BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 15 Şubat, 2004 - TSİ 15:13
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Türk kahvesi mi, Yunan kahvesi mi?

Kıbrıs müzakerelerinin tarihine geçecek ve çözüm çabalarının kaderini belirleyecek görüşmeler geçen hafta New York’ta yapılırken, bir yandan perde arkasında kıran kırana pazarlıklar yapıldı, diğer yandan da eşine ender rastlanan manzaralar ortaya çıktı.

Rauf Denktaş, Kofi Annan ve Tassos Papadopulos

Kuzey Kıbrıs’ta Aralık ayındaki seçimlerin ardından kurulan koalisyon hükümetinin başbakanı olan Mehmet Ali Talat da, ilk kez Rum tarafı ve BM Genel Sekreteri Annan ile doğrudan müzakere masasına oturdu ve Rauf Denktaş’ın görüşme heyetine katılan ilk başbakan oldu.

Görüşmenin başlangıcında Denktaş, Talat’ı Papadopulos’la tanıştırdı. Aynı şekilde başbakan yardımcısı Serdar Denktaş da babasıyla birlikte ilk kez bakan olarak müzakereye katıldı ve ardından heyetin sözcüsü olarak sık sık Türk basınına bilgi verdi.

İlk günkü görüşmelerde masaya getirilen kahve de liderler arasında şaka konusu oldu. Annan liderlere kahve teklifi yapınca, bunun Türk kahvesi mi, yoksa Yunan kahvesi mi olduğu soruldu. Papadopulos ise, gülerek, “hayır Türk kahvesi istiyorum, çünkü Yunan kahvesi diye bir şey yok” yanıtını verdi.

Bu arada Türk tarafının yıprandığı gerekçesiyle değiştirilmesini talep ettiği ve görüşmelere aracılık eden Annan’ın Kıbrıs özel danışmanı Alvaro De Soto ile Denktaş arasındaki buzlar da, De Soto’nun Kıbrıs Türk liderine yaptığı ziyaretle eridi. Denktaş, De Soto’ya, “Sen beni yemeye çalıştın, ben de seni yemeye çalıştım, başaramadık. Gel şimdi dost olalım” dedi ve De Soto’nun elini sıktı. Denktaş, ayrıca “Geçmişi artık unut, ama geçmişte yaptığını yapma” derken, De Soto, “Ben seçilmiş kişiyim, yaparım” yanıtını verdi ve aralarında yeniden dostluk kuruldu. Bu arada De Soto’nun, kendisi de usta bir fotoğrafçı olan Denktaş’ın fotoğrafını da çekmek istediği, ancak Denktaş’ın buna izin vermediği haberi kulislerde dolaştı.

Alvaro De Soto ve Kofi Annan

Perşembe günü 12 saat süren üçüncü tur ise, hiç kuşkusuz Kıbrıs müzakere tarihindeki en uzun görüşmelerden biri oldu. Yerel saatle öğlen 15:00’te BM merkezinde başlayan görüşmelerden hemen sonra New York Kennedy Havaalanına gitmek, oradan da İstanbul’a uçmak için hazırlıklarını yapan Kıbrıs Türk heyeti, görüşmelerin uzaması üzerine akşam 18:00’de kalkan tarifeli THY uçağını kaçırdı. Kıbrıs Türk lideri Rauf Denktaş ve ekibin valizleri de, havaalanına götürüldükten sonra otellerine geri getirildi. Denktaş’ın heyetinden bir üst düzey yetkili, “Rumlar'ın da uçaklarını kaçırtmak istedik, ama onlar özel uçakla gelmişler” dedi.

Kıbrıs Rum heyetinde bulunan eski Rum lider Glafkos Klerides, purolarının bitmesi üzerine özel limuziniyle puro getirtti. Bu arada hem Türk, hem de Rum ve Yunan daimi temsilcilik diplomatlarının, ellerinde “Dunkin Donuts” yazan paketlerle liderler ve heyetlerin bulunduğu katlara asansörle yemek, tatlı ve kahve taşıdıkları görüldü.

Görüşmelerin ilk 10 saati boyunca toplantıların her an bitebileceğini ve liderlerin yapacakları açıklamaları kaçırabileceğini düşünen Türk ve Rum gazetecilerin çoğunluğu gece boyunca BM binasından ayrılamadı. Bu nedenle uykusuzluk çeken gazetecilerin bir bölümü lobideki deri koltuklara uzanırken, açlık sorununu çözmek için ortak bir çare bulundu ve bir Türk lokantasından lahmacun, döner kebap, salata, ayran ve kadayıf getirildi, bunlar da Yunanlı meslektaşlarla paylaşıldı.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik