BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 20 Kasım, 2006 - TSİ 12:43
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Caracas'ta devrim rüzgarı

Buluştuğumuz yer Karakas'ın eski bir genelevi. Ama epey bir süredir meyhane olarak işletiliyor.

Chavez taraftarları
Chavez ülkede br devrim yaptığını söylüyor

İçeride kızlı erkekli kalabalık genç grupları var. Masalarda sürekli tazelenen buz gibi bira şişeleriyle neşeli bir ortam. Sigara bulutunun dumanı altında bir yandan solundakiyle diğer yandan sağındakiyle aynı anda iki sohbeti salsa kıvraklığında döndürebilen insanlar.

Karşımda oturan Fernando, ''Nasıl ama?'' diye soruyor kollarını iki yana açıp etrafı göstererek. Yaldızlı desenleriyle bordo rengi duvarlar bu yerin eski günlerinden yadigar. Belli ki zamanında müşterileri Karakas'ın kalbur üstü beyleriymiş. Oysa şimdi beni burada ağırlayanlar, yelpazenin diğer ucundan.

Cordon Bleu adlı bu mekanda Avrupa'dan kalkıp Karakas'a gelerek Cumhurbaşkanı Hugo Chavez'in sosyalist hareketine neferlik eden üç devrimciyle birlikteyim. Ewa, Are, ve Fernando.

Fernando, İspanyol. Gözlerinin içi öyle parlıyor ki eğer bütün dikkatini verirse masadaki kağıt peçeteleri bakarak tutuşturabilecek. ''Emre, bu gece bittiğinde seni Chavez'ci yapacağız'' diyor gülerek.

''Olmaz'' diyorum, ''BBC tarafsızlığımı koruyacağım.''

''Tarafsızlık!'' Üçü birden başını sallıyor.

Öyle birşey yok bu dünyada'' diyor Fernando, ''sadece iki taraf var.''

Fernando İspanya'nın en güneyinde, Cadiz kentinde doğup büyümüş. Annesi babası Franco yıllarını atlatmış komünist bir çift. Oğullarının Karakas'taki mücadelesiyle gurur duyuyorlar.

Ama sol tarafımda oturan Polonyalı Ewa'nın ailesinin farklı olduğunu öğreniyorum. Varşova yakınlarında bir elbise mağazası işletiyorlar. ''Durumları pek iyi artık'' diyor Ewa, ''orta sınıf oldular.''

Ewa'nın kısa dümdüz saçları, incecik bir burnu var. ''Eskiden'' diyor, ''Polonya'da tuvalet kağıdı olmadığı için kuyruklarda beklenirdi; bazen evde bulunmadığı için gazete kağıtlarını kullanırdık.''

''Şimdi annemin istediği kadar tuvalet kağıdı var neyse ki, ama bir sokak ötede hala hiçbirşeyi olmayanlar var. Ve Polonya artık onları unuttu!''

Sağ tarafımda oturan Norveçli Are, ''Ewa gazete kağıtlarını hala kullanıyor'' diyor muzipçe.

Ben sorgulayarak Ewa'ya bakıyorum. ''Sadece muhalefet gazetelerini'' diye açıklık getiriyor.

Venezuela'da basın yayın organlarının nasıl kutuplaştığından bahsediyoruz. Her iki taraf da birbirine ateş püsküren, hakaretler yağdıran yazılarla, programlarla dolu.

''Ne diyorsunuz bu konuda?'' diyorum. Ewa, ''Basın özgürlüğü tehdit altında diyorlar bir de'' diye yakınıyor. ''Chavez hakkında yazdıklarını görsen...''

''Ama Chavez taraftarları da bir o kadar sivri dilli, Ewa'' diyorum. Fernando duruma el koyuyor. ''Haklısın'' diyor, ''keşke sadece basın özgürlüğü olsa, herkesin ağzına geleni söylediği bir özgürlük istismarı var.''

Are, belli ki konuyu değiştirmek istiyor. Koluma dokunup ''Chacao'yu gördün mü?'' diye soruyor. ''Güzel yer, değil mi?''

Are'nin yuvarlak çerçeveli gözlükleri, seyrek sarışın sakalı, ve sürekli gülümseyen bir yüzü var. Ama ona otelimin kentin bu bölgesinde olduğunu söyleyince, sırtını sertçe dikiveriyor.

Chacao, Karakas'ı meydana getiren beş belediyeden biri, şehrin doğusunda. Karakas'ın en zengin, ve en güvenlikli yeri. Ben de güvenlik derdinden oteli burada seçtim. Sokaklar ışıklı, polis mevcut. Latin Amerika'nın en tehlikeli kentlerinden birinde, önemli bir faktör.

Hugo Chavez
Hugo Chavez'i hem çok güçlü, hem de çok tehlikeli görenler var

''Beş milyonu aşkın insan yaşıyor bu kentte diyor'' diyor Are. ''Chacao'nun nüfusu ise 100 bin kişi kadar. Ama Karakas'ın geri kalanını bir yutuşta satın alabilirler.''

Fernando, ''Üniversite tezini bu konuda yazdı da'' diye ekliyor karşıdan.

Oslo'dan gözlerini Karakas'ın eşitsizlikleri üzerine diken bir Norveçli... Are'nin anlamı eski Viking dilinde kartal demekmiş.

Are anlatıyor: Karakas'ta büyük şehir belediyesinin merkezi gücü neredeyse hiç kalmamış. Her bölge kendi bütçesini büyük oranda kendi elinde tutuyor. Bembeyaz villaların, golf sahalarının diyarı Chacao'da oturanlar, kendi okullarında okuyor, kendi özel hastanelerine gidiyor, kendi güvenlik güçlerince korunuyor.

Kaldırımları sokak satıcılarıyla dolu Karakas'ta Chacao'ya adım atttınız mı, geniş ve ferah yollarda bir vahada gibisiniz. Diğer kentlerde de mutena muhitlerle mutena olmayanlar vardır ama, Karakas'ta ikisi arasında hiçbir yumuşak geçiş yok gibi.

''Ama'' diyorum, ''Avrupa'da aynı farklar -daha az da olsa- var.''

Avrupa!!!... Bakışlarından yanlış bir laf ettiğim belli. Üçü de Avrupa Birliği'ne öylesine öfkeli ki. ''Sermayenin birliği'' diyor Ewa. Fernando başını sallıyor. ''Norveç'in bu haliyle AB'ye üye olmasını asla istemem'' diyor Are. ''Avrupa Birliği neo liberal politikaların esiri olmuş durumda, ve kimse kılını kıpırdatmıyor.''

Üçü de istedikleri dünya düzeni için kıvılcımın nihayet Venezuela'da Hugo Chavez tarafından yakıldığına kani. ''Devrim burada başladı, güç buldu, buradan yayılacak.''

Fernando zaten İspanyol, Karakas'ta dil derdi yok. İngilizcesi mükemmel. Ewa ve Are de su gibi İspanyolca ve İngilizce konuşuyor. Konuştukları dilleri Chavez hükümetinin dış dünyayla ilişkilerinde hizmetine sunuyor, Karakas'ta yeni kurulan devrimci üniversitede ders veriyorlar.

Peki başarılı olacaklarına inanıyorlar mı? Latin Amerika'dan birçok devrim gelip geçmedi mi?

''Venezuela'da yepyeni birşey yaratılıyor'' diyor Ewa, ''bunun bir benzeri yok. Eğer halkın katılımıyla daha güzel bir dünya mümkünse, burada mümkün.''

''Şu buluştuğumuz yere bak'' diye ekliyor, ''geçmişte buraya gelenler, şimdi bizi burada hayal edebilir miydi hiç?''

Fakat bir sonraki akşam, Venezuela'nın eski Birleşmiş Milletler elçisi Milos Alcaly ile görüşmeye gideceğim. Hugo Chavez'i hem çok güçlü, hem de çok tehlikeli görenler de var bu ülkede. Onun Chavez konusunda bana verdiği örnekler de Avrupa'dan olacak. Hitler, Stalin, Mussolini...

Eski elçi, ''Dünya bunu çok gördü'' diyor, ''Kimse aldanmasın.''

Fakat Venezuela'nın sokaklarında, giderek sönük kalan bir uyarı bu. Hele hele Cordon Bleu meyhanesinin uğultusunda, hiç duyulmuyor.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik