BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 19 Haziran, 2004 - TSİ 18:38
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Uganda'da kayıp çocuklara ulaşma çabası

Stüdyonun dışındaki titrek kırmızı lamba şöyle bir yandı, söndü ve sonunda "yayında" sözcüğü belirdi.

Uganda'da boşaltılan köylerden götürülen çocuklar
Uganda hükümeti Tanrı'nın Direnişi Ordusu'na karşı mücadelesinde başarılı olduğunu iddia ediyor

Bu sözcüğü birisi keçeli kalemle yazmıştı kırmızı ampule. Radyo Wau'da pek de ileri teknoloji yok. Ses yalıtımı, maviye boyanıp tavana yapıştırılmış eski yumurta kutularından oluşuyor.

Stüdyoya girerken yerdeki bir kabloya takılıyor ayağım, bütün yayın birden kesiliveriyor. Sunucu J.J.Kakaba, hemen kendisini yere atıyor ve çıkan fişi yeniden prize takarak yayını yeniden başlatıyor.

Kapının hemen dışında, savaş içinde olan Kuzey Uganda uzanıyor. Tanrı'nın Direniş Ordusu'nun gölgesinde, dehşet içinde yaşayan bir kentteyiz.

Bu ordu, kaçırılan çocuklardan oluşuyor. Burada geceleri sokaklar bomboş, herkesin kulağı olağanın dışında bir ses çıkacak mı diye, dikili bekliyor.

Ama bu binanın içinde, nedense, kendi vatanımızda gibiyiz. Radyoculuk yapan herkesin kolayca ayırd edebileceği bir tip JJ Kakaba. Spor ayakakkabısı ve t-shirt giyen, ufak tefek, güçlü, çevik bir adam. Otoriteye de, sağlıklı bir nefret besliyor.

Stüdyosu bir sürü yüksek rütbeli subayla ve ordu komutanlarıyla dolu ama mikrofonun sahibi olan J.J, stüdyonun kontrolünü de elinde tutuyor. "Yalnız 6 kişi" diyor sert şekilde, "en fazla 6 kişiye izin var stüdyoda!". Konuklar birbirine bakıyor, bir subay sessizce yerinden kalkıyor ve utangaç tavırla ortadan çekiliyor.

Biraz sonra televizyon çağında radyonun sahip olduğu güce tanık olacağız. Son birkaç yıldır dünyanın misafirden hiç hoşlanmayan yörelerinde bile, uydular sayesinde televizyonun yayılmasına tanık oldum.

Döküntü haldeki, akar suyun bile olmadığı, temiz çarşaf bulunmayan, hamam böceklerinin kol gezdiği otellerde bile, uydu televizyonu bulabiliyorsunuz. Yatağınıza uzanıp, bir yandan otelde çıkan yemeğin zararlı olup olmadığına karar vermeye çalışırken, bir yandan da Fransız yarışma programlarından, Alman yapımı yabani doğa programlarına ve Irak'taki son gelişmelere kadar her türlü televizyon yayını, soluk aldırmayacak kadar sıcak ve aynı zamanda kirli, loş odanızı renklendirebilir.

Ancak az sonra Radyo Wau'da göreceğimiz gibi, radyo yayınlarının ulaşabileceği ve dünyanın geri kalanından tamamen kopuk haldeki yerler de var. Stüdyoda iki genç konuk var: Charles Ajok ve Lucy Adong.

Köylü Tanrı'nın Direnişi Ordusu'nun katliamını anlatıyor
Tanrı'nın Direnişi Ordusu Uganda'da pek çok katliam gerçekleştirdi

Charles 12 yaşında ama çok daha küçük gösteriyor. Ufak tefek, çocukluğundan beri kötü beslenmenin etkilerini yansıtan geniş bir göğsü ve upuzun incecik bacakları var. Lucy ise, 22 yaşında ve hamile. Birkaç hafta öncesine dek, ikisi de Tanrı'nın Direniş Ordusu'ndaki isyancı militanlardandı.

Pop müzik çalarken, Charles ve Lucy, mikrofonda konuşma sırasının kendilerine gelmesini bekliyorlar. Karşılaştıkları zulüm eylemleri gözümde canlandırmaya çalışarak izliyorum onları.

Charles, kendisinin, diğer çocukları dövmeye zorlandığını anlatıyor. Lucy ise, seks esiri olarak alınmış orduya. Ordudayken bir çocuk doğurmuş ama bebek ölmüş. Yakında doğuracağı ikinci çocuğunun babası olan isyancı güçlerin komutanı ise cephede ölmüş.

Bu veriler, gerçekler belki kupkuru ama, acaba gençler bu zulümlerin etkilerinden hiç kurtulabilecek mi?

JJ Kakaba, müziği yavaşta bitirirken, Radyo Wau'nun cingılı çalıyor. Sonra sıra Charles'a geliyor. Konuşmaya başlıyor Charles, soru sorulmasına gerek kalmaksızın. Tiz sesiyle, kendi öyküsünü anlatmaya başlıyor. O anlatırken, ben gözlerimi kapatıyorum. Gözümün önünde, o küçük sesin, radyo frekanslarıyla, sessiz köyleri aşıp karanlık, uzak yörelere, asıl hedef alınan ve isyancıların gizlendikleri noktalara erişmesini canlandırıyorum.

İsyancı komutanların bir ateşin başında radyosunu karıştırdığını, o sırada belki de, Charles'dan da küçük bir kız çocuğun, komutanın yemeğini hazırlamakta olduğunu düşlüyorum. Kız çocuk radyodaki sesi daha iyi işitmeye çalışıyor, tanıdık geliyor bu ses ona. Birden bu sesin, kendisine ölmüş olduğunu söylenen arkadaşı Charles'a ait olduğunu kavrıyor. Charles, ona, eve dönmesini söylüyor. Korkmamasını söylüyor, yaşamın güzel olduğunu anlatıyor. Bunlar doğru olabilir mi?

Bu kız çocuğu ve diğer çocuklar, geriye dönemeyecek kadar çok sayıda suç işlediklerini düşünüyorlar. Ama işte radyoda konuşan Charles, ona, ailelerinin beklediğini söylüyor. Kendilerini sıcak bir şekilde karşılayacaklarını, eve dönmenin iyi birşey olduğunu anlatıyor.

Radyo Wau'nun yayınına katılan çocuklar, her hafta, uzaklarda gizlenen arkadaşlarına "geri gelin, dönün yanımıza" diye çağrıda bulunuyorlar. Tabii tehlikeler yok değil. Bir çocuk radyo dinlerken yakalanırsa hemen öldürülebilir. Bu gece Charles'ın mesajını kimlerin duymuş olabileceğini düşünüyorum.

Bu mesaj biraz olsun umut verebildi mi? Kaçmaya çalışmak için bazılarını yüreklendirdi mi? Saatin yelkovanı saat başına ulaşırken, Charles ve Lucy, kısa bir holgeldiniz şarkısı söylüyorlar. Stüdyo dışındaki kırmızı ışık sönüyor. Stüdyoda bir anlık bir sesssizlik oluyor.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik