BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 24 Şubat, 2006 - TSİ 16:21
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Tiananmen Meydanı'ndan 2006'ya

Bir yıl kadar önceydi. Mesai saati bitmek üzereydi ve Pekin’de elçiliklerin bulunduğu bölgede her zaman olduğu gibi günlük alışveriş yapma ve çalışanların kafelerde oturma saati başlamıştı.

Pekin
Kaos yılları diye nitelenen dönem geride çok sayıda ayrılık, hapis, ölüm ve psikolojik sorunlar bıraktı

O sırada bir arkadaşım telefon ederek, Güney Kore Büyükelçiliği’ne bağlı binalardan birinin önünde polislerin toplandığını ve bir hareketlilik olduğunu söyledi. Olay yerine gittiğimde, diplomatik binanın bahçesinde, o anda Kuzey Koreli oldukları tahmin edilen ve daha sonra uyrukları teyit edilen üç kişinin ellerinde bıçakla polislerle pazarlık ettiklerini gördüm.

Polisler etraftaki kalabalığı elçilik binasından uzaklaştırmaya çalışırlarken, bir silah sesi duyuldu ve daha sonra o üç kişiden birinin yerde hareketsiz yattığını gördüm. Büyük olasılıkla kendilerine müdahale eden polislere bıçakla karşılık vermeye çalışmışlardı. Pekin’de ve Çin’in bazı şehirlerinde Kuzey Korelilerin zaman zaman tekrarladıkları iltica girişimlerinden biri bu kez kanlı bitmişti.

Bu olay beni o güne kadar Çin’de gördüğüm yoksulluk, doğal felaketler veya hastalık manzaralarından daha fazla etkiledi. Günlerce bir insanın sonu ölümle sonuçlanabilecek bir eyleme nasıl girişebileceğini düşündüm.

Çin’de tanıştığım insanların bir kısmından insanlık dramı diye nitelenebilecek öyküler dinledim. Bunların tamamına yakını Kültür Devrimi yıllarına ilişkindi. Artık resmen “kaos yılları” diye nitelenen dönem geride çok sayıda ayrılık, hapis, ölüm ve psikolojik sorunlar bırakmıştı.

Kitaplarından biri Türkçe’ye de çevrilen Alman gazeteci Eva Şiao, 80’li yaşların getirdiği tevekkülle “Bir devrim yapıldı, hapis falan bunlar normal şeyler” demişti. Eva ve Nazım Hikmet’in Jikond ile Siyao şiirinde söz ettiği Çinli eşi şair Şiao San, o dönemde 6 yıl hapis yatmışlardı.

Çinlilerin yüksek sesle dile getirmeseler de Kültür Devrimi’nden kendileri için gerekli olan dersi çıkardıklarını ve o döneme ilişkin tartışmaları günahları ve sevaplarıyla kapattıklarını söyleyebiliriz. Bu, son yıllarda büyük başarı sağlayan, o yılların görüntülerine yer vermese de fonda kendini hissettiren başarılı filmlerde de görülüyor.

Tiananmen Meydanı'ndaki protestolar
Tiananmen olaylarının nasıl başladığı, nasıl geliştiği ve bastırılma yöntemiyle ilgili tartışmalar bitmedi

Çin, 1989’da da Tiananmen Olayları diye anılan bir kaos yaşadı.

Bunu izleyen yıllarda bu olayların yıldönümü yaklaştığında yabancıların uydu antenle izleyebildikleri kanallarda olaylara ilişkin görüntüler hep sansürlenmeye çalışıldı.

Çinli yetkililer bunu, artık yeni bir neslin yetiştiği, ülkedeki koşulların değiştiği ve kanlı görüntüleri unutmak istedikleri şeklinde açıkladılar.

Ancak hafta içinde bu olayı hatırlatan bir gelişme yaşandı. 1989’daki eylemler sırasında tutuklanan Yu Dongyue, 17 yıl hapis yattıktan sonra serbest kaldı.

Batı basınındaki haberlere göre, gazetecinin babası Yu Yingkui, "Psikiyatrik sorunları var, pek konuşmuyor. Elbette geri dönüşünden memnunuz, şimdi hastalığını iyileştirmenin bir yolunu bulmalıyız" diye konuştu.

Sanat eleştirmeni ve gazeteci olan Yu Dongyue, Tiananmen'deki öğrenci gösterileri sırasında, 23 Mayıs 1989'da, iki arkadaşıyla birlikte Mao'nun dev portresine mürekkep atmak suçundan tutuklanmış, kanlı ayaklanmadan bir ay sonra da "devrim karşıtı propaganda ve sabotaj" suçundan 20 yıla mahkum olmuş, cezası 2000'de indirilmişti.

Yu ile birlikte mahkum edilen iki arkadaşından biri olan Lu Decheng'in 1998'de serbest kaldığı ve Tayland'a kaçtığı, diğer arkadaşı Yu Zhijian'ın ise 2000'de serbest bırakıldığı, ancak bir açlık grevine katıldığı gerekçesiyle kısa süre önce yeniden gözaltına alındığı belirtiliyor.

İnsan hakları kuruluşlarına göre, 39 yaşındaki Yu’nun bir kamu şirketinde, üniversitede, bir gazetede ya da yabancı bir şirkette çalışması, hatta gazetecilerle konuşması bile yasak.

Ancak, bu konuyla ilgili sohbet ettiğim bir Çinli dostumun, “Mao’nun resmine mürekkep dökmeye cesaret ediyorsa, 17 yıl hapsi zaten göze almıştır” şeklindeki sözleri anlamlıydı. Kendisi de bir basın kuruluşunda çalışan bu dostum, bu olaydaki, Batı basını tarafından öne çıkarılan “gazeteci” vurgusunu yanlış bulduğunu, olayın bir basın özgürlüğü konusu olmayıp, Çin ulusunun değerlerine yönelik saldırı niteliğindeki adli bir olay olduğunu ileri sürdü.

Çin makamları, 1989’da demokratik bir hareketin silahla bastırıldığı suçlamasına, olayın yabancı güçlerin planı olduğu iddiasıyla cevap verdiler ve eylemin liderlerinin yabancı elçilikler aracılığıyla yurtdışına kaçırılmasını buna kanıt olarak gösterdiler.

Aradan 17 yıl geçmesine rağmen Tiananmen olaylarının nasıl başladığı, nasıl geliştiği ve bastırılma yöntemiyle ilgili tartışmalar da, geride bıraktığı insanlık dramları da bitmedi.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik