BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 10 Ocak, 2005 - TSİ 22:11
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
'Güney Asya felaketi' İsveç’i sarstı

Güneş ve deniz hasreti çeken İsveçliler için Tayland rüyalar ülkesi.

Aile bireylerini kurtarmak için dev dalgalara koşan İsveçli

Gidip gelenlerin ''cennet'' diye anlattıkları bir yer. İsveçli’nin Tayland’ı böyle anlatması çok doğal çünkü kendi ülkesi soğuk ve karanlık.

Hele Noel sırasında bulutlar altında bir kasvet diyarı. Doğanın bu adaletsizliğine karşı İsveçliler de uçaklara doluşup Tayland’a uçuyorlar.

Tayland’a bir kez gitmiş olan çocuklar her Noel’de yani o kasvetli kışın ortasında gene Tayland’a gitmek istiyorlar.

Tayland, böyle böyle zaman içinde İsveçliler’in en gözde tatil beldesi haline geldi.

Felaket sırasında da tatil yörelerinde 20 bin dolayında İsveçli vardı. Ama bu kez doğa adaletsizliğini başka türlü gösterdi. İsveç’in soğuk ve karanlığından kaçan İsveçliler, tsunami denen dev dalgaların kurbanı oldular.

Kesin olmamakla birlikte 1900 dolayında İsveçli kayıp. Bunlardan 1200’ünün turistik gezi amacıyla Asya ülkelerinde bulunma olasılığından söz ediliyor ama 700 dolayında İsveçli’nin tsunami kurbanı olduklarına kesin gözüyle bakılıyor.

Çok sayıda İsveçli’nin yaşamını yitirmesi ülkede derin şok yaratırken, tsunami çarpmışa dönen yöneticiler iki hafta boyunca hata üstüne hata yaptılar.

Hatalar zinciri felaket haberi gelmesine rağmen hükümet ve resmi kurumların tepkisiz kalmasıyla başladı. Üstelik dışişleri bakanlığı sözcüsü depremden 7-8 saat sonra İsveçliler arasında can kaybı olmadığının öğrenildiğini açıklayarak herkesi yanılttı.

Dışişleri bakanı da pazar akşamı televizyon ekranlarında felaketin ürkütücü görüntüleri gösterilirken eşiyle tiyatroya gitti.

Başbakan ile dışişleri bakanı felaket hakkında ilk kez ertesi günü başbakanlıkta konuştular. Yani olaydan tam 36 saat sonra. Ama bundan bir şey çıkmadı. Üstelik Bangkok büyükelçisinden acil yardım gerektiği yolunda faks gelmesine rağmen.

Törenle karşılanan bir felaketzede cesedi

Pazartesi akşamı felaketzedelerin feryatları, yetkililerin ilgisizliğine isyanları TV ekranlarına yansıyıncaya kadar hükümet her nedense duyarsız kaldı. Hatta çok sayıda doktor ve hastabakıcının gönüllü olarak felaket bölgesine gitmek için yaptıkları başvuru da reddedildi.

Ama salı günü gazeteler, felaketzedelerin durumunu fotoğraflarıyla sergileyince dışişleri bakanı vaziyeti kurtarmak için olsa gerek hemen Tayland’a uçtu.

Tabii Stockholm’de bunlar olurken, Tayland’da büyükelçilikten yardım isteyenlerin nasıl karşılandıkları da bir başka skandal.

Bütün eşyalarını, paralarını yitirmiş ama normal uçak seferleriyle hemen İsveç’e dönmek isteyen vatandaşlarına büyükelçilik büyük kavgalardan sonra ancak borç belgesi imzalatarak bilet aldı. Bilet paraları İsveç’te ödenmek üzere üstelik yüzde 10 zamlı olarak.

Aksaklılar daha sonra ölü ve yaralı sayısının saptanıp kamuoyuna açıklanma sürecinde başgösterdi. Kendilerinden haber alınamayanların sayısı önce 1500 dolayındaydı. Bu sayı daha sonra yükseldi.

İsveç'te yarıya indirilmiş bayraklar

Ama kimlikler açıklanmadı. Başbakan, açıklanması halinde hırsızların bu kişilerin evlerini talan edebileceğinden çekindikleri için kimlik açıklanmadığını öne sürdü. Yorumculara göre ise hükümet listelerde de hatalı düzenlenmiş olması endişesiyle dolayı suskun kalmayı tercih etti.

Başbakan sonunda elindeki kayıp listesini emniyet müdürüne teslim ederek, sorumluluğu üzerinden attı.

Emniyet müdürü de ilk basın toplantısında kurbanların yakınlarının medya mensuplarının hücumuna uğramaması için isimlerin saklı tutulacağını açıkladı.

Tabii bu kadar olaydan sonra siyasi zeminde artçı sarsıntılar sürmekte:
Hükümet felaket karşısında nasıl harekete geçti? Hatalar yaptı mı? Bu sorulara yanıt aranıyor.

Kamuoyuna göre hükümet çok hata yaptı. Başbakan’ın buna yanıtı ise şöyle: ''Her şeyi doğru yaptığımızı iddia etmiyoruz. Ama her şeyi de yanlış yapmadık.''

Hükümetlerini eleştiren Norveçlilerle, Finlandiyalılara bakarsanız İsveç, dışişlerini bakanını Tayland’a göndererek felakete uğrayan vatandaşlarına örnek olacak şekilde sahip çıktı.

Oysa her iki ülke de Tayland’daki vatandaşlarını almak için İsveç’ten önce uçak göndermişti.

İsveçliler kendi hükümetlerine isyan ederken komşu ülkelerden methiye gelmesi işin paradoksal yanı.

Başbakan Göran Persson, insan psikolojisini iyi biliyor olmalı ki, ilk uçakla dışişleri bakanını Tayland’a gönderdi, ilk gelen cenazeleri de gece yarısından sonra havaalanında karşıladı.

Yılbaşı gecesi havai fişek atılıp sevinçli gösteriler yapılmamasını da rica ederek ilk hatalardan sonra 'ulusun babası' rolünü üstleniverdi.

Havaalanında tabutlar

Kendisi ulusun babası rolünü üslenirken, felaket uğrayan ülkelere yaklaşık 50 milyon euro yardımla İsveç halkının acıyı paylaşan, yardımsever ruhunu okşadı.

Kofi Annan’ın bu yardım üzerine Jakarta’da İsveç’i övmesiyle İsveçlilerin üstünlük duygularına da selam gönderilmiş oldu.

Tabii gene de ilk günlerde hükümetin gecikme nedenlerinin araştırılması için bir komisyon kurulacak. Kurulacak da, iktidarla, muhalefet komisyona kimin gireceği konusunda anlaşamıyorlar. Herkes komisyonu kendi meşrebine göre birinin yönetmesini istiyor.

Bu arada başbakan önümüzdeki günlerde Güney Asya’ya gidip felakette bunca can kaybına uğrayan İsveç’in başka ulusların da acısını paylaştığını, yaraların sarılmasına yardım ettiğini gösterince ülkede yelkenler suya inecektir.

Politika sanatından bu gibi manevraları anlamak gerekiyor herhalde. Politikacının başarılısı da yenik durumdan üstün duruma geçen olsa gerek.

Hiç değilse günümüzde.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik