BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 23 Mart, 2006 - TSİ 16:24
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Türkiye'de insan hakları milliyetçiliğe kurban gitti
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı'nın raporunda, Türkiye'de insan haklarının, küreselleşme ve PKK'nın etkisi nedeniyle yükselen milliyetçiliğe kurban gittiği ifade edildi.

Türk bayraklı protesto gösterisi

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) için Profesör Baskın Oran tarafından hazırlanan rapor, 2005 yılında Türkiye'deki insan hakları durumunun, iki temel unsurdan etkilendiği saptaması üzerine kurulmuş.

Bunlar, "küreselleşmenin etkileri" ve "PKK terörünün etkisi" olarak sıralanıyor.

"Küreselleşmenin etkileri" başlığı altında, komünizmin çökmesinin bir düşman boşluğu yarattığı, bunun, kimi çevrelerin AB uyum yasalarına duyduğu tepkiyle birleşmesi sonucu, 2005 yılında Batı’ya karşı büyük bir tepkinin doğduğu vurgulanıyor.

Bu tepkinin, "öteki" sayılan başlıca iki gruba yöneldiğini belirten Baskın Oran şöyle devam ediyor;

"Bir yanda yabancılar ve misyonerler, öbür yanda gayrimüslimler ve özellikle de 'dönmeler' (Sabetaycılar)."

"Bu insanlar, aynen AB ülkeleri gibi yabancı düşmanlığı ortamına kapılan Türkiye’de, ülkeyi parçalamak isteyen kişiler olarak takdim edildi."

"Bu korku, ülkenin misyoner tehdidi altında olduğu iddialarıyla da kendini gösterdi ve sonunda, İçişleri Bakanlığı açıklamasına göre 7 yılda yalnızca 344 kişinin din değiştirdiği 70 milyonluk bir Türkiye’de, bir Katolik papazın 4 Şubat 2006’da dua ederken öldürülmesine kadar vardı.

"Bütün bunların asıl üzücü tarafı ise, kendisini 'solcu' olarak tanımlayan kimi çevrelerin bu öteki düşmanlığını 'anti-emperyalizm' ile gerekçelendirerek “güzelleştirmeleri” oldu.

"Aynı durum, ilginçtir, 4 Temmuz 2004’de Irak’ta Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesinden sonra, geleneksel olarak anti-komünist olmak nedeniyle pro-Amerikan olagelmiş ülkücü kesimi bile Amerikan düşmanlığı üzerinden etkisi altına aldı.

"2006 başında vizyona giren 'Kurtlar Vadisi-Irak' filminde Polat şöyle diyordu: “Amerikan askerlerinin patronu Amerikan kapitalizmi değil mi?"

PKK'nın etkisi

Raporun, 2005 Türkiye'sindeki insan hakları durumunu "PKK terörünün etkisi" ışığında değerlendiren bölümünde ise, "PKK’nın tekrar teröre başlaması, adam kaçırması vs., K.Irak’ta bir Kürdistan’ın kurulması ortamının da yardımıyla, büyük tepki doğurmakta gecikmedi" saptamasına yer verildi.

Raporun bu bölümünde dikkat çeken bazı satırlar şöyle; "Uzun zamandır mayalanan bu tepkinin etkisi zaten yıllardır görülegelmekteydi.

"Fakat, Mersin’deki Nevroz mitinginde yaşları 12-16 arasında değişen dört çocuğun Türk bayrağını yakmak istediği haberleri Türkiye’yi bir anda fevkalade karıştırdı.

"Genelkurmay yayınladığı bildiride olayın faillerini 'Sözde Vatandaş' olarak nitelendirdi ve Ankara Üniversitesi Senatosu da kendi bildirisinde aynı terimi kullandı.

"Bu noktada asıl üzücü olan ise şuydu: Bir kere, bu olaylar 'sözde vatandaş' mesajının 'özde vatandaş' tarafından nasıl yorumladığını gösteriyordu. İkincisi, devlet burada canına kastedileni değil cana kastedeni korudu.

"Örneğin Trabzon Valisi linç girişimi hakkında 'Vatandaşlar olaya tepki gösterip karşı koymuştur' dedi."

2005'te ortam

TESEV'in raporunda, küreselleşme ve PKK'ya tepkiler nedeniyle, etnik nitelikli Türk milliyetçiliğinin yükselişe geçtiğine dikkat çekiliyor.

Bu ortamın ürünleri olarak, içinde Kürt ve Ermeni kelimelerini barındıran Latince bitki ve haycan adlarının değiştirilmesi, Hitler'in Kavgam adlı kitabının 12 yayınevi tarafından basılması ve hayali bir ABD-Türkiye savaşından bahseden Metal Fırtına adlı kitabın çok satması gösteriliyor.

Raporda, bu ortamda ortaya çıkan Şemdinli olayının da, "Derin Devlet" faaliyetlerinin kesintisiz devam ettiğinin kanıtı olduğuna işaret ediliyor. Raporu hazırlayan Profesör Baskın Oran, "milliyetçi ortam"ın yargıyı da etkilediğini belirtiyor.

En yoğun şikayet işkence

TESEV raporunun adalet ve emniyet mekanizmalarını mercek altına alınan bölümünde, Başbakanlık İnsan Halkarı Başkanlığı'nın açıklamaları kaynak gösterilerek, 2005 Nisan ayına kadar kuruma yapılan insan hakkı ihlali başvurularında en çok şikayet edilen konunun işkence, en çok şikayet edilen iki kurumun da Emniyet ve Adalet olduğu hatırlatılıyor.

Adalet mekanizmasının işleyişine ilişkin verilen örnekler ise şöyle; "Susurluk’tan sonra (Şemdinli’nin çıkışına kadar) en önemli dava sayılan ve aralarında asker kişilerin de bulunduğu Yüksekova Çetesi davası sürpriz biçimde sonuçlandı.

"Buna karşılık, Temmuz ayında yurt dışında bulunduğu sırada lojmanı kaçak eski eser bulmak için aranan (ve sonradan bu suçlamadan beraat eden) Van Üniversitesi Rektörü Prof. Yücel Aşkın, bu sefer de tıbbi cihaz alımındaki usulsüzlük iddiasıyla 75 gün boyunca tutuklu kaldı ve ancak Aralık sonunda tahliye edildi.

"Yurt dışındaki bir gazeteye verdiği demeç yüzünden 301/1’den 'Türklüğe hakaret' iddiasıyla yargılanan yazar Orhan Pamuk’un davası da 'Sayın Muhbir Vatandaş'ların aynı zamanda müdahil olarak kabul edilmesine sahne oldu.

"Bu davada hükümet ile yargı, 301 gibi son derece tartışmalı bir maddenin uygulanması sorumluluğunu kamuoyunun gözü önünde birbirlerine attılar."

TESEV raporunun sonuç bölümünde ise 2005 yılında Türkiye'nin insan hakları tablosuna ilişkin şu saptamalara yer veriliyor;

"Yılın başlarında, AB Uyum Reformlarının henüz sürdüğü 2003 ve 2004 yıllarından kalma bir iyimserlik mevcuttu.

"Kısa sürede, bu umudun, yıl boyunca iç ve dış gelişmeler sonucu roket gibi yükselen Sevr Paranoyası ('Demokratikleşme Parçalanma Getirecek') ortamını hesaba katmadığı ortaya çıktı.

"Özellikle TCK 216, 301 ve 288. maddelerden açılan ifade özgürlüğü davaları umut sahiplerini şaşkına çevirdi.

"Aslına bakılırsa, TCK madde 301 ve 305’in insan aklına durgunluk veren acayiplikteki gerekçeleri bir kenara bırakıldığında; 216, 288, 301 gibi maddelerin bizatihi metinlerinde çok büyük bir acayiplik yoktu.

"İfade özgürlüğünün yerleşmiş olduğu ülkelerde uygulansa, bunların demokrasiyi engellemeyeceği söylenebilirdi. Ama, zihniyetlerin yasalar kadar kolay değişmediği ortadaydı ve 'İyi Yargıç Varsa, Kötü Yasa Yoktur' kuralının Türkiye için henüz erken bir kural olduğu da anlaşılıyordu.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik