|
'Beyrut barut fıçısı!' | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
"Danimarka konsolosluğu yakılırken, bizler de evlerimizden televizyondan olanları heyecanla, kızgınlıkla seyrettik."
"Konsolosluk yakılırken yanında da iki kilisenin yakıldığı haberleri gelince kızdık. Müslümanlar karikatürlere tepkilerini gösteriyorlar. Bunu anlıyoruz. Ama bu kadar şiddet dolu tepki gerekli miydi? Tepkinin başka yolu yok mu?" Bu sözleri büyük bir şaşkınlık ve korku içinde söylüyordu Beyrut'ta tanıdığım Hıristiyan ailenin genç kızı. Aynı sözleri Hıristiyan ev sahibim de farklı şekilde de olsa dile getiriyordu. İkisinden bizzat dinlediğim, ama Lübnan'ın bütün Hıristiyan kesiminde dile getirilen endişe belliydi. Ya bütün bu olanlar, karikatürlere gösterilen tepkiler, ülkedeki dinler arası çatışmayı yeniden tetiklerse! Lübnan farklı Evet dünyanın bir çok yerinde yapılan gösterilerden en farklı olanı Lübnan'da yaşandı karikatür krizi sırasında. Dünyanın bir çok ülkesinde Müslümanlar tepkilerini gösterirken, toplumun büyük çoğunluğu Müslüman olduğu için farklı endişeler duymaya belki gerek yoktu. Ama iş Beyrut'ta gelince farklıydı. Çünkü Beyrut başta olmak üzere Lübnan ve Lübnanlılar, dine ve mezhebe dayalı şiddeti, savaşı 17 yıl boyunca kendi topraklarında gözleri önünde yaşamıştı. Onun verdiği şiddet ve acılar daha yeni yeni külleniyordu. Ancak Refik Hariri suikastıyla başlayan, ardından bombalı suikastlarla gelişen, her gün tetiklenen mezhepler arası gerginlik, ülkede hemen yatıştırılmaya çalışılıyor.
Toplumun büyük kesimleri, mezhepler arası yaşanan acıları bildiği için, hemen birlik çağrısı yapıyor. Ancak karikatür krizinde yaşananlar, ilk defa ülkede iç savaştan sonra, Müslümanların kendi tavırlarını çok acık bir biçimde ortaya koymasının simgesi oldu. Danimarka konsolosluğunun bulunduğu bölge, Beyrut'ta Hıristiyan bölgesinde olunca, yaşanan şiddetten aynı yerde bulunan dükkanlar, bir kilise de payını aldı. Kontrol edilemeyen kalabalıklar bu kez farklıydı. Ülkedeki Hizbullah ya da emel örgütleri değildi gösteriyi organize eden. Bu kez protestonun arkasında, ülkedeki daha farklı ve aşırı Müslüman gruplar vardı. Hıristiyanlar kaygılı Bunlar arasındaki gençler, konsolosluk binasına giderken, bir yandan yol boyunda bulunan dükkanları taşladılar, camlarını kırdılar. Bu sırada bazıları da, Maruni kilisesini taşlıyordu. Gerçi hemen sonra Müslüman din adamları, olayların daha fazla büyümemesi için hemen kiliseye gidip Hıristiyan din adamlarıyla görüştü ama olan olmuştu. İşte bunlar olayları televizyondan seyreden, sokağa çıkamayan Hıristiyan kesimi, hem endişeye hem de kızgınlığa sevk etti. Hıristiyanların tepkilerinin belki de en doruk noktasını yakılan konsolosluk binasının önünden ayrılıp, Beyrut'ta Hıristiyanların yaşadığı en önemli yerlerden olan Sasine Meydanı'nda gördüm. Olay yerine giderken meydanda toplanan ve konsolosluk binasına hayli uzak olan yerde "niye bu kadar insan toplandığını" kendi kendime sormuştum. Olayın aslı dönerken anlaşıldı. Zırhlı kariyerlerin ve Lübnan ordusunun tam teçhizatlı askerlerinin arasından bir kaç genç caddeye fırlayarak bağırmaya başladı. Ortalık birden hareketlendi. Hemen askerler ve sivil güvenlik güçleri gençlerin peşinden koştu ve onları yakaladı. Kısa bir münakaşadan sonra gençler yeniden kalabalığın arasına girdiler. Yine de toplu olarak bağırıyorlardı. Kısaca Beyrut tam bir barut fıçısı üzerinde. Belki bütün dünyada karikatür krizinin yol açtığı olaylar durulacak ama Beyrut'ta bu olay, dolmak üzere olan bardağa bir damla daha ekledi. Hem de büyükçe bir damla. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||