|
Karbon salımında lobicilik | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Komisyonu'nun, motorlu taşıtların atmosfere saldığı karbon dioksit (CO2) miktarını 2012 yılına kadar yüzde 18 oranında azaltılması planı, otomotiv endüstrisi ile çevre dostları arasındaki mücadelede yeni bir dönemi başlatacak.
Komisyonun açıklamasını iki hafta önce yapması bekleniyordu. İlk başta, AB Komisyonu'nun çevreden sorumlu üyesi Stavros Dimas toplam yüzde 25 oranında bir kesinti yapılmasını hedefliyordu. Fakat Alman motorlu taşıt imalatçılarının Brüksel'e başvurarak yüzde 25 oranındaki bir hedefin yeni bir otomobilin maliyetini 2500 Euro arttıracağını, bu yükün de fabrikaların kapanmasına ve iş kaybına yol açabileceğini söyleyip baskı yapması nedeniyle yeni planın açıklanması bugüne ertelendi. Sonuçta yüzde 25'lik hedefe daha fazla biyo-yakıt ve daha kaliteli lastik kullanımıyla ulaşılması hedefleniyor. Avrupa'nın etkili çevre kuruluşları, Avrupa Birliği'nin ulaşım emisyonlarını kontrol altına almadığı takdirde, küresel ısınmaya karşı Kyoto protokolü ile yüklendikleri iddialı hedeflere ulaşmasının mümkün olmayacağına işaret ediyor. Ulaşım, Avrupa ekonomisinde CO2 salımlarının son yıllarda hızla arttığı tek sektör ve 1990 ile 2004 yılları arasında toplam CO2 salımları içindeki oranı yüzde 21'den yüzde 28'e yükselmiş durumda. Asıl pazarlıklar şimdi başlıyor Avrupa Komisyonu'nun taslak metninin yasa haline gelmesinden önce, bu önerilerin yaratacağı etki değerlendirilecek. Yasa taslağının önümüzdeki aylarda şekillenmesi bekleniyor. O noktadan itibaren, gerek otomotiv endüstrisini, gerekse çevre kuruluşlarını temsil eden lobi grupları dikkatlerini, yasa taslağını onaylama, değiştirme, ya da reddetme yetkisine sahip olan Avrupa Parlamentosuna ve Avrupa Birliği'nin üyesi 27 ülkenin hükümetlerine çevirecek.
Sonuçta, otomotiv endüstrisi ile çevre kuruluşları arasındaki mücadele sonucunda, Avrupa Komisyonu'nun bugünkü önerilerine kıyasla çok daha farklı bir metnin yasa haline gelmesi şaşırtıcı olmayacak. Almanya daha şimdiden bu konuda çok hassas olduğunun işaretlerini vermiş durumda. Almanya Başbakanı Angela Merkel, çevreden sorumlu Komisyon üyesi Stavros Dimas'in ilk başta istediği şekilde, büyük otomobil üreten firmaları cezalandıracak herhangi bir öneriyi hiçbir şekilde kabul etmeyeceğini söyledi. Dimas, her otomobil imalatçısının, ürettiği taşıtlardaki ortalama CO2 emisyonunu kilometre başına 120 grama düşürmesini istiyordu. Fakat Merkel'in tavizsiz tutumu ardından, emisyonları azaltma yükünü Avrupa'nın tüm motorlu taşıt imalatçılarına yayan ve her bir firma yerine, endüstrinin tümünü içeren bir hedef tespit etme yaklaşımının benimseneceği anlaşılıyor. Stavros Dimas daha şimdiden, imalatçıların ulaşması gereken emisyon hedefinden taviz vermek zorunda kaldı. İmalatçıların şimdi, motorlu taşıtlardaki CO2 emisyonlarını kilometre başına ortalama 130 grama düşürmeleri isteniyor. Avrupa'da 2005 yılında satılan yeni otomobillerde bu oran kilometre başına ortalama 162 gramdı. Fransa ve İtalya başarılı Avrupa'daki bazı otomobil imalatçıları 130 gram hedefine doğru hızla adım atıyor. İtalyan Fiat firması, otomotiv sektörünün gönüllü olarak kabul ettiği, emisyonları 2008 yılına kadar 140 grama düşürme hedefine şimdiden ulaştı. Fransız Citroen ile Avrupa'nın ikinci büyük otomobil imalatçısı Renault bu hedefe iyice yaklaşmış durumda. Ford ve Peugeot da 140 gram hedefinin çok uzağında değil. Buna karşın, satışları açısından Avrupa'nın en büyük otomobil imalatçısı olan Volkswagen, en az ilerleme kaydeden firmalar arasında. Ulaşım ve Çevre (Transport and Environment) adındaki baskı grubunun geçtiğimiz yıl yayınladığı bir rapora göre, Avrupa'nın önde gelen motorlu taşıt imalatçıları arasında sadece Volvo, Audi ve BMW, Volkswagen'in de gerisinde kalıyor. İmalatçılar arasındaki bu performans farklılıkları göz önüne alındığında, otomotiv endüstrisinin önümüzdeki aylarda ortak bir cephe halinde hareket etmemeleri olasılığı da var. Ayrıca, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasındaki tartışmalarda Fransa'nın Almanya'dan daha farklı bir tutum takınması da mümkün. Maliyet unsuru Önümüzdeki aylarda gündeme gelecek ana tartışma noktalarından biri büyük bir olasılıkla, CO2 emisyonlarını aşağı çekebilmek için, yeni teknolojilere yatırım yapmanın maliyeti üzerinde yoğunlaşacak. Otomotiv endüstrisi, emisyonları azaltma planlarının yaratacağı etkiler değerlendirilirken maliyet ve istihdam sorunlarının üzerinde durulmasını istiyor. Çevre kuruluşları ise bu değerlendirmenin çok daha geniş bir yelpazeyi içermesi gerektiği görüşünde. Avrupa Otomobil İmalatçıları Birliği (ACEA), CO2 salımlarını azaltmak için motorlu taşıt teknolojisinde değişiklik yapmanın, maliyetler açısından en az randımanlı yöntem olduğunu ileri süren araştırmalara dikkat çekiyor. Bu araştırmalardan biri, istenen emisyon hedeflerine ulaşılabilmesi için, bir otomobilin maliyetinin 2400 ile 4000 Euro arasında artabileceğini söylüyor. ACEA bunun da, küçük otomobillerin fiyatının bile aşırı artmasına neden olacağına ve otomotiv endüstrisinin Avrupa'nın bazı bölgelerinde yok olacağına işaret ediyor. Fakat çevre kuruluşları, otomobil maliyetlerindeki artışın sadece 600 Euro olacağına işaret eden diğer araştırmalara dikkat çekiyor ve tüketiciye yansıyabilecek bu artışın, daha az yakıt tüketimiyle kısa bir süre içinde amorti edilebileceğini vurguluyor. Çevre kuruluşları ayrıca, imalatçıların küçük otomobillerde düşecek kâr oranlarını, büyük araba fiyatlarını arttırarak telafi edebileceklerine de işaret ediyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||