|
Türban bandanaya karşı | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Fransa’da türban yasağı getiren yasa ile Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği arasındaki ilişkiye kültürler çatışması ya da uygarlıklar uzlaşması açısından yanıtlar vermek mümkün. Biz bu boyutu işin ehline bırakıp, olaya başka bir açıdan yaklaşmak istiyoruz.
AB’ne üye hemen tüm ülke hükümetleri, üyelik müzakereleri açılması hususunda en azından Erdoğan hükümetinin çabalarından övgüyle söz ediyor, Fransa’nın bu işe mesafeli durması "kuşku" uyandırıyor. Bir çokları bu ikircikli tutumu 13 Haziran Avrupa Parlamentosu seçimleri ile açıklıyor ki, bu değerlendirme hayli tartışmalı görünüyor. Gerçi, Fransa’nın, bir tür “seçim makinesi” gözüyle bakılan 35-40 yıllık politikacısı Jacques Chirac’ın tüm kararlarını iç politika hesaplarına göre aldığını bir çok yorumcu paylaşmıyor değil. Bu yorumlardan yola çıkan « iyimserler » 13 Haziran seçimleri sonrası herşeyin Ankara’nın istediği yönde gelişeceğine inanıyor. Ama bu tür yorumlar, bir yandan da, Türban yasasının henüz Ulusal Meclis’e sevkedilmediği, Bernard Stasi başkanlığında 20 kişilik akîl adamlar komisyonunun, ünlü raporunu henüz devlet başkanına sunmadığı günlerde yapılan değerlendirmeleri hatırlattı. Yorumlar, o zaman da Jacques Chirac’ın kendi atadığı içişleri bakanı Nicolas Sarkozy’yi yıpratma amacıyla bu konuyu gündeme getirdiğini söylüyordu. Macar göçmeni bir ailenin çocuğu, Nicolas Sarkozy’nin yüzlerce Fransa Müslümanı'nın bulunduğu bir toplantıda, türban yasağı getirecek bir yasa çıkarılmayacağına dair taahhüttte bulunduğu bir gerçek. Ama kendisine isyan eder konumdaki Sarkozy’yi, zor duruma düşürmek için, Chirac’in yasakçı yasaya evet dediği doğru değil. Sarkozy, « terfîen » ekonomi bakanlığına getirilirken, eski Fransız soylusu bir ailenin çocuğu, Dominique de Villepin dışişlerinden içişlerine kaydırıldı. Milli Eğitim Bakanı Luc Ferry, felsefe profesörlüğü görevine iade edildi, yerine çekirdekten yetişme politikacı François Fillon atandı. Üçüncü Raffarin hükümeti işbaşı yapalı daha üç hafta dolmadan, François Fillon, esas amacı devlete ait orta öğrenim kurumlarında türbanı yasaklamak olan yeni "laiklik yasası"nın ne şekilde uygulanacağına dair yönetmelik taslağını açıklayınca bir süredir durulmuş gözüken sular, yeniden hareketlendi. Önce, yapılan bir maddi hata yüzünden "geçersiz" bir yönetmelik taslağı metni kamuoyuna istemeden açıklandı. Medyaya yanlışlıkla aktarılan bu taslakta türban yasağına karşı, bandananın serbest bırakılacağı yazılıydı. Bu ilk metne bakılacak olursa, yasanın yasaklı kıldığı dinsel tesettür amaçlı başörtüsü gidiyor, yerini tesettür-dışı amaçlı bandana alıyordu. Daha sonra yanlış metnin yerine doğrusu açıklandı... Ama gel gelelim, bu metin işleri kolaylaştıracağına daha zorlaştırıyor. Dinsel simge türban yasaklanırken, geleneksel kıyafetlere izin verileceği söyleniyor ikinci taslakta... Yönetmelik bu şekliyle yayınlanırsa, bandana ya da türbanın kaç santimetrekareye kadar töre, kaç santimetrekareden itibaren dinsel simge olacağı tartışması başlayacak ki, böylesi bir tartışmadan yargı erkinin bile yara almadan çıkabileceği son derece kuşkulu. Bütün bunlardan alınacak ders, "iç politika kavgasıdır, gelir geçer" denerek Fransa’da olup bitenlerin hafife alınmamaması gerektiği! |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||