|
İspanyol olmak ne demek? | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İspanya'nın Bask bölgesi parlamentosu, Madrit hükümetiyle, Basklıların biri Bask bölgesine, biri İspanya'ya ait olmak üzere iki ayrı pasaporta sahip olabilmelerini öngören bir 'serbest ilişki' içinde olma planını benimseyeli beri, İspanya'da hararetli bir ulusal birlik tartışması koptu.
Bask bölgesel başbakanının adıyla anılan 'İbarretxe Planı', yasalaşmadan önce milletvekillerinin onayını alması gerektiğinden, şimdi ulusal parlamentonun gündemine gelecek. Planın geçmesi pek beklenmiyor, zira belli başlı İspanyol partileri planı anayasaya aykırı olarak niteliyorlar. Ama Bask Planı, İspanyol kimliği konusunda çok farklı görüşlere sahip halk arasında çok büyük bir etki yaratmışa benziyor. Arkadaşım Conchi'nin kızının odasından kulakları tırmalayan bir haykırış duyuldu. Conchi, birlikte kahve içmekte olduğumuz divandan fırladı, ağlama sesi kesilince ben de odaya yöneldim. Tepeleme yığılmış giysilerin ortasında Konçi'nin gayet kederli görünen kızı, "ne giyeceğime karar veremiyorum! Kim olduğumu bilemiyorum…" diye surat asmış oturuyordu. Teselli olsun diye, "Herkes bazen böyle duygular yaşar" dedim. Biz kimiz? Ama bunları söylerken aslında, genç Paloma'nın dediklerinin, tüm İspanya'yı ve İspanyolların duygularını özetlediğini düşünüyordum. İspanyol televizyonunda her gece, birbirinden aşırı makyajlı sunucular hep aynı soruyu tekrarlıyor: "Quienes Somos?" - "Biz kimiz?" İspanya'nın yarı-özerk 17 bölgesinde "Kendinizi ne derecede İspanyol hissediyorsunuz?" sorusu yöneltiliyor. Bütün bu sorulara yol açan ne peki? Davetli olduğunuz partiye ne giyeceğinizi bilememek değil, ulusal birlik konusunda yaşanan bunalım. İspanya parlamentosu Bask bölgesinin İspanya'dan ayrılma planını ele alacak yakında. Biraz daha bağımsızlık Bask bölgesinin İspanya'yla bir tür "serbest birlik" anlaşması içinde olması isteniyor, Porto Riko'yla Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişki gibi.
Bu öneri, İspanya'nın kimi diğer bölgelerinin de "biraz daha fazla bağımsızlık" talep etmelerine yol açtı. Ancak iktidardaki sosyalist hükümet, Bask Planı'nı, 'anti-İspanyol' olarak değerlendirerek, reddetti. İspanya, bölgeleri arasındaki farklılıkları bünyesinde rahatlıkla barındırabilen ve ulusal kimliğinden gurur duyan bir ülke mi? Yoksa merkezi hükümetin gölgesinden kurtulabilme gerilimini yaşayan, gönülsüzce biraraya gelmiş bölgelerden oluşan bir ulus mu? İspanya'ya ilk taşındığımda bu karmaşık yapıdan haberdar bile değildim. Kavurucu bir Ağustos günüydü. Dev İspanyol bayrağı Basklı bir gazeteci olan arkadaşım Mikel, arabasıyla Madrit'in belli başlı yörelerini yıldırım hızıyla gösteriyordu. "Şu bina Prado müzesi... Burası da Sol, daha sonra burada buluşup tapas yiyeceğiz." Yarım kulak dinliyordum Mikel'i, insanların hayatı dolu dolu yaşadığı İspanya gibi bir ülkede gazetecilik yapacak olmanın coşkusundan başka birşey düşünemiyordum. Birden Mikel 'Faşistler!' diye bağırdı, acımasızca beni düşlerimden çekip çıkararak. Arabasının penceresini açıp tükürdüğünü izledim büyük bir hayretle. "Görüyor musun şunu?" diyordu öfkeyle, o sırada geçmekte olduğumuz meydanda asılmış olan dev İspanyol bayrağını göstererek. "Ne büyük bir saldırganlık ve küstahlık!" diye bağırarak gaza bastı. Kırmızı-sarı çizgili bayrak, birçok İspanyola, General Francisco Franko'nun liderliği altındaki 40 yıllık askeri diktatörlüğü ve bir örnek, merkezileştirilmiş bir İspanya görüşünü zorla kabul ettirmiş olmasını anımsatıyor. Bu dönemde, Bask ve Katalonya dilleri yasaklanmış, hatta yerel futbol takımlarını tutmanın bile yanlış olduğu düşüncesi aşılanmıştı. Genç demokrasi Franko, başkent takımı Real Madrid'i o kadar çok tutuyordu ki, bugün bile birçok İspanyol, bu takımı 'rejimin takımı' diye adlandırır. İnsan unutuyor İspanyol demokrasisinin ne kadar genç olduğunu, bu tür öfkelerin ne derece derinden hala sürdüğünü... Ama Franko 1976 yılında ölmüştü. İspanyol demokrasisi genç olabilir ama, bir yeni yetme olduğu da söylenemez. O halde bu varoluşçuluk kaygısı neden kaynaklanıyor? Burada yaşamaya başlayınca genç kuşakların çetin sorular sorduklarını görüyorsunuz. Bunlar, demokratik bir İspanya'da doğup büyümüş olan gençler. Ve birey ya da belli bir bölgenin insanı olarak, kimi haklara sahip olduklarına, olmaları gerektiğine kuvvetle inanan insanlar. Daha geçen yıl, değişimin gerekliliği güçlü bir şekilde sergilenmişti İspanya'da. Madrit'te düzenlenen bir terör eyleminde tıka basa dolu 4 trene10 adet bomba yerleştirilmiş, 200'e yakın insan ölmüş, 1800 kişi yaralanmıştı. Birçok İspanyol, hükümetin, bu saldırıdan kimin sorumlu olduğu konusunda yalan söylediğine inanıyordu. Bombalamadan üç gün sonra ve ülke hala yas tutmaktayken yapılan seçimlerde, İspanya halkı, yeni bir gelecek için köklü bir değişiklik yönünde oy kullandı. Avrupa kimliği Önceki sekiz yıl boyunca iktidarda olan muhafazakar, Katolik ve merkezi hükümetlerden çok farklı olarak, İspanya'nın yeni sosyalist hükümeti, çoğulculuk, bölgesel farklılıklara açıklık sözü veriyor; eşcinsellerin evliliğini yasallaştırmayı, boşanma ve kürtaj yasalarını yumuşatmayı önererek Kiliseyi karşısına alıyordu. Acaba İspanya'nın muhafazakar Katolik bir ülke olmaktan, Akdeniz'in İsveç'i haline dönüştürülmesi, biraz fazla hızlı mıydı diye düşünüyorum. İspanyolların çoğu, böylesine bir imaj değişikliği planlamıyordu. İnanılmaz değişiklikler, akıllarını başlarından almış gibiydi. İspanya'nın değişik yörelerinde gezerken çeşitli kişilere 'İspanyol olmanın ne demek olduğunu' sordum. Henüz aynı cevabı iki kişiden duyabilmiş değilim. Birçok İspanyol ortak bir Avrupa kimliğine sığınmakta buluyor çareyi. Kamuoyu yoklamaları, İspanya'nın Avrupa'ya en çok inanan ülke olduğunu gösteriyor. Nedenini anlamak çok zor değil. İspanya'daki otoyolların yaklaşık yarısı, Avrupa Birliği parasıyla inşa edilmiş.
İspanya, gelecek ay Avrupa Birliği Anayasası için halkoylamasına gitmeye hazırlanırken, Avrupa Birliği'nin egemenliği her yerde hissediliyor. Bir kez daha, bu mesajı yayma görevini, İspanyol futbolu üstlenmiş gibi. Real Madrid ile başkentli rakibi Atletico arasındaki gayet önemli maç başlarken, benimle birlikte 70 Bin diğer futbolsever, 22 futbolcunun sahaya çıkmasını beklerken, 25 okul öğrencisinin Avrupa Birliği üyelerinin bayraklarını taşıyarak sahada uygun adım ilerlemelerini büyük bir hayretle izledi. Bu da yetmedi. Maç başladığında uğuldayan ve tepeden tırnağa takımlarının renklerini taşıyan İspanyol seyircilerin, stadda dağıtılmış olan Avrupa Birliği Anayasası kitapçıklarını çoşkuyla havada salladıklarını görmek, inanılır gibi değildi... Gelişmeleri dünyanın dört bir yanındaki gazetecilerin izlenimleri ile aktardığımız Dünyaya Açılan Pencere programını, her hafta Pazar günleri, TSİ 11.00 ve TSİ 18.00'deki radyo yayınlarımızda dinleyebilirsiniz. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||