BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 06 Ekim, 2006 - TSİ 16:19
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Kıyıya vuramayan milliyetçilik dalgası

Denize kıyısı bulunmayan bir ülkenin şöhretli bir donanmaya sahip olması yadırganabilir belki.

Bolivya Savunma Bakanlığı

Hele, büyük kentlerinin bir kısmı And dağlarının tepesinde, bir diğer kısmı çölün orta yerinde, bazıları Amazon ormanlarının yanı başında kalıyorsa.

Ama Bolivya'dan söz ediyorsak eğer, 180 yıllık tarihinde 190 askeri darbe yaşanmış bu ülkeye dair herşeyi olağan karşılayabiliyor insan.

Hem, ya günün birinde okyanusa yeniden kavuşacak olursa?

Bir zamanlar Deniz Kuvvetleri adıyla Silahlı Kuvvetler'in üçüncü bileşeni olan, seksenli yılların başındaki reformla Donanma olarak yeniden yapılandırılan bu birliğe bağlı askerlere ilk defa, Santa Cruz de la Sierra kentindeki tren garında rastlamıştım.

Suyun hayli uzağındaki bu yerde, normalde polis ya da jandarmanın alması gereken sorumluluğu yüklenmişlerdi.

Titicaca gölünde yeniden karşılaştığımızdaysa, o kadar şaşırdığımı söyleyemem.

Ne de olsa, teknelerin çalıştığı bir su kıyısındaydık. Dünyanın yüzülebilir en yüksek gölü olan Titicaca'nın bir tarafı Bolivya, diğeri Peru sınırında kalıyor.

Ama Peru tarafında, karadan bağlantısı olmasa da Bolivya'ya ait bir yarımada var ki, oraya kalkan motorların yanaştığı iskelede kimlik kontrolünü Donanma askerleri yapıyor yine.

Doğrusu, iskele civarını saran tarihi dekorla da gayet uyumlu bir etkinlik bu.

Pasifik Savaşları anısına dikilmiş bir anıtın yanı sıra, koca bir duvar yazısı göze çarpıyor: "Denize Ulaşın".

Bir zamanlar Yukarı Peru adıyla bilinen Bolivya bağımsız bir cumhuriyet olarak kurulduğunda, uzun bir de sahili vardı.

Bunu 1879-1883 yıllarındaki Pasifik Savaşları sonucu Şili'ye kaptırdı.

Bolivya o tarihten bu yana bitmek tükenmek bilmez bir çabayla Şili'den, suya çıkan bir koridor talep ediyor.

Che Guevera
Komşusu ise ısrarla reddediyor bunu.

Güney Amerika'nın en zengin yeraltı kaynaklarını barındırmasına karşın kıtanın en yoksul ülkesinin Bolivya olmasının temel sebeplerinden biri de bu durum yine, denize çıkış imkanı bulamamak.

Bolivya, tüm ısrarına karşın denize ulaşmayı başarabilmiş değil daha. Tüm bu serüvenin tek somut sonucuysa galiba, "denize ulaşmak" arzusunda ifadesini bulan bir milliyetçiliğin doğması oldu.

Tabii, ne kadar doğduysa artık. Çünkü nüfusunun yarısından fazlası Keçoa ve Aymara yerlilerinden oluşan ülkede, ulusal kimlik sorunları hala da aşılmış değil.

Beşyüz yıllık kolonyal devlet modelinin halen devam ettiğini savunan yerliler, iktidarı yakın zamana kadar ellerinde bulunduran beyazlardan söz ederken "İspanyollar" ifadesini yeğliyorlar genelde.

Ulusal marş ve bayrağının yanı sıra bir de resmi çiçeği bulunan ülkede, And dağlarında biten yeşil-sarı-kırmızı üç renkli Kantuta, "Farklılık içinde birlik" mottosuyla kurulmuş Bolivya'nın çok-kültürlü yapısını simgeliyor.

Ama gerçek hayattaki durumun pek de öyle olmadığı, yerlilerin hemen her zaman ikinci sınıf muamele gördükleri açık.

Diğer yandan, "İspanyollar" denenlerin de o kadar mutlu olduğu söylenemez herhalde.

Başkent La Paz'ın San Fransisco mahallesinde bir sanat müzesini gezerken, gördüğüm tablolardan birinin ressamının İspanyol olup olmadığını sorduğumda hafif sert bir yanıt almıştım, "Hayır, Bolivyalı".

Öğrenmeye çalıştığım şey başkaydı aslında. İtalya kökenli Fransiskenlerden değil, Peru Altkrallığı'na Sevilla'dan gelmiş ressamlardan biri olmalıydı o tablonun ressamı.

Bu açıklamam yeterli oldu elbette. Ilk başta aldığım tepkiyi ise o kadar haksız sayamam. Bolivya içinde yerlilere karşı bir ırkçılık var, ama bunun yanında bir diğer ırkçılık da var.

Bolivyalı yerliler

Tüm Bolivyalıların iyi niyetli ve sevimli, ama yetersiz ve beceriksiz koka köylüsü yerliler olduğuna dair örneğin benim yaşadığım Arjantin'de hayli yaygın olan kanının, bu And dağları ülkesinde pek de hoş karşılandığı söylenemez.

Bolivyalılar son seçimlerde, ülkenin ikinci kuruluşunu gerçekleştireceğini vaad eden sosyalist aday Evo Morales'i taşımışlardı başkanlık koltuğuna.

Koka çiftçisi olan Evo, son beş asırdır yalnızca beyazlar tarafından yönetilmiş bu ülkenin başına geçen ilk yerli. Ingilizce bilmiyor ama, Aymara ve Keçoa dillerini bilen ilk başkan olmasının yanı sıra sonradan öğrendiği İspanyolcayı da çok iyi konuşuyor.

Yeni ve gerçekten çok-kültürlü bir Bolivya yaratmak niyetindeki kurucu meclis çalışmaları ise geçtiğimiz ay başladı. Peki ya Donanma? İşin o kısmındaki gelişmeler de pek fena sayılmaz açıkçası.

Deniz kuvvetleri günün birinde sahiden de denize iner mi bilinmez ama, en azından, uzun zamandır aralarında diplomatik ilişki bulunmayan Şili ile Bolivya arasındaki buzlar şu son aylarda biraz erimiş gibi.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik