaşadığım dairenin penceresinden geceleri bir yıldız görünüyor.

Ama bu, Noel'in yıldızı değil. Umut yıldızı da değil.

Kıbrıslı Türklerin, adayı ikiye bölen Yeşil Hat'ta yaptığı köprü bu yıl bizi birleştiremedi.

Şimdi orada, ölü bölgenin boşluğu içinde terk edilmiş, yapayalnız duruyor.

2006 Kıbrıs'ta sıkışıp kaldığımız bir yıl oldu - saplandık; ne ileri gidebildik, ne de geri.

Bu yıl başarılan tek şey, iki liderin görüşmelere zemin hazırlayacak görüşmelere başlamakta anlaşması oldu.

Bunlar da henüz başlamadı.

Geçmişte de kaç kez çıkmaza girmiştik, ama bir yerlerde bir umut vardı hep.

Şimdi, ilk kez, herşeyin beyhude olduğunu düşünüyorum.

Belki de yaşlanıyor ve bir zamanlar sahip olduğum heyecan ve umudu bu yüzden kaybediyorumdur.

Geleceğe doğru baktığımda, eğer gelecek gençlerdeyse, durum iyi görünmüyor -- özellikle de Kıbrıs Rum tarafında.

Bütün kamuoyu yoklamaları uzlaşmaya ve Kıbrıslı Türklerle birlikte yaşamaya en az istekli olan grubun gençler olduğunu gösteriyor.

Kıbrıslı Rumlar, Annan planının ciddi şekilde iyileştirilmesini istediklerini söylüyor.

Kıbrıslı Türkler'se, planın eski haline bile 'evet' oyu verir mi acaba bir daha?

Bazen en büyük sorunun, kendimize karşı bile dürüst davranamamamız olduğunu düşünüyorum.

Korkarım ki, gerçekten ne istediğimizi kendimize bile itiraf edemiyoruz.

Kıbrıs Rum kesiminden Türk kesiminin görünüşü
Adanın bölünmüşlüğü 2007'ye devredildi

Şimdi söyleyeceğim şey için elimde somut bir veri yok, ama benim çıkardığım sonuç şu:

Kıbrıslı Rumların hepsi, evlerine dönmek istediklerini ve bir federasyonu (ki bu iktidarı Kıbrıslı Türklerle paylaşmaları demek), böyle bir federasyonu desteklediklerini söylüyor.

Ben ikisinden de kuşkuluyum.

Bence 2003'te sınır kapılarının açılmasının doğurduğu sonuçlardan biri, Kıbrıslı Rumların evlerine asla dönemeyeceklerini anlamaları oldu.

İnsanlar değişmiş, güneye kök salmışlardı.

Mekanlar da değişmişti; asla onca özledikleri yerler gibi olamazlardı bir daha.

Ana-babalarını evlerini hatırlamayan gençlerin de, o evlerle bir bağlarının olmadığını, hayatlarının güneyde olduğunu anladıklarını düşünüyorum.

Hatta pekçokları güneyde de değil, Avrupa'nın başka bir ülkesinde, daha heyecan verici bir hayat istiyor artık.

Uluslararası toplumun tanıdığı, kendi devletine sahip, şimdi AB'de de rol sahibi olan Kıbrıslı Rumların, bunlardan vazgeçip Kıbrıslı Türklerle iktidarı paylaşmaya yanaşacağını düşünemiyorum.

Ama Kıbrıslı Türkler hakkında da kuşkularım var.

'Evet' oyunu Kıbrıslı Rumlarla birleşmek için mi verdiler, yoksa AB'ye girip, artık dışlanmadan, normal bir hayat sürdürmek için mi?

Başparmak Dağları
Karanlıkta önce, yanıp sönen bir yıldız beliriyor... Ardından bir hilal

Penceremden her gece görünen yanıp sönen yıldız, Beşparmak Dağı'nın, ya da Pendadaktilos'un yamacındaki dev bayrağın yıldızı.

Karanlıkta önce, yanıp sönen bir yıldız beliriyor.

Ardından bir hilal, sonra da bu ikisini Türkiye'nin bayrağına tamamlayan dikdörtgen çerçevenin ışıkları beliriyor.

En son iki çizgi daha yanıyor ve Türkiye bayrağı, Kıbrıslı Türklerin bayrağına dönüşüyor.

Gecenin karanlığında, Lefkoşa ve Lefkosia'nın üzerinde uçan bir hayalete benziyor bu bayrak.

Kıbrıslı Türklerin hayal kırıklığına uğradığını biliyorum, ama bu kışkırtıcı bir yanıt vermek için mazeret mi?

Bir taraftaki olumsuzluğa öteki taraf da olumsuzlukla cevap verirse, iki taraf da daima kaybediyor.

Tarihimizden alacağımız tek bir ders varsa, o da bu herhalde.

Pekçok insanın en büyük umudu olan tatlı Avrupa düşü çöktü gitti.

Tıpkı 'Tatlı Avrupa' kampanyasının neredeyse Kıbrıs yüzünden çökmesi gibi.

AB bu kampanyayı Avrupa'nın daha sevecen, daha keyifli yüzünü göstermek üzere tasarlamıştı.

Bir poster hazırlanacak, bu posterde her üyeyi bir tatlı temsil edecekti.

Kıbrıs için baklava seçilince, baklavanın kime ait olduğuna dair hararetli tartışmalar başladı.

İstanbullu baklavacılar gösteri yaptı.

"Kıbrıslı Rumlar AB'ye girdikten sonra baklavayı bile çalıyorsa, kimbilir daha neler yapar" düşüncesi, Türkiye'de hızla yayıldı.

Bu olaylardan önce bir Kıbrıslı Rum'a "Baklava Rum tatlısı mı" diye soracak olsanız, yanıt eminim "Hayır" olacaktı.

Lübnan'dan, hatta bazıları Türkler'den geldiğini söyleyecekti.

Ama şimdi iş siyasete döküldüğü ve Kıbrıslı Rumlar, baklavayı Türklerin elinden aldıklarına inandıkları için, şiddetle savunuyorlar yeni pozisyonlarını.

Hatta Kıbrıs Rum basınında baklavayı eski Yunanlıların keşfettiği ve daha sonra da Osmanlıların bu tatlıyı onlardan aldığını savunan yazılar bile çıktı!

Tatlı Avrupa kampanyası bile Kıbrıs yüzünden neredeyse çökebiliyorsa, AB'nin genişleme projesinin geleceğinden kaygı duyarım.

Belki de abartıyorumdur. Burada dünya siyasetinin merkezi olduğumuza ve herşeyin bizimle ilgili olduğuna inanmak gibi kötü bir alışkanlığımız var, belki o yüzdendir karamsarlığım.

Herşeye rağmen, insanlar her gün sınırı geçmeye devam ediyor. Bazıları yakın dostlar ediniyor.

Çoğu yakın dost olamasa, hatta dost olamasa bile, birbirine nazik, medeni davranıyor.

Geleceğe dair en büyük umudum, işte bu basit gözlemden kaynaklanıyor.

Fazla birşey değil, biliyorum, ama olsun işte.

Size Kıbrıs'tan bu düşünceleri yeni yıl için en iyi dileklerimle birlikte yolluyor, ve yeni yılın benim gibi düşünenleri haksız çıkarmasını diliyorum...

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik