|
Uzlaşmaya ne oldu? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Londra'da geçen yıl gerçekleştirilen 7 Temmuz bombalı saldırılarından sonra herkesin dilindeki sihirli kelime "uzlaşma" idi.
Fakat, olayların yıldönümünde Londra saldırılarının, partilerarası bir ulusal uzlaşma dönemi başlatmadığı açıkça görülüyor. Başlangıçta Tony Blair yeni terörle mücadele yasalarının parlamentodan hızla geçirilebilmesi için mümkünse önceden partiler arasında uzlaşma arama sözü vermişti. Liberal Demokratlar olsun, Muhafazakarlar olsun, olumlu buldular bu yaklaşımı. Üç parti bir çok biraraya gelerek, hangi önlemler üzerinde uzlaşabileceklerini konuştular. Ama bundan dört ay sonra Tony Blair'in Başbakan olarak Parlamento'da ilk yenilgisini alacağını kim bilebilirdi? Blair diğer partilerin kabul edebileceğinden çok daha sert terörle mücadele önlemlerini parlamentodan geçirmeye çalışmış ama tökezlemişti. Uzlaşma değil, alışılagelmiş normal siyasete geri dönülmüştü. Ama bu, İngiliz vatandaşı intihar eylemcilerinin düzenlediği saldırıların İngiltere siyasetinde hiç bir şeyi değiştirmediği anlamına gelmiyor. Uzlaşma neden bozuldu? Tüm partilerin bombalı saldırıları izleyen haftalarda üzerinde uzlaştığı bir nokta, "terör eylemine hazırlık teşkil eden eylemler" in de terör eylemi gibi yasa dışı ilan edilmesiydi. Ayrıca her iki muhalefet partisi de dinleme yoluyla elde edilen delillerin mahkemelerde kanıt olarak sunulabilmesinden yanaydı. Hükümet de bunu değerlendireceğini söyledi. Ama Blair yaz tatilini tamamlayıp döndüğünde 12 maddelik bir terörle mücadele planı açıklayıverip, "oyunun kuralları değişti" diye konuşunca işler bozuldu. Muhalefet partileri kendilerine danışılmadığını söylediler. Hatta parlamentodaki içişleri komisyonunun İşçi Partili Başkanı dahi önerileri "iyi pişmemiş" diye tanımladı. Blair'in 12 maddelik planının ayrıntıları açıklandığında daha da çok tepki topladı. Tepkiler özellikle iki öneri üzerinde odaklanıyordu: Terör zanlılarının, zaten uzatılmış bir süre olan 14 gün yerine 90 gün mahkeme karşısına çıkarılmaksızın gözaltında tutulabilmesi ve "terörü yüceltme" şeklinde yeni bir suç tanımı yapılması. Kasım ayında parlamento yasa tasarısının madde madde görüşülmesi sırasında, 90 günlük gözaltı maddesi reddedildi ve yerine gözaltı süresini terör zanlıları için 14'den 28 güne çıkaran başka bir öneri kabul edildi. Fakat, Terörle Mücadele Yasasının diğer tüm maddeleri, "terörü yüceltme" konusundaki tartışmalı yeni suç tanımı da dahil olmak üzere bu yılın başlarında parlamentoda kabul edildi. Ya masumlar? Bütün bu tartışmalar esnasında devam eden bir başka süreç de terör operasyonları sırasında polisin yaptığı hatalar ve mağdur olan masumlar konusundaki tartışmaların sürmesini getirdi.
Geçen yaz Brezilya'lı genç elektrikçi Jean Charles de Menezes, Londra'nın Stockwell metro istasyonunda, intihar eylemcisi olduğu zannıyla polis tarafından vurularak öldürüldü ve yakınlarda Londra'nın Forest Gate mahallesinde yüzlerce polisin katıldığı bir operasyonun sonunda biri vurularak gözaltına alınan iki müslüman kardeş hakkında hiç bir delil bulunamadı. Bu olaylar polisin ve politikacıların 7 Temmuz saldırıları sonrasında karşı karşıya geldiği bazı hassasiyetleri yansıtması bakımından önemliydi. İngiltere parlamentosundaki az sayıda müslüman milletvekilinden biri olan Shalid Malik, İngiltere'deki müslüman toplum ile hükümet arasındaki ileşitimde önemli bir isimdi. Malik, bu konudaki girişimlerin bazılarında çok hayal kırıklığına uğradığını söylüyor. "Bana öyle geliyor ki toplumun katılımını sağlamak, karşılıklı iletişimi geliştirmek konusunda yeni bir inisiyatif başlatmazsak, bu ülkeyi hiç bir zaman güvenli bir yer haline getiremiyeceğiz" diyor. Aynı zamanda Parlamentonun İçişleri Karma Komisyonu'nun İşçi Partili üyelerinden olan Malik, 7 Temmuz saldırılarının İngiltere'yi ve İngiltere'de siyasetin tanımını değiştirdiği kanısında. Shalid Malik'e göre, özgürlüklerle , güvenlik arasındaki denge bu saldırılardan sonra tamamen değişti. Ve kefenin güvenlik tarafının daha ne kadar ağır basması gerektiği tartışması, tıpkı Amerika Birleşik Devletlerinde 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında olduğu gibi gündeme egemen oldu. İnsan Hakları alanında çalışma yürüten önde gelen örgütlerden Liberty'nin başkanı Shami Çhakrabarti ise bütün bu süreçte umut verici bazı gelişmelerin olduğu kanısında. "Evet bir yandan hukuk kitaplarında yerini alan kötü yasalar var. Ama buna karşılık, kamuoyunda, haklar ve özgürlükler konusundaki kaygılar giderek artıyor ve insanlar giderek yaygınlaşan bir şekilde artık özgürlüklerle güvenlik arasında bir tercih yapmanın gerekmediğini, bunun sahte bir ikilem olduğunu düşünüyorlar" diyor Chakrabarti. |
İlgili haberler 'El Kaide MI5'e sızacaktı'03 Temmuz, 2006 | Avrupa '7 Temmuz'da ihmal yok'30 Mart, 2006 | Avrupa Blair'e terör yasası darbesi18 Ocak, 2006 | Avrupa AB'de yeni terör önlemleri 14 Aralık, 2005 | Avrupa 7 Temmuz saldırısı öncesi tatbikat21 Eylül, 2005 | Avrupa El Kaide'den Londra uyarısı04 Ağustos, 2005 | Haberler | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||