|
Yoksullar bir şehri ele geçirirse | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yeryüzüne ve insanlığın geleceğine ilişkin sorular vardır kafanızda. Bu sorular o kadar kafanızı meşgul eder ki cevaplamak için, yeni yöntemler deneyen dünya halklarını ziyaret edersiniz. Venezuela’ya gelirken yaptığım buydu.
16. Uluslararası Gençlik Festivali bahane, ben CNN’in durmadan korkunç bir adam olarak gösterdiği, Beyaz Saray’dan yapılan açıklamalarda “çok ileri gitti” diye bahsedilen Chavez’i ve bu adamın yaptıklarını görmeye geldim. Elbette merak ettim, üniformalı bir adamın nasıl olup da devrimden, eşit paylaşımdan, yoksulların haklarından bahsettiğini ve elbette bunun samimi olup olmadığını. Çünkü bilirsiniz, Latin Amerika ve ordu deyince insanın aklına pek de iyi şeyler gelmez... Buraya gelmemin bahanesi olan festivalin açılışı töreni, tam da bu soruya uzun bir cevaptı. Devasa bir askeri alanda yapılan açılışta, “Askeriye’de dünyanın muhalif gençliği ne acayip duruyor” derken, askerlerin Che Guevara pankartlı ve oldukça “sivil” insanlarla yanyana yürüdüklerini gördüm. Bunu görüp “Belki askerliğin içeriği değişiyordur” derken tam, bütün bu devrimci kalabalığın ortasında bir askerin üstü tarafından yere çökerek yürümekle cezalandırıldığını gördüm. Tam da “Ordu değişmez, ne olsa militer mantık işte” derken, bir askerin beni çağırmasıyla irkilip askerin benden sadece sigara istediğini anlayınca rahatladım. “Tam ordu sivilleşmiş demek ki” derken, askerlerin devrim sloganları atan kalabalığı düzenli ve disiplinli tutmaya çalışmasına tanık oldum. Nihayet gördüm ki aslında bu çelişkili izlenimlerin hepsi aynı anda doğru. Venezüela tam da böyle süreçten geçiyor çünkü. Askerli ve devrimci bir demokrasi sürecinden. Venezuela’daki üst sınıfın ve üst sınıfın yönettiği büyük basının “diktatör” dediğine bakmayın, Chavez oyların yüzde altmışından fazlasını alarak seçilmiş ve durmadan katılımcı demokrasiden bahseden bir başkan. Üst ve üst orta sınıfın asabını bozan şey, Chavez’in politikalarını on yıllardır görmezden gelinen yoksulların üzerine kurması, orduyu yoksul halkın her anlamda hizmetine koşması. O, gettolara “Örgütlenin ve haklarınızı arayın” dediği için Venezüela basını için kötü adam. Çünkü bu ülkenin bilinçaltına kazılı bazı fotoğraflar var. 1989’u hatırlar mısın acaba? Caracas’ta gettolardan inen insanların alıveriş merkezlerini yağmaladığı o günü. Üst ve orta sınıf işte dev binalarla kaplı şehir merkezinin bu kez yoksulların düzenli orduları tarafından ele geçirilmesinden korkuyor. Hatta Caracas’ta hayat bu korkuyla biçimlenmiş, üst ve orta sınıf artık yoksulların yürüdüğü sokaklarda olmaktansa alışveriş merkezlerine sığınmayı tercih etmiş. Artık Latin Amerika’nın en büyük alışveriş merkezleri olan kale gibi binalarda yaşıyorlar. Ama zaten burada herkes bir şeyden korkuyor. İngilizce konuşan herkesi “gringo” sanan yoksullar da ABD’nin ülkeyi işgal edeceğini düşünüyor mesela. İngilizce konuştuğum için üç-beş kez CIA ajanı sanıldıktan ve açıkça bu soruyla karşılaştıktan sonra benim de sinirlerim bozulmadı değil. En son dün sordular mesela ve ben de cevapladım;“Tabii ben CIA’den geliyorum. Pentagon’a sizden selam söyleyeyim mi?” Yine de bu korkuyu anlamak mümkün. Caracas’ı çevreleyen heybetli dağlar uzaktan çok rengarenk görünen ama içeri girmesi çok tehlikeli olan, dışarı çıkması ise orada doğanlar için şimdiye kadar imkansız olmuş gettolarla kaplı. Şehir merkezi ise çok uluslu şirketlerin reklam panolarıyla örtülü gökdelenlerle. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanların o dağlardan çağlayanlar gibi aktığını düşünsenize. Chavez’e karşı yapılan darbe girişiminden sonra gerçekleşen dev gösteride de olan da buydu. Bir şarkı var o gün için yapılmış; “İniyorlar! İniyorlar! Dağlardan iniyorlar! Ve burada kalacaklar!” Bu adamın yaptığı ne peki? Aslında Caracaslı zenginlerin ve Washington’un tüylerini diken diken eden bir tek şey var. O da ülkenin petrol kaynaklarından elde edilen parayı yoksullar için sosyal programlara yatırmak. Budur yani, başka bir şey değil. Gettolarda misyonlar kuruluyor. Okuma-yazma için, ucuz gıda, parasız tıbbi yardım, iş edindirme programları, sosyal iyileştirmeyle aklınıza ilgili ne geliyorsa. Şehrin Che Guevara portreleri, özgüven ve coşku dolu sloganlarla kaplanmasının nedeni bu; Yoksullar ilk kez görünmeye ve konuşmaya başlıyor. Medya ise hala Chavez hakkında şöyle diyor:
Chavez yerli halkla siyah ırkın karışımından gelen Zambo ırkına ait ilk başkan. Üst ve orta sınıf bu “şoföre benzeyen” yüzle temsil edilmek istemiyor ve Chavez artık onların Miami’ye gittiklerinde eskisi kadar para harcamalarına izin vermiyor. Washington’ın ve IMF’nin asabının bozulması ise petrolle ilgili elbette. IMF petrolden gelen paranın sosyal programlara gitmesine, Washington ise petrolün Küba’ya gitmesine sinir oluyor. Oysa Chavez bunu, petrol karşılığı Küba’dan aldığı doktorlarla ülkedeki doktor açığını kapatmak için yapıyor. Ülkede yaptığı şeyi bütün Latin Amerika’da yapmaya çalışıyor. Dayanışmayla Latin Amerika’yı birleştirmeye çalışıyor ve Bush arka bahçesindeki bu örgütlenmeden hiç haz etmiyor. Bütün bu süreç, henüz kurumsallaşmamış bir tek adam süreci. Peki bu tek adam onlara ne ifade ediyor? Venezüela büyük oranda Katolik bir ülke. Ama şaman aromalı çok tanrılı yerli din Jaruba ile Katolik inancını oldukça matrak biçimde birleştirmişler. Eski tanrılarını, beyaz adamlar gibi resmedip Katolik azizler gibi giydirmişler mesela. Ya da bütün meslek gruplarını koruyan mit oluşturmuşlar. Gangsterleri koruyan azizleri bile var. Ama bunlar için ibadet ettikten sonra gidip Katolik kilisesinde günah çıkarıyorlar. Enteresan yani. Chavez ise bu inanç sistemi içinde bir “yerli İsa” gibi. Bütün kadınların ona aşık olması bir kenara dursun festivalin açılış gecesinde yaşanan şu sahne Chavez’in nasıl bir mit olduğunu açıklıyor. Bütün kortejlerden sonra alana giren yaşlı yerli kadınlar tiz sesleriyle şarkıya benzer bir dua okuyup dünya gençlerini tütsülerle kutsuyorlar. Duadan sonra sahneye çıkıp Chavez’e sarılıyorlar. Chavez kocaman ellerini kadınların omuzlarına koyuyor. Tıpkı İsa gibi onları kutsuyor. Chavez bu işte, yerli ve yoksul halka; şimdiye kadar Venezüela’nın kendi kendinden sakladığı “esmer” insanlara kurtuluşu vaad eden adam. O insanların kendi kendilerini kurtaracak güce sahip olduklarını söyleyen ve buna inandıran bir “otobüs şoförü”. Güney halklarını örgütlemek isteyen bir otobüs şoförü. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||