BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 03 Kasım, 2006 - TSİ 21:32
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
ABD siyasetinin cam duvarları

Salı günkü ABD Kongre ara seçimlerine rekor sayıda siyah aday giriyor.

Barack Obama taraftarları
Seçimde siyahlar da önemli görevlere aday

Valilik ve senatörlük gibi en prestijli makamlar için aday, altı Afrika kökenli Amerikalı var.

Hatta halen senatör olan demokrat partili siyasetçi Barack Obama'nın 2008'de başkanlığa aday olmasından söz edenler var...

Peki bu Amerikan siyaseti için gerçekten bir atılım mı?

Oğlumla New York'ta bir otobüsteyiz.

Manhattan'da ağır ağır ilerlerken, Sam bana dönüp: "Bak bu otobüste siyahlar var ama otobüsü kullanmıyorlar" diyor. "Eh, Elbette" diyorum, "Onlar da bizim gibi yolcu".

Beş yaşındaki Sam, benim cehaletim karşısında şaşırmış görünüyor. "Tüm siyahlar otobüs kullanmak ister. Okulda öğrendik biz." diyor.

Aslında o derste okudukları konu, yakınlarda ölen Amerika Birleşik Devletleri'nin en saygın yurttaşlık hakları savunucularından Rosa Parks imiş.

Rosa Parks, 1955'te Alabama'da ırk ayrımına tabi bir otobüsün arka tarafında oturmayı reddetmiş, bu hareketiyle güneydeki eyaletlerde siyahların haklarına kavuşması mücadelesini pekiştirmişti.

Rosa Parks
Rosa Parks hak hareketinin öncülerindendi

Ama otobüsü kullanmak istemesi gibi bir şey yoktu...

Olayın otobüs kullanma isteğine dayandığı fikri hoşuna gitmiş olacak ki, Sam herhangi bir ırkın bu onura kavuşmak için mücadele edebileceğini düşünüyor.

Çoktan çözülmüş olan bu tartışma, aslında korkunç bir buzdağının ucu.... Derinlerde ise ataları köle olanlarla diğerleri arasındaki mücadele sürüyor.

Oysa aradan geçen yıllarda ülkeye her türlü etnik ve kültürel geçmişten göçmen akınları oldu, çoğunluğu ülkede müreffeh bir yaşama kavuştu.

Ancak bu başarı öykülerinde siyah Amerikalılara pek fazla pay düşmüyor.

Onlar daha yoksul, daha az eğitimli; hapse girme riski en yüksek olan toplumsal kesim...

Buna getirilen bildik açıklama kölelik ile Rosa Parks gibilerin katkılarıyla ortadan kaldırdıkları kölelik sonrası baskı döneminin izleri...

Bu yıl alev alev yanan bir yaz günü Georgia eyaletindeki Atlanta'yı ziyaretimde de bu savın dile getirildiğine tanık oldum.

Bölgenin önde gelen siyah siyasetçilerinden frapan görünümlü Tyrone Brooks ile görüşmek üzere eyalet meclisindeydim.

Ortamda zamana uymayan tuhaf bir hava vardı. Eyalet meclisi, tabii, bir zamanlar beyazların iktidarının kalesiydi. Gösterişli salonları harikulade şekilde soğutuluyordu, genel kurul salonu koyu renk mobilyaları ile geçmiş zamanın güney mimarisinin şaşaasını yansıtıyordu.

Tyrone Brooks'un hala geçmişi deşmesine şaşmamalı...

Zira onunla görüşme talebimin nedeni Atlanta yakınlarında bundan 60 yıl önce yaşanan bir linç olayının yeniden canlandırıldığı bir etkinlik düzenlemesiydi.

"Neden olmasın ki?" dedi, "sonuçta işlenmiş bir cürüm var..."

"Biri hamile bir kadın olan dört siyah, bir grup beyaz tarafından öldürüldü. Üstelik cinayeti işleyenlerden hala sağ olanlar ve geç de olsa adalet önüne çıkarılabilecek olanlar var."

Brooks'un haklı olduğu bir nokta var. Ama öte yanda da siyahların yeni bir yüzyıla girmişken geçmişte olanları anmaya teşvik edilmesi ne fena, "sürekli kurban konumunda olmaktan söz edilecekse siyahların tarihini araştırmanın ne anlamı kalıyor" diyenler de var.

Özellikle Amerikalı siyah aydınlar arasında tartışılan bu konuya Salı günkü seçim de ilginç bir boyut katıyor.

Siyahlar yıllardır kongreye giriyorlar. Çoğunluğu, seçmenlerin büyük bölümünün siyah olduğu bölgeleri temsil ediyor.

Ancak valilik ya da senatörlük için eyalet genelinden destek kazanmak gerekiyor ve tüm eyaletlerde seçmenlerin çoğunluğu beyaz...

Yani destek kazanmak için linç olaylarını canlandırmanın dışında bir şeyler yapıyor olmak gerekiyor.

Bu yılki ara seçimde, eyalet ölçeğinde en itibarlı konumlar olan valilik ve senatörlüğe aday olan siyahların altısı da bu yıl seçilebilse, bu büyük bir atılım sayılabilir. Ama burada iki pürüz var.

Öncelikle altı siyah adaydan üçü Cumhuriyetçi ve bu yıl partileri için pek iyi geçmediğinden seçimi kaybedebilirler.

İkincisi, ki asıl ciddi sorunsa şu: Bazı siyah siyasetçiler kölelik ve ayrımcılık dönemlerini geride bırakabilmiş olsa da bunu pek çok beyaz aday için söylemek güç.

Barack Obama
Obama yıldızı parlayan bir siyasetçi

Bu yıl için kazanma şansı olan üç siyah adaydan biri, bu fırsata beyazların ırkçılığı nedeniyle muhtemelen kavuşamayacak.

Tennessee'den Demokrat senatör adayı Harold Ford aleyhinde yürütülen kampanyaya bir örnek şu televizyon reklamı:

Cumhuriyetçi ve beyaz rakibinin reklamı sonunda, güzel bir beyaz kadın kameraya göz kırpıp "Harold beni ara" diyor...

Geçmişte yaşanan linç vakalarının çoğunun gerekçesi, siyah erkeklerin beyaz kadınlarla samimiyet kurmasıydı. Yani reklam, linç güruhlarına sesleniyor...

Durum karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen bir yorumcu, ırk ayrımcılığının yaraları kapansa da kabuğu kaşıyıp koparmanın kolay olduğunu vurguluyor. Yani iki ileri, bir geri gidiliyor.

Harold Ford, Tennessee'de zafere ulaşırsa, muhtemelen önümüdeki haftalarda, geçmişin öcülerinin artık geçmişe karıştığına, sıranın siyah bir başkana geldiğine dair yorumlar işiteceğiz...

Şahsen ben bundan şüphe duyuyorum... Görüştüğüm siyah Amerikalıların büyük bölümü de geçmişin geçmişte kaldığına "henüz" pek inanmıyor.

Oğlum Sam bir gün bu ülkede yaşamayı seçerse, belki o 'asıl büyük otobüs'ün direksiyonuna geçecek bir siyah başkan için oy kullanabilir.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik