|
Siyasî skandallar ve Nobel | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Her yeni yılın sonunda "Bakalım neler olmuş" deyip geriye bakar, ardından da ''Yeni yıl bakalım neler getirecek; umarız dünyaya huzur, insanlara mutluluk getirir'' diye dilekte bulunuruz.
Hani ''İnsan umut ettiği müddetçe yaşar'' demişler ya, biz de geleceğe umutla bakmaktan kendimizi alamıyoruz. Oysa yılların bir şey getirdiği falan yok. Eğer insanlık huzur içinde yaşıyorsa, bu huzuru insanın kendisi sağlıyor. Başımız beladan kurtulmuyorsa, bunun sorumlusu da gene insandan başkası değil. Siyasi skandallar 2006'ya şu saatlerde "Güle güle"' derken, geriye bakınca öyle pek de huzurlu, gelecek için umut verici bir yıl geçirmediğimiz görülüyor. Bir zamanlar dünyanın en huzurlu köşesi diye bilinen İsveç yıl boyunca siyasi skandallarla çalkalanıp durdu. Bu skandallar en sonunda iki kısa dönem dışında İsveç'i 74 yıl yönetmiş olan Sosyal Demokratlar'ı iktidardan etti. İktidarda oldukları dönemde burunlarından kıl aldırmayan, dünyanın en güçlü partisi havasını atan Sosyal Demokratlar şimdi başlarına geçecek bir lider bile bulamıyor. Kimse hantal gemiyi teslim alacak cesareti gösteremiyor. 2006'nın başında İsveç, hala 2004'ün sonunda Uzak Doğu'da meydana gelen tsunami felaketinin sarsıntısını üzerinden atamamıştı. Tsunami felaketinin hemen ardından gene BBC'ye ''Tsunami İsveç'i vurdu'' diye anlatmıştım. Sosyal Demokrat hükümetin felaket bölgesindeki İsveçlileri ülkeye getirmekte hızlı davranmaması tepkilere yol açmış, sorun anayasa komisyonunda başbakan ve bakanlarla, yüksek düzeydeki bürokratların hesap vermesine kadar uzamıştı. Anayasa komisyonundaki ifadelerden sonra olayın faturası en sonunda, hükümette koordinasyonu sağlamakla görevli başbakanın sağ kolu müsteşara kesildi. 2006'ya kadar uzayan sürecin sonunda müsteşar görevinden istifa etti. İsveç modeline elveda Başbakanlığı döneminde ülkede sel felaketlerine uğrayan bölgelere gitmeyen, vatandaşının çaresizliğine duyarsız kalan Başbakan Göran Persson, Sosyal Demokrat Parti liderinden ziyade, bir feodal beyi hatırlatan yaşam biçimiyle partisini 17 Eylül seçimlerinde yenilgiye götürdü.
Aslında seçimin sonucu 2006'nın başında belli olmuştu. Adı ''ılımlı' olsa da yeni liberal politikanın temsilcisi partinin lideri boynuna kırmızı boyunbağı bağlayarak, "Biz İsveç'in yeni işçi partisiyiz" diyerek fabrikalara gidip yemekhanelerde işçilerle beraber yemeğe oturdu. Seçimde de bunun mükafatını gördü. Seçmen yeni liberalleri, diğer üç sağcı partiyle birlikte iktidara taşıdı. Yeni liberallerin lideri başbakan oldu ve 6 Ekim'de hükümetini kurdu. Ama boynuna kırmızı boyunbağı bağlayıp sol imajı yaratan başbakan, bakanlarını sağ ideolojinin en sivri isimlerinden seçti. Bunlardan ikisi bakanlıkta ancak bir hafta kalabildi. Kültür bakanı ile dış ticaret bakanı bayanların vergi ve sigortasını ödemeden evlerinde kaçak işçi çalıştırdıkları, televizyon ruhsat ücretlerini de ideolojilerine ters geldiği için bilinçli olarak ödemedikleri ortaya çıktı. Tabii istifa etmek zorunda kaldılar. Ancak kırmızı boyunbağlı başbakan, iktidarının ilk haftasında iki fire verip yara almasına rağmen yoluna aynı hızla devamda kararlı görünüyor. Bütün kamu şirketlerinin, sağlık hizmetlerinin birkaç yıl içinde özelleştirileceği açıklandı. Sosyal hakları kısıtlama programları hazırlanıyor. Dahası ülkede yüz binlerce işsiz varken, kapıların yabancı işgücüne açılması için yasal hazırlık yapılıyor. 2006'da üstelik iki ayda bütün bu radikal değişikliklerin zemini hazırlandı. İlerde 2006, İsveç modelinin yıkıldığı, sistemin kökten değiştirildiği yıl olarak hatırlanacak. Karikatürlerin kurbanı bakan 2006 deyince hatırlanacak bir başka önemli olay da Danimarka'da bir gazetede yayımlanan Muhammed Peygamber karikatürlerini protesto amacıyla İslam ülkelerinde düzenlenen gösteriler. Onca yoğun protesto Danimarka'ya ekonomik olarak zarar verdi ama herhangi bir siyasi bunalıma yol açmadı. Buna karşılık İsveç Adalet Bakanı bu yüzden istifa etmek zorunda kaldı. Bir internet sitesinin karikatürleri yayımlamaktan vazgeçtiği duyulunca "Hükümet ifade özgürlüğüne sansür mü koyuyor" tartışmaları patlak verdi. Olayın arkasında adalet bakanının bulunduğu ortaya çıkınca da bakan istifa etti. Pembe dizi gibi cumhurbaşkanlığı seçimi İsveç siyasi skandallarla çalkalanırken Kuzey ülkelerinden Finlandiya'da herkes, skandal diye tanımlanan ama herkesi gülümseten, başta cumhurbaşkanı olmak üzere üst düzeydeki siyasetçilerin aralarındaki aşk ilişkilerini konuştu. 29 Ocak'taki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayların aralarındaki ilişkiler dünya basınına da konu oldu.
Televizyon kanallarındaki pembe dizilere benzetilen cumhurbaşkanı adaylarının aşk ilişkileri Fin gazetelerinde şöyle yazıldı: "Yeniden cumhurbaşkanlığına aday olan Tarja Hallonen, seçimde eski güzellik kraliçesi Kültür Bakanı Tanja Karpela'nın sevgililerine karşı mücadele edecek. Adaylardan biri kültür bakanının uzun süre nişanlı kaldığı eski maliye bakanı, diğeri de yasak aşk ilişkisi içinde bulunduğu Başbakan Matti Vanhanen. Adaylardan bir diğeri de, şu andaki Dışişleri Bakanı Erkki Tuomija. O da Cumhurbaşkanı Tarja Hallonen'in otuz yıl önceki aşkı." Ocak ayının soğuğunda havayı ısıtan aşıkların cumhurbaşkanlığı mücadelesinde zafer Tarja Hallonen'in oldu. Ayılar Aralık ayında hâlâ uyanık Havalardan söz etmişken 2006'daki hava sıcaklığıyla ilgili rekorlardan da söz etmek gerekiyor. Aslında bu İsveç'e özgü değil ama kışları dondurucu soğukların hakim olduğu bu ülkede bu yıl kış gelmek bilmedi. Ortalamalara bakıldığında ısının mevsim ortalamalarının üzerinde olduğu görüldü. Ayılar bile Aralık geldiğinde hâlâ şaşkın şaşkın ormanlarda dolaşmaktaydı. Bu hayra alamet görülmeyen gözlemler iklim değişikliğinin belirtisi olarak yorumlanıyor. Hayra alamet olmayan başka göstergeler de var. Araştırmalara göre İsveçlilerin dörtte biri fazla kiloluymuş. Üstelik bunların 600 bini aşırı şişmanmış. 2006'da gençler arasında alkol ve uyuşturucu kullanımında artışın gözlendiği, şiddetin, özellikle kadına yönelik şiddetin arttığı da istatistiklerle ortaya çıkan olumsuz göstergeler. 2006'dan adeta bir felaket tellalı gibi söz ediyorum ama bu olumsuzlukların hiçbirinde en ufak bir sorumluluğum olmadığı herhalde anlaşılıyor. Ama gene de geride bıraktığımız yıldan bazı eğlenceli, olumlu olaylar hatırlamaya çalışalım. Kral'ın şatafatlı 60'ıncı doğum günü Kral XVI Carl Gustaf, 30 Nisan'da 60 yaşını doldurdu. Avrupa'dan yaş günü kutlamasına gelen krallar, kraliçeler, prensler, prensesler ortaçağı hatırlatan şatafatlı atmosfer içinde eğlenirken halk da sarayın önünde toplanıp krala el salladı. Geçmiş yıllarda Brunei Prensliğini bile ziyaret etmiş olan İsveç Kralı, Türkiye Cumhuriyeti'ni ziyaret için galiba 60 yaşını doldurmayı bekledi. Kimbilir belki de Türkiye Cumhuriyeti'ni koca bir imparatorluğun varisi olarak görüp Ankara'ya olgun bir Kral olarak gitmek istemiştir. Tam nedenini bilmiyoruz ama Kral XVI Carl Gustaf bu yıl Kraliçeyle birlikte Ankara, İzmir ve İstanbul'u ziyaret etti. Bu sayede iki ülke arasındaki ilişkiler de Kralın ziyaretiyle olumlu bir ivme kazandı. İsveç Ulusal Buz Hokeyi takımının hem dünya hem de olimpiyat şampiyonluğunu kazanarak ülkede mutluluk rüzgarları estirmesi de 2006'nın belleklerde kalacak önemli olaylarından. Vikingin uzayı fethi Daha bitmedi. İsveçli astronot Christer Fuglesang, aralık ayında uluslararası uzay istasyonuyla kenetlenmek üzere fırlatılan Discovery'deki ilk İskandinav'dı. Discovery uzaya fırlatılmadan haftalar önce gazeteler her gün astronotla ilgili haberler yayımladılar. Discovery'nin hedefe ulaşmasından sonra ise Christer Fuglesang'la bağlantı sağlanıp canlı televizyon yayınları başladı. İsveç'te büyük sevinç yaratan Christer Fuglesang'ın uzay yürüyüşü ''Vikingler uzayı fethediyor'' şakasıyla kutlandı. Nobel haftası Orhan Pamuk haftasına döndü Kimse kızmasın. Elbette en büyük haberi en sona sakladım. Olumsuz tarafı ağır basan 2006 özetini Türkler için çok önemli bir gelişmeyle tamamlayalım. 2006 aslında bir Türk yazarının Nobel Edebiyat Ödülünü kazanmasıyla hep hatırlanacak. Bu yıl Nobel haftası Orhan Pamuk haftasına döndü. Belki bir Amerikan yazarı kazanmış olsaydı bu Amerika için o kadar büyük bir olay sayılmazdı ama başarıya susamış, sürekli olarak gelişmiş ülkeler arasına katılmaya çalışan bir ülkeden ilk kez bir yazarın Nobel kazanması doğal olarak Türkiye'de büyük yankı yarattı. Orhan Pamuk ve Nobel etkinliklerini izlemek üzere Stockholm'e gelen gazeteciler ordusu 2006'nın son ayına damgayı bastılar. Nobel'in kapısı 2006'da açıldı. Gerisinin gelmesini dileriz. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||