|
Maocular'ın 'psikolojik' ablukası | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Salı günü Katmandu'nun dışına çıktım. Kenti çevreleyen dağlar, gözüme her zamankinden heybetli göründü.
Birden başkenti ablukaya almanın ne kadar kolay olduğunu düşündüm: Dış dünyaya bağlantısı iki karayolundan ibaretti. Birisi Hindistan'a, diğeri Tibet'e gidiyordu. Ama artık sona eren sözde abluka, yollara barikatlar kurulmadan yapıldı. Maocular seyahatleri şiddet tehdidiyle engelledi. Dünyanın bu en yoksul ülkelerinden birinde uzun süredir kırsal kesime hakim olan gerillalar, dikkatlerini nispeten zengin olan başkente çevirdi. Ordunun yerel liderlerinden birini öldürmesine öfkelenmiş, bu ölüm ve diğerleri konusunda en azından bir soruşturma açılmasını talep ediyorlardı. Bir Maocu, "kentsel ayaklanma" başlatmayı amaçladıklarını da söyledi. Katmandu'nun merkezine 12 kilometre uzaklıktaki Nag-dunga'da ablukanın etkileri görülmeye başlanmıştı. Şekerleme ve ilaç satan bir kadın, satışların yarı yarıya azaldığını söyledi. Bir diğeri, vadi dışından gelen domateslerin fiyatının bir haftada ikiye katlandığını anlattı. Ama yedinci gününe giren ablukada, sızıntılar vardı. Yavaş akan, ama bariz bir trafik görülüyordu yolda. Yolu denetleyen askerler, trafiğin ablukanın ilk gününe göre beş kat arttığını söylüyordu. Genç çiftçi Deepak Maharjan, kamyonu tavuk yemiyle dolu, ovadan dönüyordu. Vadide fiyatı yüzde 50 fırlayan yemi oradan ucuza almıştı. Dönüş yolunda "biraz, çok az" korktuğunu itiraf ediyordu. Ama ordunun ekstra yardım önerisine aslında gerek olmadığını, çünkü yolda zaten pekçok karakol noktası olduğunu anlattı. "Maocuları bir kere bile görmedim," dedi, "Bu olsa olsa zihinsel bir abluka." Gerçekten de buradaki bazı gazetelerle internet siteleri eylem boyunca "abluka" sözcüğünü tırnak içinde kullandı. Maocuların insanları sindirmek için kullandığı tek yöntem (bugüne dek defalarca deneyip başarılı olduğunu bildikleri) şiddet tehdidiydi. Ve çoğu sindi. Yükselen fiyatlar ve uzun mesafe otobüs seferlerinin iptal edilmesi, yoksulları hemen etkiledi.
Ama Katmandu'ya gezmeye giden birisi, anormal birşeyler olduğunu anlayamazdı. Kentte her zamanki hengame sürüyordu. İnsanlar dükkanlarda, pazarlarda üst üste yığılmış tatlı misket limonları, elmalar ve muzlar, bamyalar ve kişniş otu için pazarlık yapıyordu. Hal böyle olunca, Nepalliler olayları hayli abartarak verdiğini söyledikleri yabancı basını kâh şaşarak, kâh eğlenerek izledi. Hindistan medyasına özellikle öfkelendiler. Katmandu basınına göre Hindistan'da yayın yapan bir televizyon kanalı şunları söylemişti: "Maocular Katmandu'yu ülkenin diğer bölgelerine bağlayan iki ana yolu ele geçirdi. Katmandu'da durum ciddi. Kentin içinde bile insanlar evlerinden çıkmaya korkuyor. Gıda stokları azalıyor, temel gıda maddelerinin fiyatı fırladı." Tam olarak doğrulanamasa da, Hindistan'ın Katmandu'ya havadan yiyecek paketleri atacağı haberleri de yine aynı şekilde hayretle karşılandı. Abluka bittikten sonra bakıldığında, olanlar insana neredeyse komik geliyor. Ama bu ekonomik ablukanın karanlık bir tarafı olduğu da yadsınamaz. Kentte iki kişi vurularak öldürüldü. Saldırının Maocular tarafından, ablukanın bozulmamasına yönelik bir uyarı olarak düzenlendiği sanılıyor. Kent dışındaki bir silahlı çatışmada da en az altı kişi öldü. Maocular bu sefer, baskı yöntemlerinin halkta yarattığı tepkinin farkına vardıkları için çekildi. Ama korku salarak, ekonomik hayatı ciddi biçimde sekteye uğratabileceklerini de gördüler. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||