|
12 Eylül darbesinin 25'inci yıldönümü | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Etkileri, bugünün Türkiye'sinde, siyasetinde hâlâ görülen 12 Eylül 1980 yılındaki askerî darbenin üzerinden 25 yıl geçti.
"Aziz Türk milleti! Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanunu'nun verdiği, 'Türkiye Cumhuriyeti'ni kollama ve koruma görevini, yüce Türk milleti adına, emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur." 12 Eylül 1980 sabahı, tanklar büyük kentlerin stratejik noktalarına yerleşirken, Türkiye'nin bugünlerinde hâlâ izleri bulunan askeri darbenin bildirisi, devlet televizyonu TRT1'de bu sözlerle duyuruluyordu. Aynı gün yine televizyondan halka seslenen darbe lideri Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, yönetime el koymalarının gerekçelerini anlattı. Evren, açıklamasında "Ağızlardan düşürmedikleri hukuk devleti kavramı, bir kısım anayasal kuruluşlarca, devletin parçalanması pahasına da olsa, yalnız kişilerin müdafası olarak yorumlanmış, devletin ve milletin savunulması ise sahipsiz kalmıştır" dedi. Darbe, dünyada büyük yankı yaptı. Genelkurmay Başkanı Evren liderliğindeki beş generalin yönetime el koyduğu 12 Eylül gününe kadar, Türkiye, tam bir siyasî ve ekonomik kaos içindeydi son yıllarında. Sağcı ve solcu radikal grupların silahlı sokak çatışmalarında 5 bin kişi ölmüştü. Yemeklik sıvı yağdan, benzine kadar pek çok temel tüketim maddesine, yokluklar nedeniyle, karaborsadan ya da saatlerce beklenen kuyruklardan sonra ulaşılabiliyordu. Sürdürülemeyen koalisyon hükümetleri nedeniyle yaşanan siyasi istikrarsızlık sonucu, Meclis, aylardır süren cumhurbaşkanı seçimini sonuçlandıramıyordu. Ve 12 Eylül geldi. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||