|
Fransa-Türkiye hattında gerilim | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İstanbul’un merkezi sayılan Taksim Meydanı’nın hemen yanıbaşındaki Fransız Kültür Derneği önünde polisler beklemede günlerdir.
Nedeni, haftaiçinde Fransız parlamentosunun Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasa teklifini kabulü. Türkiye’de bu nedenle günlerdir öylesine yaygın bir tepki var ki; polis yalnızca burada değil, Fransa’yı temsil eden tüm misyonların önünde güvenlik önlemleri almak durumunda kaldı. Hemen hemen tüm kentlerde, Fransa’yı protesto eden gösteriler yapılıyor. Gösterilerin düzenleyicileri çoğunlukla milliyetçi gruplar; ama, farklı siyasi görüşlerde olan pek çok kişi de bu tepkileri destekliyor. Bazıları da, tepkilerini ev ve işyerlerinin pencerelerine, balkonlarına bayraklar asarak gösteriyor. Türkiye’de faaliyet gösteren bazı Fransız firmaları da, Türk bayrakları asanlar arasında. Gösterilerde de, çoğunlukla bayraklar önde. Bazılarında, onlarca kişinin taşıdığı dev bayraklar kullanıldı. Fransa’ya tepkiler, yasanın kabul edildiği gün doruğa çıktı. Öyle ki, yasa teklifinin onaylandığı haberinden hemen sonra gelen romancı Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü aldığı haberi, basının ifadesiyle, “gölgede kaldı.” İstanbul’un en işlek caddelerinden Taksim’deki İstiklal Caddesi’nde yer alan sağlı-sollu kitapçı dükkanlarında konuştuğumuz okurların arasında, Pamuk’un ödülünden sevinç ve onur duyduğunu söyleyenler kadar, onun Ermeni soykırımı konusundaki sözleri nedeniyle ödüllendirildiğini ileri sürenler de vardı. Pamuk, geçen yıl İsviçre’de yayınlanan bir dergiye “Türkiye’de 1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü” dediği için yargılanmıştı. Sonuçta dava düştü, ama, ne Pamuk’un sözleri, ne de Ermeni soykırımı meselesi, gündemden düştü.
Düşmediği gibi, Pamuk’un yargılanmasına neden olan kanun nedeniyle başka yazarlar da yargılandığı için, hep gündemin en üst sıralarında yer aldı. Geçen haftalarda romancı Elif Şafak’ın yargılanması sırasında örneğin. Mahkeme binası önünde toplanan milliyetçi göstericilerin sloganları arasında, Şafak’ı Ermeni işbirlikçisi olmakla suçlayanlar da vardı. Aslında bu tür suçlamalar, toplumun hemen her kesiminde yaygın. Bunu, internetteki tartışma zeminlerinden, kahvehanelerdeki sohbetlere kadar pek çok yerde okumak, dinlemek, gözlemek mümkün. Hemen her kesimden siyasetçiler de, bu yoğun tepkinin yandaşları arasında. Meclis, haftabaşında Fransa’ya tepki gündemiyle toplanıyor. Fransa’nın sömürge döneminde bazı ülkelerde soykırım yaptığı yolunda yasa çıkarılmasını öneren milletvekilleri var. Meclis’ten bu konuda ne çıkacağını haftaya göreceğiz. Ama, bugünden görünen, Türkiye’de yaşayan Ermeniler dahil, büyük çoğunluğun Fransa’ya öfkeye varan tepki duyduğu. “Soykırım yapılmıştır” dediği için hapis cezası istemiyle yargılanan gazeteci Hrant Dink’ten, Türkiye Ermenileri Patriği 2. Mesrob’a, Hatay’daki son Ermeni köyü Vakıflı’da Türk bayraklarıyla gösteri yapanlara kadar pek çok Ermeni de, tepkilerini dile getirdi geçen hafta boyunca. Gazeteci Dink, Fransa’ya gidip, yasayı ihlal ederek tepkisini göstereceğini söylüyor. Bu yöntemi öneren pek çok akademisyen, sanatçı ve siyasetçi de var. Şu sıralarda sesleri en çok çıkanlar ise, Fransız mallarını boykotu savunanlar. Bunlarla birlikte çok farklı sesler de var. Biri de, geçen günlerde Meclis’te geldi: Bir milletvekili, Türkiye’de kaçak olarak çalıştığı ileri sürülen onbinlerce Ermeni’yi sınırdışı etmeyi önerdi. Bu öneri kabul görmüş değil. Ama, tepkilerin ulaşabildiği noktayı gösterebilmek için çarpıcı bir örnek olsa gerek. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||