|
Bir yıl sonra Andican | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Şarkı bitti, sıcak havaya ağır bir sessizlik hakim oldu. Ardından ağlamalar başladı. Önce sessizce ve kesik kesik, sonra uzadı, ağıda döndü. Önümdeki iri yarı bir adam, yuvarlak yüzünü ellerinin arasına aldı, uzun uzun, vücudu sarsıla sarsıla ağladı. Saatlerdir, Özbek-Kırgız sınırından birkaç kilometre uzaklıktaki bir bahçede, elma ağaçlarının altında çay içiyorduk.
Gece boyunca, kendisinden Bahtiyar diye sözedilmesini isteyen bir adam, doğup büyüdüğü Andican'dan niçin kaçtığını anlattı bana. Sonra birlikte bir şarkı dinledik. Buradaki birçok Özbek göçmeninden defalarca duyduğum öyküyü anlatıyordu alçak, yumuşak sesli şarkıcı. "Andican'da katliam oldu." diye başlıyor şarkı ve devam ediyor: "Cumhurbaşkanının emiryle askerler Kalaşnikoflarını hamile kadınlara, çocuklara ateşlediler..." Bahtiyar, olayların olduğu yerdeydi. Şarkının ikinci dakikasında teybi durdurdu. Sakinleşip, yüzünü kaldırdığında, "aynen böyle oldu. Gördüğünüz en korkunç filmden de korkunçtu" dedi bana. Andican'da yüzlerce ceset gördüğünü anlattı, yalnızca tek bir okulda 700 ceset bulduklarını söyledi. Olayların üzerinden bir yılı aşkın zaman geçmesine rağmen, Bahtiyar'ın anlattıklarını doğrulamak mümkün değil.
Gözlemcilere izin yok Cumhurbaşkanı İslam Kerimof, Andican'daki gösterinin bir İslami ayaklanma girişimi olduğunu söylüyor. Uluslararası gözlemcilerin kenti ziyaret etmesine izin vermedi, olayların kendi anlattığı biçimde olmadığını düşünenlere pek az hoşgörü gösteriyor. Dinlediğimiz şarkıyı yazan tanınmış Özbek şarkıcısı Dadahon Hasanof, halen Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te yargılanıyor. Yöneltilen suçlama, ülke anayasasını baltalamak. Özbekistan'da, olaylarla bağlantılı görülen yüzlerce insan, köktendincilik ve terörizm suçu işledikleri gerekçesiyle hapse atıldı. Ve Bahtiyar gibi, onlarca, belki de yüzlerce eski Andicanlı, sınırın öte yakasında gizlenmekte. Ama artık burada bile kendilerini güven altında hissetmiyorlar. Ağustos ayında Kırgızistan, beş göçmeni Özbekistan'a iade etti. Özbek ve Kırgız güvenlik birimleri, 'ortak anti-terör harekatı' diye adlandırdıkları operasyon ardından göçmen iadesine gidilmiş. Operasyonun resmi amacı, aşırı İslamcıları devre dışı bırakmak olarak gösteriliyor. Kırgız-Özbek sınırı, Fergana vadisindeki elma bahçelerinin, pamuk tarlalarının ortasından uzanıp gidiyor.
Bu vadi, Orta Asya'nın tam anlamıyla kalbi. Yaz günlerinin sıcak, sisli günlerinde, yüksek dağlarla çevrili bu bölge, sessiz, uykulu bir görüntü sunuyor. Ama yoksul köyler arasından geöen yollarda bir sürü karakol var. Güvenlik önlemleri en yüksek düzeyde. Ve ziyaret ettiğim her evde korku ve öfke yüklü öyküler dinledim. Toz toprak içindeki sınır kasabası Karasu'da Reşad'la buluştum. Reşad, yörenin ünlü İmamı'nın oğlu. 'Hapishanede yaşıyoruz' Görüşmemizden bir gün önce, babası, Kırgız güvenlik güçlerince öldürülmüştü. Olay, bir terörle mücadele operasyonu olarak duyuruldu ama henüz İmam Kemalof'un herhangi bir kökten dinci gruba bağlı olduğu kanıtlanmış değil. Fergana Vadisinde, İmam Kemalof, çok sevilen bir kişiydi. Özbek asıllıydı ve Cumhurbaşkanı Kermof'u açıkça eleştirmekten kaçınmıyordu. "Babam doğruyu söylediği için öldü" diyor Reşad. Hükümet ise, kökten dinciliğin bu bölgede gerçekten bir tehlike olduğunu ve yaygınlaştığını gösteren açık işaretler bulunduğunu savunuyor. Sorulan soru ise, neden? Yetkililerin en çok hedef aldığı örgütlerden biri olan Hizb-ut Tahrir'in üyelerinden Eyüp Han, geniş evinde, bir tabak karpuz ikram ederken bana, bu sorunun yanıtını da veriyor.
Eyüp Han'ın örgütü, Orta Asya'da bir İslam devleti oluşturmak istiyor. Eyüp Han, bu fikrin giderek büyük destek topladığını, zira insanlara en çok ihtiyaç duydukları birşeyi, adalet sağlamayı vaddettiğini anlatıyor. "Bir hapishanede yaşıyoruz" diyor ve "insanların bu şekilde aşağılanması, devrime yolaçacak" diye ekliyor. Silahlar sustuktan sonra Birleşmiş Milletler, Andican'ın, Çin'in Tiananmen Alanındaki olaylardan bu yana tanık olunan, sivil göstericilere yönelik en büyük katliam olarak tanımladı. Ama bir yılı aşkın bir süre sonra bile, Andican'ın öyküsü henüz sona ermedi. Onlarca kişinin tutuklandığı, insanların düpedüz ortadan kaybolduğuna dair sonu gelmeyen öykülerin anlatıldığı ülkede, Cumhurbaşkanı Kerimof, kendisini eleştirenlere karşı yürüttüğü mücadeleyi Özbekistan sınırlarının ötelerine de taşımakta, Fergana Vadisinin tamamını bir korku sarmalına sürükler görünmekte. Bu öyle bir sarmal ki, iktidardakiler, artan halk hoşnutsuzluğundan korkar görünmekte ve bunu köktendincilik diye adlandırarak, bununla mücadele için, tehlike olarak gördükleri kesimler arasında daha fazla korku yaratmakta. Ama işte, asıl köktendincilik bu mücadeleden doğmakta. Kısır bir döngü bu. Bu döngü kırılırsa yayılacak öfkeye karşı konulamayabilir. Andicanlı göçmen Bahtiyar, "Kerimof çok fazla insanın hayatını yıktı" diyor. Belki de artık Bahtiyar'ın asıl kimliğini gizlemenin de bir anlamı kalkamış olabilir. O bahçede, elma ağacının altında sohbet ettiğimiz günden bir hafta sonra, Kırgız güvenlik birimlerinde alınıp götürüldüğünü söylediler bana. O zamandan beri de onu gören, duyan olmamış. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||